Bamako'da darbe, çölde isyan

Mali'de askeri darbenin arkasında kimlerin olduğunu anlayabilmek için darbecilerin hangi devletlerle ekonomik ilişkilerini devam ettireceklerini görmek gereklidir

Bamako'da darbe, çölde isyan

İbrahim Tığlı / Dünya Bülteni

Son iki aydır, Mali'nin kuzey çöl bölgesinde yaşayan isyancı Tuaregler, saldırıları artırırken, geçen Salı da düşük rütbeli askerlerden oluşan bir grup, başkanlık sarayını ve devlet televizyonunu ele geçirerek demokratik seçimle iktidara gelen eski darbecilerden Devlet Başkanı Amadou Toumani  Toure'ye karşı başarılı bir darbe gerçekleştirdi. Mali'nin başkenti Bamako'da darbe yapılırken Kuzey Mali'de de Tuaregler bağımsız devlet olmak istediklerini deklare ettiler. Üç kişi ölmesine rağmen ciddi bir direnişle karşılaşmayan darbeciler, anayasayı askıya alarak Nisan'da yapılacak seçimleri ileri bir tarihe ertelediklerini açıkladılar.

Tuaregler, 1960'tan beri Mali ordusuyla kesintilere rağmen-1961-1964, 1970-1971, 1990-1995, 2007-2009- savaşıyorlar. Fransızlar, Berberi asıllı bu kabileye bağımsızlık vaat etmelerine rağmen, sözlerini tutmadılar, aksine Mali ve Nijer'de kurulan sosyalist yönetimleri, yüzyıllardır Kuzey Afrika'nın sakinleri göçebeleri kabul edilen Tuareglerin yaşadıkları bölgeleri işgal edip, onları –öteki- olarak kabul ederek vatandaşlık hakkı dahi vermediler. Bugün Libya, Burkina Faso, Nijer, Moritanya ve Mali'ye yayılmış yarı-göçebe yaşayan yaklaşık 3 milyon Tuareg bulunuyor. Libya'da Kaddafi'nin devrilmesine kadar bu ülkede sakin bir hayat yaşadılar ve Kaddafi'nin ölümüne kadar Libya yönetimine bağlı kararak isyancılara karşı savaştılar. Fakat Kaddafi'nin ölümünden sonra Libya'da yaşayan Tuareglerin önemli bir kısmı Mali'nin kuzey bölgelerine göç ettiler ve Mali yönetimine karşı yıllardır mücadele veren Milli Azavad Özgürlük Hareketi(MNLA) ile birleştiler. Azavad, Tuareg dilinde Timbuktu, Kidal ve Gao bölgelerinin genel adı. Mali ordusu üç gündür Azavad'da kontrolünü yitirdi ve aralarında Kidal havaalanının da bulunduğu Tessalit, Oguelhok gibi stratejik noktalar, Tuareglerin eline geçti.

Son zamanlarda Tuaragler, eski Libya yönetiminden devşirdikleri ağır silahlarla Mali yönetimine karşı başlattıkları saldırıları yoğunlaştırdılar, bu saldırılılar sonrasında on binlerce kişi mülteci durumuna düşerken bine yakın isyancı, sivil ve asker hayatını kaybetti. Mali'de Milli Azavad Özgürlük Hareketi'nin 800-4000 arası silahlı kuvvetinin bulunduğu geçen haftalarda CİA tarafından iddia edilmişti. Eğer bu rakam doğru ise bölgedeki 10 bin kişilik Mali ordusunun ne yaptığını sormak gerekli. Son aylarda Tuareglerin saldırılarına karşı eleştirilen ordunun, hükümetten gerekli desteği almadığı iddia ediliyordu. Devrik lider Toure ise,  ordunun bu iddialarını saçma buluyor, ordunun Tuaregler karşısında başarısız olmasını, kullanılan yöntemlerin yanlışlığından kaynaklandığını iddia ediyordu.

Tuareglerin Mali'de bir dönüşümü başlattıkları görülüyor. Kuzey Sahra ülkelerinin Tuaregleri dönüştürmeye çalışırken kendilerini değiştirmek zorunda kalmaları darbeyi ilginç hale getiriyor. Nihayetinde bu darbenin arkasındaki amil, Tuaereg sorunun çözülemeyişinden kaynaklanmakta ve taraflar arasında görüş ayrılıklarını ortaya çıkarmış görünüyor. Libya liderinin ölümü bir anlamda Mali'de yönetimin devrilmesine yol açtı diyebiliriz. Benzer durumların Nijer, Çad, Moritanya ve Burkino Faso'ya da yayılma olasılığı yüksek. Arap baharı şimdilik Mali halkına pek yaramadı ama çölün kabilleri bir bahar yaşayacak gibi gözükmekte.

Tuareg sorunun çözümsüzlüğünde özellikle ABD tarafından soğuk savaş sonrasında benimsenen teröre karşı savaş politikasında ile yeni ulus devletlerin uyguladıkları sosyo-ekonomik ve güvenlik politikalarında aramak gereklidir. Sömürgeciliğin mirası ile ortaya çıkmış yeni Afrika liderleri Tuaregleri daima kalkınma ve gelişmelerinde bir engel olarak gördüler. Hayvancılıkla uğraşan bu kabilelerin modernleşmedeki ilgisiz ve isteksizlikleri geleneksel yaşantılarını devam ettirmedeki arzuları, tek biçimci ekonomik ve sosyal kalkınma için tehdit olarak algılanmaktaydı. Sürekli yer değiştiren Tuaregler, üzerinde egemenlik ve otorite tesis etmek isteyen ulus devletlerin iktidar çabaları, hep sonuçsuz kalıyor ve devlet hizmet götüremediği gibi, vergiler de düzenli toplanamıyordu. Kabilelerin merkezi güvenlik sistemine bağlı kalmamaları, kendi sorunlarını geleneksel yöntemlerle çözmeye kalkışmaları zaman zaman hükümet kuvvetleri ve kabileleri karşı karşıya getirmekteydi.

Mali yönetimi isyancıların arkasında Kaddafi'nin olduğunu iddia etse de eski Libya yönetimi her defasında bunu yalanlamıştı. Fakat şimdilerde Tuareglerin arkasında Libya yönetimi olmasa da, Kaddafinin çöle yığınak yaptığı silahlar olduğunu söylemek mümkün. Güvenlikten yoksun Sahel bölgesinde Tuareglerin baskın bir güç haline gelmeleri, sadece bölge ülkelerin güvenlik siyasetleri ile açıklamak eksik olacaktır. Küresel güçlerin özellikle Fransa ve ABD'nin Tuareg sorunundan faydalanmak istediğini görüyoruz. Mali ekonomisinde söz sahibi olan Fransa'nın Tuareglerin el Kaide ile ilişkisi olduğunu iddia eden ABD'nin bölgeye asker göndere girişimlerinden rahatsız olduğu bilinmekteydi. Fransa Mali, Nijer, Çad ve Burkina Faso'daki nüfuzunu korumak istemekte müttefiki olsa da ABD'nin bölgedeki askeri varlığından rahatsız olmaktadır. Bir bakıma darbenin arkasında çok belirgin olmasa da bu rekabetin varlığı sezilmektedir. Çünkü Toure, Tuareg isyanını bölgesel bir isyan görürken darbeyi yapanların ilk söyledikleri Tuareglerin küresel bir savaşın parçası olduklarıydı.

Diğer taraftan, Mali'de askeri darbenin arkasında kimlerin olduğunu anlayabilmek için darbecilerin hangi devletlerle ekonomik ilişkilerini devam ettireceklerini görmek gereklidir. Mali, Afrika'nın Güney Afrika ve Tanzanya'dan sonra üçüncü altın rezervine sahip ülkesi, aynı zamanda Mısır ve Sudan pamuğundan sonra Mali pamuğu, Afrika ihracatında önemli bir yere sahip.

Bamako'daki darbe, çöldeki isyan, bölgedeki istikrar ve güvenliği daha da gerginleştirecek belki de arzu edilmeyen yeni Güney Sudan'lar ortaya çıkaracaktır. Sonuçta, Mali'deki darbe girişimi, Arap baharının Kuzey Afrika'ya yalnız demokrasi getirmediğini, askeri darbeleri de tetikleyebileceğini şimdiden görmemizi sağladı.

Güncelleme Tarihi: 24 Mart 2012, 13:19
banner53
YORUM EKLE

banner39