banner39

Atina'da iki görüşün, dünyanın savaşı

Yunanistan uzun süren zorlu görüşmelerin ardından, Avro Bölgesi ülkelerinin önlerine koyduğu metni imzaladı ve Avro Bölgesi'nden ayrılma söylemine veda etti

Analiz 23.02.2015, 09:33 02.03.2015, 15:42
Atina'da iki görüşün, dünyanın savaşı

Sinan Özdemir/Brüksel

Yunanistan uzun beklenti ve çekincelerin ardından Cuma günü Avro Bölgesi devletlerinin sundukları metni imzalayarak Avro Bölgesi'nden çıkacağı noktasında yapılan spekülasyonları boşa çıkardı. Pazarlık sürecinde, kimi zaman, ipler kopma noktasına geldiyse de müzakerelerin sonunda herhangi bir win-win'in sağlanmadı. Çıkan sonuç özellikle Yunanistan'da ve iktidar partisi Syriza'da hayal kırıklığına sebep oldu. Brüksel'de Cuma günü kabul edilen metin 11 Şubat'ta Yunanistan'a sunulan metinden çok daha ağır. İki hafta önce altı saatlik pazarlığın ardından ortaya çıkan metni son dakikada imzalamayarak Brüksel'den ayrılan Yunan delegasyonu bu defa imzalamak durumunda kaldı. İktidar altına imza attığı sözleşmeyi kelime oyunlarıyla kendi lehine çevirmeye çalışıyor olsa da "kazanılan zafer" sembolik değerde oldu. Yunanistan Başbakanı Aleksis Çipras, kabul ettikleri "memorandumu" aylar sürecek uzun bir mücadelenin ilk raundu olarak takdim ediyor.

Üç haftadan bu yana süren görüşmeler tarafların birbirilerine güvenmekte zorlandıkları ve sorunu aşmakta zorlandıklarını gösteriyor. Özellikle Almanya-Yunanistan ilişkilerinin sık sık kopma noktasına gelmesi, ekonomi bakanlarının karşılıklı yaptıkları açıklamalarının Almanları ve Yunanlıları irite etmesi güven ortamının oluşturulmasını engelliyor. Konunun parasal olması ilişkiyi düzeysizleştiriyor. Yunanistan'ın rahatsızlığı bu noktada. Almanya'nın dikte etme refleksinden kurtulmasını bekliyor. Almanya ise Yunanistan'dan sessizlik bekliyor. Syriza'nın oyunu oynamayı kabul etmesini bir zafer olarak telakki eden Berlin tansiyonu düşürmeye yönelik herhangi bir adım atmıyor.

Aleksis Çipras için gelecek 48 saat çok daha büyük zorlukların habercisi. Bir tarafta Almanya ve Brüksel diğer tarafta iktidar ortağı Anel ve partisi içinde giderek tepkisini dışa vurmaktan çekinmeyen memorandum karşıtı gruplar. Brüksel haftasonuna kadar Atina'nın sunacağı ek reform planını görüşecek. Yunanistan önceki reform planlarını kabul ettiğini metne imza atarak kabul etmiş oldu. Kabul etmekle de kalmadı Samaras'ın başbakanlığı döneminde Troyka'nın (Avrupa Merkez Bankası, IMF ve AB Komsiyonu) talep ettiği ve gerçekleşmeyen reformları da üstendi. "Kemer sıkma döneminin" geride kaldığını ilan eden Atina için izahı güç bir durum. Ne var ki, bir win-win sağlanmamış olsa da Yunanistan'a dört ay gibi bir süre kazandırması yeni planların düşünülmesine vakit bırakıyor.

Hükümet sembolik değerde de olsa troyka ve memorandum sözcüklerinin metinden çıkarılmasını yaşanan psikolojik savaşta zafer olarak değerlendiriyor. Altı yıldan bu yana günlük zikredilen bu sözcüklerin toplumsal bilinçaltında göndermede bulunduğu olumsuz bakış bu sayede "giderilmiş" olsa da gerçeği değiştirmiyor. Syriza içinde temsil edilen partilerin bir bölümü hayal kırıklılıklarını her fırsatta dillendiriyorlar. "İhanet" sözcüğü doğrudan ifade edilmese de Çipras'ın Berlin ve Brüksel karşısında geri adım atmasını içlerine sindiremedikleri gibi bir önceki hükümeti düşüren ve erken seçimlerin önünü açan cumhurbaşkanlığı krizinde takındığı tutum balayının kısa süreceğini düşündürüyor.

