banner39

Avrupa'da son düello

Romanlar sınırdışı edilmesi Avrupa ülkelerini Fransa ile karşı karşıya getirdi

Analiz 21.09.2010, 09:50 21.09.2010, 16:16
Avrupa'da son düello

Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni- Brüksel

Ağustos ayından bu yana Avrupa Birliği Romanları tartışıyor. Gündemin birinci sırasında yer alan Romanlar geçen hafta Fransa ile Komisyonu karşı karşıya getirdi. Hafta başında Lüksemburg’lu Komiserin Fransa’nın Romanlara karşı tutumunu II. Dünya Savaşı’nda ki yaşananlara benzetince  Paris’te kıyamet koptu. Söz düellosu Perşembe günü bu defa Sarkozy ve Barosso arasında Brüksel’de devam etti. Toplantıda gündemin asıl konusu olmamasına rağmen oradada ateşli tartışmalara sebep oldu.

Komsiyon Başkanı’nın Viviane Reding’e sahip çıkması Paris’ı kızdırdı. Son yıllarda  “mutlaki monarşi” görüntüsü veren Fransa’nın sahnelediği siyaset oyunu bu tür çıkışlara ve sahip çıkmalara karşı durmanın ötesinde “ulusal savaş” algısı içinde tepki göstermesine yol açıyor. Fransa’nın kendi içinde de aykırı seslere tahammülü yok. En son le monde gazetesine dönük Elysee Sarayı’nın tele kulak skandalı Sarkozy’nin başarmak için bütün yolları mubah kabul ettiğini gösteriyor. Bu tarz-ı siyaset 17. yy’dan bu yana kabul gören  “raison d’Etat” çizgisinde şekillendiğini de gösteriyor.

Avrupa Birliği’nin Roman sorunsalı üye devletleri Fransa veya Komisyon’un yanında yer almaya zorluyor. İtalya Başbakanı Berlusconi’nin Sarkozy’nin yanında yer alması kimseyi şaşırtmadı. Uzun zamandan beri “Brüksel oligarşisine” karşı  göçmenler konusunda verdiği mücadele biliniyor. İtalya için bu bulunmaz bir fırsat ; çünki Romanlar konusuyla birlikte göçmenlik meselesinin de masaya yatırılmasını sağlayabilir. İtalya’nın dışında Fransa’nın yanında görünmek isteyen başka her hangi bir devlet yok.  Sarkozy Perşembe günü Brüksel’de gerçekleştirdiği basın toplantısında Merkel’in de Romanları sınır dışı etmeye hazılandığını ifade etmesi Avrupa’da izole edilen Fransa’nın destek arayışı içinde olduğunu gösteriyor. Her geçen gün kurucu mottosundan uzaklaşan Fransa’nın sadece Avrupa’da değil dünyada da imajı yara almaya devam ediyor.

Bu güne kadar ABD Avrupa’nın içişlerine karışmamaya büyük özen gösteriyordu. Ne var ki geçen hafta bu da bozuldu ve Amerika , Fransa’da Romanlara karşı uygulanan dışlayıcı politikadan rahatsız olduğunu duyurdu. Fransa’nın Almanya ve Amerika’dan da destek görmemesi izolasyonunu derinleştiriyor. Fransa’dan daha fazla Roman ağırlayan İspanya henüz safını belirlemiş değil.

Dış dünya Fransa’da yaşananları anlamakta zorlanırken Fransız halkının yaşananlara “fransız kalmadığı” son yayımlanan kamuoyu yoklmasından anlaşılıyor. Opinion Way’in Le Figaro gazetesi için gerçekleştirdiği kamuoyu yoklaması geçen hafta Çarşamba ve Perşembe günü -Fransız medyasının yaşananları  “Brüksel saldırganlığı” olarak takdim ettiği bir zamanda- gerçekleştirildi. Sorulan soruların içinde en önemlisi Fransız halkının sözleşmelerin garantörü olan Komisyon’un Fransa’ya karşı çıkışlarını destekleyip desteklemediğine ilişkin olanıydı. Katılanların yüzde 44 olumlarken yüzde 56’sı doğru bulmadığını ifade etti. Anket Roman meselesinde  sağ sol kutuplaşmasının oluştuğunu doğruluyor. Karşı çıkanların önmeli bir çoğunluğu sağ ve aşırı sağ partilere oy verenlerden oluşuruyor.

Bu sonuç Fransız hükümetini geri adım atmamaya ve Romanlar konusunda uyguladığı baskı politikasını sürdürmeye teşvik edecektir. Fransız halkının tutumu Sarkozy’nin AB sahnesinde başı dik durmasını sağlayacaktır. Ancak aynı zamanda ankete katılan ve Fransa’nın tavrını olumlayanların soru kısmında Komisyon için ifade edilen “sözleşmelerin garantörü” sıfatının ciddiye almadığı gösteriyor. Sözleşmelerin AB üyesi devletlerin iç hukularının bir parçası olduğu gerçeği göz önünde bulundurulduğunda ankete katılanların hukuka rağmen yapılanları destekledikleri anlaşılıyor.  Son yıllarda Fransa’nın bir takım uygulamalarıyla “hukuk devletinden” “kanun devletine” doğru kaydığını bundan önceki analizlerimizde ifade etmiştik.

Komisyon  Ekim’de Bükreş’te Roman sorunsalına ilişkin bir konferans organize etmeye hazırlanıyor. Roman meselesinin enine boyuna tartışılacağı bir konferans olacak. Bunun dışında Komisyon Perşembe günü Sarkozy-Barosso düellosunun ardından sadece Fransa’ya karşı suç duyurusunda bulunmaktan vaz geçti ve hak ihlallerinin yaşandığı diğer AB ülklerini de aynı şekilde takip etmeye hazırlanıyor.  Fransa’nın doğrudan hedef alınmaması için tercih edilen yol -2008’de yayımlanan bir rapor temel alınarak-  Komisyon direktiflerini uygulamaya koymayan  25 AB ülkesiyle birlikte değerlendirilmesi oldu.

AB’nin geleceği tartışıldığı bu günlerde tartışmalardan çıkan sonuç çözülmenin iki fay hattı üzerinden gerçekleşe bileceği idi.  Birinci fay hattında avro, ikinci fay hattında yükselen milliyetçilik bulunuyor. Avro ve milliyetçilik aslında bir üst yapıda buluşuyor birliğin federalist yapısının güçlendirilmesini savunanlarla  karşı çıkanların yer aldığı bir üst yapı. Fransa ve İtalya’nın  Komisyona karşı aldıkları tavrın ardında bu çatışma bulunuyor. Fransa’nın düne kadar savunduğu federalist projeden uzaklaşması  2008’den bu yana baş gösteren ekonomik kriz ve yükselen milliyetçilikle izah edilebilir. İtalya’nın federalist projeden uzaklaşmasının sebebi de aynı. Merkel’in Sarkozy’e rağmen Komisyona sahip çıkması federalist yapıyı desteklemesiyle ilintili ama en önemlisi ekonomik gücü ve içinde şimdiye kadar kanalize etmeyi başardığı “milliyetçilik” meselesiyle doğru orantılı.

Brüksel’de gerçekleşen  Barosso-Sarkozy tartışması Roman sorunsalı sebebiyle gerçekleştiği söylense de aslında yaşananlar federalizm taraftarı ve karşıtı cephenin dışa vurulmuş “son düellosu” idi.  

 

banner53
Yorumlar (0)
18
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?