banner39

Avrupa çözüm sürecini nasıl izliyor?

Avrup, çözüm sürecini ihtiyatlı bir üslupla takip ederken Avrupa'daki Türkiye insanı ise merakla ve umutla izliyor

Analiz 03.05.2013, 10:49 03.05.2013, 10:49
Avrupa çözüm sürecini nasıl izliyor?

Saadet Oruç/ Paris

Geçtiğimiz günlerde gündeme gelen ancak memleket gündeminin baş döndürücü hızı nedeniyle arada kaynayan bir gelişmeyi sakince değerlendirmek gerekiyor.

Kürt sorununa ilişkin çözüm süreci Avrupa da yakından izleniyor ve Avrupa çözüme yönelik takvimde ihtiyatlı üslubuyla dikkat çekiyor.

Türkiye'deki süreci pertürbe edecek sert adımlar atmamaya özen gösteriyor.

Bütün gelişmeler dikkatle not ediliyor. Bazı yanlış anlamaları da zamanında düzeltmek gerekiyor.

Avrupa, PKK konusundaki resmi söylemini henüz değiştirmiş değil.

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi'nin Türkiye'ye yönelik post-monitoring raporunda PKK'lılara yönelik olarak "terörist" ifadesi yerine "aktivist" kelimesinin kullanılmasına ilişkin haberler, bir günlük gündem tüketimi rolünü yerine getirmiş ve fikri takip haberleri es geçilmişti.

Çok bizden refleklerle bu konuyu okuduk. Raportör Josette Durieu'nun bu kelimenin kullanılmasına yönelik düzeltmesi yeterince yansımadı.

Öncelikle raportörün düzeltmesine kulak verelim. Raporun pek çok yerinde terörist kelimesinin kullanıldığına dikkat çeken Fransız parlamenter, tercüme hatasına dikkat çekti ve "aktivist" kelimesinin Fransızca kullanımına atıfta bulundu.

PKK, AB ve ABD terör örgütleri listesinde olduğu müddetçe, resmi jargonda bir değişiklik olması beklenmemeli.

Ancak Türkiye'deki çözüm süreci ve toplumsal iklime paralel olarak da PKK'lılara yönelik politikalarda bir değişiklik olması da muhtemeldir.

Bu yönde Avrupa ülkelerinden ve Avrupa kurumlarından gelecek farklı önerilere de hazırlıklı olmak gerekir.

Bu noktada PKK yöneticilerinden Murat Karayılan'ın gazeteci Aslı Aydıntaşbaş'a yaptığı açıklamaların Paris katliamına ilişkin bölümünü hatırlamakta da fayda var.

Karayılan, bu suikastte Avrupa ülkelerinin bilgisi (belki de rolü?) olduğuna ilişkin kuşkularını paylaşıyor ve "suikastte Türkiye'nin sorumluluğu olsaydı şimdiye kadar açıklanırdı," diyor.

Çözümü istemeyen güçlerin Avrupa'daki müttefiklerine işaret ediyor.

Bu ayrıntıyı da Avrupa'nın hesaplamalarına ait analizlerde dikkate almakta fayda var.

Avrupa'daki Türkiye insanı ise çözüm sürecini merakla ve umutla izliyor. Akil insanlar heyetinin Avrupa'ya olası bir ziyareti, önemli bir psikolojik eşiğin aşılmasına da yardımcı olacak gibi görünüyor.

AVRUPA GÖSTERİ TOPLUMU VE 1 MAYIS PANAYIRLARI VE DİLAN...

Meydana en erken gelen müge çiçeği satıcıları ve Türkiyeli sol gruplar oldu.

Paris'in ünlü Bastille Meydanı'nda düzenlenen 1 Mayıs mitingi saat 15.00'de başlayacaktı ama İstanbul'daki 1 Mayıs görüntülerinin etkisiyle olacak, Türk gruplar saat 11.00'den itibaren meydandaki yerlerini almışlardı.