Aleksis Çipras cumhurbaşkanı adayı konusunda ortaya koyduğu tercihte iktidar ortağı Anel'in hassasiyetini dikkate alması bardağı taşıran damla oldu. Anel'in aşırı sola mensup bir adaya oy vermeyeceğini ifade etmesi yeni bir krizinin habercisi olabileceğini düşünerek sağ cennahtan birinin adaylığı konusunda anlaşıldı. Adayın Yeni Demokrasi'den olması işleri kolaylaştırmıyor. Hükümeti kurtarma adına verdiği bu karar uzalşama arayışı içinde olduğunu; sembolik değeri sebebiyle yeni sorunlar yaratmak yerine kavgayı başka noktalara taşımayı hedeflediği anlaşılıyor. Lakin , Çipras'ın bir ay gibi kısa bir süre içinde verdiği memorandum ve konge kararına rağmen cumhurbaşkanı kararı ittifakın geleceğini tehdit ediyor.

Atina zamana karşı yarışıyor. Bir tarafta ülke dışına kaçırılan milyarlarca dolar, (Aralık 2014-Şubat 2015 aralığında 20 milayar avronun kaçırıldığı ifade ediliyor) raya koyulamayan bir ekonomi. Diğer tarafta "uluslararası sorumluluklarını" yerine getirmesini bekleyen devletler. Bunların dışında değerlendirmeye alınmayan sokaklar. Syriza'yı iktidara taşıyan sokakların beklentilerine cevap vermemesi yalnızca iktidarlarının değil, sokakların son şans olarak değerlendirdikleri krizden çıkış planının iflası anlamına gelecektir. Sermayenin, paylaşımı öne çıkaran bir söyleme, destek vermeyeceği biliniyordu. Bu sebepten bir aydan bu yana yaşanan hareketlikleri yakından takip eden sokaklar sabırla bekliyor. Syriza içinde Brüksel'in sunduğu yeni memorandumu referanduma götürme çağrısında bulunanlar da yok değil. Yorgo Papandreu'nun başbakanlığında dillendirdiğinde kopan fırtına hatırlandığında Brüksel ve Berlin'in bu çıkışa sıcak bakmayacağını tahmin etmek güç olmasa gerek.

Kuzey Akdeniz'de gözlerin Yunanistan'a yöneldiği bir dönemde başarılı olmasını sokaların dışında kimse istemiyor. Öyleki başarısız olması için Brüksel ve Berlin'e baskı uyguluyorlar. Atina'nın Cuma günü imzaladığı yeni memorandumdaki yeni taleplerden anlaşılıyor. Yunanistan, neoliberallerin laboratuvarı konumundan küreselleşme karşıtlarının labortuvarına dönüştü. Warren Buffet sınıflar arası savaşın zenginlerin zaferiyle son bulduğunu ilan ederken, onlar daha henüz bitmediği ifade ediyorlar. Küresel rahatsızlık yalnızca ekonomik değil jeopolitikte. Atina'nın soğuk savaş rüzgalarının estiği bir ortamda Rusya ile ticari ilişkilerini herşeye rağmen sürdürme ; Doğu Akdeniz'de son altı yıldan bu yana ortaya çıkan yeni oyunu gözden geçirme isteği rahatsızlıkları artırıyor. Syriza'nın geleceği bu sebepten ekonomik olduğu kadar siyasi tercihleriyle de doğrudan ilintili. Brüksel ve Berlin görünen aktörlerin başında yer alıyor ; kukla kuklacı hikayesinde olduğu gibi onların şahsında Syriza'nın iktidardan uzaklaştırılmasını isteyen onlarca grup var. Aleksis Çipras, kabul ettikleri "memorandumu" aylar sürecek uzun bir mücadelenin ilk raundu olarak takdim ederken ve yaşananları savaş terimleriyle izah ederken mübalağa etmiyor. Çünki Atina savaşta. İki görüşün, dünyanın savaşında...

Yorumlar (0)
26
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?