Batı ve doğu klasikleri ile ekonomiyi anlamak

İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim üyesi iktisatçı yazar Dr. Mustafa Özel de bunlardan biri. Bu yıl piyasaya çıkan “Roman diliyle iktisat” kitabı bu alanda yazılan en ilgi çekici ve sürükleyici kitaplardan biri olmuş.

Batı ve doğu klasikleri ile ekonomiyi anlamak

Yaşar Süngü

Parayı herkes sever ama iktisat alanı herkesin pek hoşlandığı bir alan değildir. 

Öğrencilerin büyük bir çoğunluğu da matematik, fizik ,kimya gibi dersleri sevmezler.
Rakamlarla, grafiklerle bir sonuca gitmek bu alanda uğraşmak için özel bir ilgi ister.
Ancak ekonomik gelişmeleri güzel bir roman veya hikaye ile izlemek herkesin hoşuna gider.
Şimdi bazı iktisatçı ve ekonomistler batı ve doğu klasikleri ile ekonomiyi anlatıyorlar.

İstanbul Şehir Üniversitesi Öğretim üyesi iktisatçı yazar Dr. Mustafa Özel de bunlardan biri.
Bu yıl piyasaya çıkan “Roman diliyle iktisat” kitabı bu alanda yazılan en ilgi çekici ve sürükleyici kitaplardan biri olmuş.
Kitabı okurken roman tadında hem ekonomik terimleri öğreniyorsunuz hem de batı ve doğu klasiklerini ekonomist gözüyle yeniden okuyorsunuz.

**

Mustafa Özel’e göre Melville 160 yıl önce Jet Fadıl’ı yazmış.
Balzac 175 yıl önce Mustafa Özel’i, Herman Hesse 75 yıl önce Ahmet Davutoğlu’nu yazmış. “Türkiye’de “Büyük Sermaye” denince aklınıza kimler geliyorsa, hepsinin en orijinal hikâyesi Faust’un ikinci cildinde” diyor.
İyi romancılar büyük birer kâhin gibi geleceğe yönelik tutarlı öngörülerde bulunuyorlar.
Batılıların prophet kelimesini hem peygamber hem de kâhinler için kullanması bu yüzden herhalde.
Cervantes’ten Daniel Defoe’ya, Balzac’tan Melville’e uzanan büyük kurgucuların hepsi de kahin!
Andre Gide, Kalpazanlar’ın sonunda “kelimeler (tıpkı piyasadaki para gibi) o kadar çoğaldı ki, çıkardıkları gürültü yüzünden Tanrı’nın kelimeleri işitilemez oldu” diyor.

**

Kendisiyle yapılan bir söyleşide ilginç bir anekdot anlatıyor: Geçen yıl Merkez Bankası başkanımız para kurulu üyeleri ve diğer bazı TCMB üst yönetici ve danışmanlarıyla yapacakları bir toplantıda konuşmamı talep ettiğinde, size Faust’u anlatayım dedim.
Faust mu, ne alaka?
Valla, dedim, geçenlerde Avrupa Merkez Bankası başkanına neden piyasayı rahatlatmak için biraz para basmıyor ( devalüasyon yapmıyor)sunuz diye sorduklarında, “Yapayım da Faust’un başına gelen benim de başıma gelsin, öyle mi?” diye cevap verdi.
O halde dinleyelim sizi hocam dediler ve o hafta mevzuyu bitiremedik; ertesi hafta tam takım tekrar İstanbul’a geldiler de Faust’a noktayı koyabildik.
Bir iki ay sonra, Boğaziçi’nden sınıf arkadaşım Prof. Vedat Akgiray geldi (SPK eski başkanı). Sohbet sırasında laf Merkez bankası politikalarına gelince, ya Mustafa dedi, dün Erdem Başçı Boğaziçi’ndeydi.
Ben Erdem’i tanırım ama bu kadar derin entelektüel olduğunu bilmezdim.
Konu para politikaları olduğu halde, konuşmasına Faust’tan bir girdi ki, dinlemeni isterdim!

**

Rousseau’ya göre medeniyet bir yozlaşmayı, bozulmayı, kötülüğü temsil ediyor.
Ahmet Hamdi Tanpınar büyük romancı ise, bunu ciddi tarih ve sosyoloji okumalarına borçludur.
Bu yüzden bütün doktoraların kaldırılıp yerine roman yazılmasını öneriyor Mustafa Özel.
17. yüzyıl İngilteresi’nde yaşayan Hobbes, insan hayatına korku egemendi; herkes birbirinin mezarını kazmaya çalışıyordu. İnsan insanın kurduydu diyor
Rousseau’ya göre ise insanoğlu özünde gayet iyi ve barışseverdir. Bu iyi toplumu zıvanadan çıkaran şey özel mülkiyettir.
Hobbes’un tasvir ettiği korku toplumu, erken modern (yani kapitalistleşmekte olan) Avrupa’daydı.

**

Benjamin Franklin “Time is Money” diyor; Vakit nakittir.
Tanpınar’ın Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanı 20. yüzyılın en büyük romanlarından.
Attila İlhan şöyle diyor; Hele Türkiye iktisaden bir dünya gücü olsun, siz o zaman Tanpınar’ların kaç dile çevrildiğini görürsünüz.
Cemil Meriç, 19. yüzyılın bütün toplum bilimcilerini toplasanız bir Balzac etmez diyordu. Karl Marx’ın söylediği aşağı yukarı aynı; Kapitalist sistemi anlama arayışımda Balzac’tan öğrendiklerim, bütün diğer tarihçi ve sosyal bilimcilerden öğrendiklerimden daha ağır çeker.
Tolstoy’un Savaş ve Barış’ı baştan sona bir hesaplaşma. Sadece Napolyon’la değil, tarihçi ve sosyal bilimcilerle.

**

İlk İngiliz romancı sayılan Daniel Defoe’nun roman kahramanlarını harekete geçiren, büyük ölçüde, paradır.
Robinson Crusoe aynı zamanda sömürgeciliğin destanı.
19. asır İngiltere’sinde yaşayan Dickens’ın Zor Günler’deki (Hard Times) sendikacı tipi adeta daha sonraki on yıllarda ete kemiğe bürünmüş.
Kapitalist girişimci, modern medeniyetin motoru.
Goethe bu tipin basit anlamda bir girişimci değil, aynı zamanda bir sanatçı olduğunu ifşa ediyor.
Ayn Rand bir nevi propagandist.
Faust, ruhunu Şeytana satan adam. Bu birinci cildin meselesi.
İkinci ciltte, ruhunu Şeytana satan devlet var.
İkinci ciltte ferdin fikrî ve manevî iflasından sistemin iflasına geçiliyor.
İkinci cilt kapitalist sistemin mahiyetini, açmazlarını, açmazdan çıkmayı ve o çıkışın da niçin daha büyük bir açmaz olduğunu en iyi gösteren kurgu.
Goethe bu yönüyle 19. yüz yılın en büyük iktisatçısı.
Goethe’nin iktisadi derinliğine ne Adam Smith, ne David Ricardo, ne John Stuart Mill ulaşabilmiş.

**

Komünizmin babası Marx’ın yazdıklarının yüzde 99’u kapitalizmin tahlili olduğu halde, bir sosyalizm filozofu olup çıktı.
Halbuki sosyalizme dair, son derece afaki bir iki spekülasyondan başka bir şey söylemiyor. Velhasıl Marx’ı da batı ve doğu klasiklerini yeniden okumadan kapitalizmin gelişim sürecini anlamak mümkün değil.

 

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2018, 10:02
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER