banner39

Avrasya Birliği'ni neler bekliyor?

Avrasya Birliği, yaptırım tehditlerine rağmen muvaffakiyet sinyalleri verirse Bulgaristan gibi başka Avrupa Birliği üyelerinde de taraf değiştirme yönünde eğilim belirebilir. Ama erken çökerse Kremlin’in içeride de ciddi sorunlarla karşılaşabilir

Analiz 02.06.2014, 13:46 03.06.2014, 18:00
Avrasya Birliği'ni neler bekliyor?

Barış Mutlu - Moskova

"Adresim ne bir ev ne de sokak
adresim Avrasya Birliği"  

Astana’da gerçekleştirilen Avrasya Ekonomik Birliği Zirvesi Ukrayna krizinin gölgesinde ve eski Sovyet ülkelerinin tedirginlik duymaya başladığı bir atmosferde hayat buldu.  

Taraflar anlaşmayı imzaladı ve "muhalefet geleneği zayıf" parlamentolarda onaya gidecek. Hepsi halledildiğinde ise 1 Ocak 2015 tarihi beklenecek, resmi başlangıç için. Ermenistan ve Kırgızistan’ın üyelik ihtimalleri de önemli; Erivan’ın AB ile flörtü, Kırgızistan’ın her geçen gün daha da fazla Çin’in etki alanın girmesi diğer muhtemel adayları da revizyona itebilir. Yeni birlik yaptırım tehditlerine rağmen muvaffakiyet sinyalleri verirse Bulgaristan gibi başka Avrupa Birliği üyelerinde de taraf değiştirme yönünde eğilim belirebilir. Ama erken çökerse Kremlin’in içeride de ciddi sorunlarla karşılaşabilir.  

Kırım’ın ilhakıyla başlayan süreç batı kamuoyunu gürültüyle sarstıysa, eski Sovyet coğrafyasında da eski Sovyetler Birliği adetlerine denk bir ölçüde; sessiz gibi ama yakıcı soru işaretleriyle yayılmaya başladı.   

Zira önce batı kamuoyunda dillendirilen fakat sonra eski Sovyet coğrafyasında dolaşmaya başlayan şu ihtimal giderek daha fazla insanın canını sıkmaya başlıyor: Yakın çevre diye adlandırdığı bölgelerde etkinlik arayan Rusya, bu ülkelerde yaşayan Rus vatandaşlarını gerekçe göstererek benzeri senaryoyu uygulamak isterse ne olacak?  

Nazarbayev’in görevden ayrılması halinde ya da Belarus’ta Lukaşenko devrinin bitmesi durumunda yeni gelen yönetimler Kremlin’le bu kadar içli dışlı olmayı kaldırabilecek mi? Kaldıramazsa Rusya, Batı Kazakistan'da örneğin "soydaşlarım baskı altında" bahanesiyle Hazar Denizi'nde Astana yönetiminin hakimiyetini silmeye çalışacak mı? Azerbaycan’daki vatandaşlarına bile teyakkuz çağrısı yapan Rusya, diğer Orta Asya ülkelerinde yaşayan soydaşlarını hangi formül içinde değerlendirecek? AB ve NATO'yla flörtünü ileri götürmesi halinde Ermenistan’a ne olacak, Ermenistan’daki Rus üssünün hali nice olacak? 

Moldova ne olacak? Transdinyester'den onbinlerce imza toplayan Rus dışişleri bunları Spiridonovka'daki tarihi kütüphanesine kaldırmayacak herhalde; Ukrayna pazarlıklarının herhangi bir aşamasında kullanılmak üzere çekmecede tutacak.  

Yani Rus çarlarının fikri örgüsünde önemli bir yer tutan "büyüyemezsen çökersin" uyarısı, kendini uluslararası kamuoyunun bir parçası olarak gören günümüz Rusya’sında ne kadar etki sahibi olacak? O günler geride kaldıysa, neden Rusların sadece yüzde 5’i "Kırım’ı almamalıydık, iyi olmadı" diyor? Ne için Rus şehirlerinde büyük binaların duvarına Kırım-Rusya birlikteliğini övücü semboller, sloganlar resmediliyor? Batı karşıtlığının etkisi var evet, ama ondan da büyük bazı idealler var sanki, doğası gereği muhalif olması gereken grafiti ustaları bile hünerlerini "Kırım Rusya'dır" ifadeleriyle tren yollarına işliyor? Komünistlerden liberallere neredeyse tüm siyasi fraksiyonlar yeni bir soğuk savaşın başladığı ön kabulüyle geliştirdikleri aşırı söylemlerle puan toplamaya çalışıyor.   

Yaptırım hamlesi eğer halkın yönetime cephe almasını amaçlayan bir motivasyon sahibiyse bu bir yanlış hesaptır diyebiliriz.   

Rus diplomatların geçiştirdiği soru şu: Referandum, halkların kendi kaderini tayin hakkına saygı, dışarıdan müdahaleye hayır. Hepsi çok güzel. Fakat yarın Buryatya, Tataristan ya da Dağıstan benzeri bir referandumla biz Rusya ile birlikte yürümek istemiyoruz derse? Aslında Yeltsin döneminden kalan anayasada bu teşebbüse cevaz var. Fakat sonradan beliren ceza yasaları, bunun tartışmasını bile açmayı "bölücülük" olarak görüyor. Yani Rusya, Çin’in Ukrayna krizi hususundaki çekimser tavrını yorumlarken "onların da Uygur özerk bölgesi başta olmak üzere benzer sıcak sorunları var. Dolayısıyla bu tavırlarını anlamak gerekir" çizgisinde. Fakat aynı sıkıntı asıl kendinde var, bunu mevzubahis edenlere de iyi gözle bakılmıyor. 