Müge, adeta sadece 1 Mayıs günü açan bir çiçek Fransızlar için. Her köşe başında müge çiçeği satan satıcılar, bu zarif çiçekle bayramınızı kutlarlar.

Çok eski bir gelenek müge çiöeği Fransa'da...

Bu yıl da öyle oldu.

Müge çiçeği yine yılın tek gününde açan bir Mayıs selamı çiçeği oldu.

Fransa'daki sendikalar ortak bir tutum belirleyememişlerdi. Bu nedenle artan toplumsal rahatsızlığa karşın en sönük geçen 1 Mayıs kutlamalarından birisi yaşandı.

Fransa, işsizlik rakamlarıyla rekor kırıp, Avrupa ekonomik krizi son hızla tırmanmaya devam ederken, 1 Mayıs gösterisi hükümete uyarıda bulunulan bir protesto olmaktan uzaktı.

Daha çok göçmen gruplarının protestolarına sahne oldu, Fransızların azlığı dikkat çekti. Türkiyeli grupların yanı sıra, İranlı muhalifler, Tunuslu muhaliler ve Suriyeli muhalifler de Bastille Meydanı'ndaydı. Herkesin mesajı kendi ülkelerindeki iktidara yönelikken Fransız anarşist sendikal grup CNT, meydana "Fransızlar-göçmenler el ele" sloganıyla girerek, meydandaki göçmen kökenli grupları da selamlamış oldular.

Meydanda kurulan tezgahlarda mergez ve köfte satışı yapıldı. En ilginç kare ise, bir Türk kadının yere koyduğu tahtada hamur açması, oracıkta gözleme hazırlaması ve yanıbaşındaki sacda pişirmesi oldu.

Özetle herkes vardı Paris Bastille Meydanı'nda... Polis dışında...

Meydan o derece panayır formatındaydı ki, bir tek polis bile göze çarpmadı. Bastille Medyanı'nda görev yapan sivil polislerin yanı sıra ara sokaklarda konuşlanmış resmi polisler güvenlik için gözlem yapmakla yetindiler.

10 binden fazla gösterici, bilinen ve bilinmeyen dillerdeki sloganlarını attılar ve marşlarını söylediler.Tam Nation Meydanı'na doğru yürüyüşe geçecekleri sırada bastıran sağanak yağmur nedeniyle miting erken noktalanmak zorunda kaldı.

Geç başlayıp, hava muhalefeti ve muhalefet havası nedeniyle erken biten mitingin sonunda pankartlar toplandı, herkes evine döndü.

Fransa, 2 Mayıs gününe bölünmeden, rejimi sarsılmadan girdi.

Pankart ve sloganlar, "marjinalin de marjinali gruplar" Fransızların ünlü Bastille Meydanı'nda sahnedeydi. Olmayan biber gazı, polisler ve "sabaha çıkacak mı?" diye dualarla kapısında beklenen yaralı gençler idi.

Krizin daha çok sarstığı Yunanistan ve İspanya gibi ülkelerdeki 1 Mayıs mitingleri ve İsveç'te ilk kez sahneye çıkan neo-nazilere ilişkin haberler, İstanbul'dan gelen şiddet haberlerinden sonra verildi.

1 Mayıs, Avrupa'yı saran ekonomik kriz ve işsizlik dalgasına karşın bir "gösteri toplumu panayırı" formatında kutlanırken, karşılıklı inatlaşmalar nedeniyle İstanbul'dan gelen şiddet görüntüleri ön plana çıktı.

Uluslar arası kamuoyu algısı noktasında, en önemli düğümünü müzakere yöntemiyle çözmekte olan bir Türkiye...

Ekonomik ve sosyal krizlerle inişe geçmiş bir Avrupa...

1 Mayıs denince bir yerde müge çiçeğiyle süslenmiş bir panayır, öte yanda genç yaşamlar için endişelere dönüşen bir feveran...

Kafasına çarpan gaz bombasının dumanlarıyla ekranlara yansıyan 17 yaşındaki bir Dilan...

Bu işte bir yanlışlık yok mu?

Yorumlar (0)
19
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?