Ve Kafkaslarda yaşanan yeni değişiklikler... Putin’in işadamı görünümlü Hloponin'i Kafkasya özel temsilciliği görevinden alıp (bir nevi müstemleke valisi gibi) yerine asker kökenli (ayrılıkçılara karşı yürütülen operasyonlarda görev almış) Sergey Melikov'u getirmesi? Her ne kadar Melikov'un Dağıstan kökenli olduğu Rus medyasında geniş şekilde vurgulansa bile, Kremlin’e hakim ruh halini anlamak güç değil.  

Rus lider Putin halk nezdindeki popülaritesinin yüzde 90’lara dayandığı bugünlerde hiç olmadığı kadar güçlü. Dolayısıyla çok aykırı bir tasarrufta bulunacaksa da gün bugündür. Kafkasya’daki değişiklikler belki başka zaman olsa meclis dışı muhalefetin hedefi haline gelebilirdi. Fakat ne bu, ne yeni göçmenler yasası; eleştirilemedi bile. Soru işaretleriyle dolu vatandaşlık yasası dahi "Kremlin onayladıysa vardır bu işin bir hikmeti" düşüncesiyle sessiz sedasız geçti hem Duma’dan hem federasyon Konseyi’nden. 

Daha 1,5 yıl öncesine kadar "Putin cehenneme git" diyen insanların bugün "ne olursa olsun birliğimizi bozmamalıyız" deyişine tanık oluyoruz. Rus lidere verilen olağanüstü desteği ve tersine dönen rüzgarı anlatmak için ufak bir not:

Şehrin en marjinallerinin buluştuğu Arma 17 isimli eski bir fabrikadan bozma mekan (Moskova’nın Akmar Pasajı) önceki hafta son programını yaptı ve kepenklerini kapadı. Bu kapanış gününde hemen her katmandan insan; Progressive House'çusundan; metalcisine; ılımlı satanistinden, muhafazakar hiphopçısına kadar türlü türlü suret bir aradaydı. Bir gece devrilmiş, sabah olmuş ve lakin katılımcılar -mekanın kapanmasına çok içerlediklerinden olsa gerek-evlerine dönmemiş, sokağa taşarak son buluşmanın son nefesini vermesine mani olmaya çalışıyorlardı. 

Tam o sırada söz konusu sokağa polis arabası girdi. Rutin bir devriye göreviydi ama istisnasız her geçtiğinde alkolün de rüzgarına kapılmış gençler ekip arabasını, içindekileri yuhalar: ne kadar Rusça öğrenirseniz öğrenin anlamakta yetersiz kalacağınız küfürleri sıralarlardı. Çünkü alkol ve bilumum psikoaktiflerin emniyetinde yol almaya çalışan gençler, polislerin bunu engelleme ya da rahatsız etme amaçlı geldiğini düşünür ve bir nevi bunları püskürtmeye çalışırdı. Bu sefer çok değişik bir şey oldu. Herkes sözbirliği etmişçesine polisleri alkışlamaya ve Kremlin yanlısı sloganlar atmaya başladı. Polis de bu hüsnü niyetli yaklaşıma mukabele etti. Normal şartlarda o devriye görevini ıslıklar ve küfürler eşliğinde yapan nöbetçi ekip, bu kez olanlara kendi de şaşırmış bir vaziyette çıkıştan uzaklaştı gitti.   

Putin iç kamuoyunda sonsuza kadar Kırım ilhakının ekmeğini yiyemez. Elbette rüzgar bir gün dinecek. İşte o rüzgarın esintisi hafiflediğinde ekonomi ne durumda olacak, işsizlik nerelere gelecek; 98 krizini anımsatan gelişmeler yaşanacak mı? Popülaritenin askeri ölçüler üzerinden yükselmesi akla hep Churchill ve Bush örneğini getirir. Birincisi İkinci Dünya Savaşı’nda; ikincisi Irak işgalinde yükselen dalgaya rağmen seçim kaybetmişti. Ama iki örnek de seçimlerin tartışmalı olmadığı ülkelerden.  

Bir de stalin örneği var. O askeri zaferi elde ettikten sonra ölene kadar Sovyetleri idare etti. Savaşta ölen Rus sayısına çok büyük bir rakamı da muhalefeti devre dışı bırakmak için eklediği belirtilir. Rusya’nın günümüz şartlarında böyle bir kırıma sahne olması uzak ihtimal gibi gözükse de, 2024'e kadar Kremlin’i (uzun dönem kaplıca seçenekli devre mülk gibi) adres gösterme niyetindeki Putin’in ipleri kolay bırakmayacağı aşikâr.  

70’li yılların sonunda Sovyet coğrafyasında popülerleşen bir "Rusça" şarkı vardı: Adresim ne bir ev, ne bir adres: adresim Sovyetler Birliği…

Aradan geçen 35 yılı aşkın zamanda köprünün altından çok sular aktı. Adres olarak o Sovyetler’in başkentinde adres sahibi olabilmek binlerce dolardan ve siyasi hesaplarla tanzim edilen kotalardan geçiyor. Artan ırkçı saldırılar da bu zorlu şartları bile yerine getiren Orta Asyalıları, Kafkas kökenlileri bekler. 

Yükselen milliyetçi dalgaların altında ve kapitalist sistemin acımasız ortamında birlik üyesi vatandaşlar eskisi kadar rahat ne dolaşıma ne de yerleşim hakkına sahip olabilecek. Fakat bu ayrımcılık dışlanmazsa, gelir dağılımda adalet sağlanmazsa, yolsuzluklar dizginlenemezse; hedeflenen siyasi ve ekonomik güce ulaşabilir mi? 

banner53
Yorumlar (0)
35
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?