banner39

Bir yanda siyasi kriz, bir yanda hayal kırıklığı

IKBY geçtiğimiz haftadan beri karışıklığa ve keskin bir siyasi krize teslim oldu. Şimdilerde o eski soru bölgede yeniden soruluyor: “Süleymaniye-Erbil arasında bölünme olur mu?” IŞİD ile mücadeleden ve ekonomik krizden zaten yılmış olan halk ise bu siyasi açmazla beraber daha derin bir hayalkırıklığına ve umutsuzluğa gömüldü

Analiz 15.10.2015, 12:21 15.10.2015, 12:24
Bir yanda siyasi kriz, bir yanda hayal kırıklığı

Simla Yerlikaya | Erbil

“Siyasi kriz” tanımını Ortadoğu’da o kadar sık kullanıyoruz ki, çoğu kez anlamını yitiriyor bu söz öbeği. Ama geçtiğimiz perşembe gününden bu yana IKBY’de yaşananları tarif etmek için daha isabetli bir söz bulmak da güç. Gerçekten son gelişmeler “siyasi kriz” tanımının içini tam olarak dolduracak cinsten.

Türkiye, geçtiğimiz Cumartesi günü gerçekleşen Ankara saldırılarından bu yana kendi acısı ile uğraşır halde. Haliyle sınırın bu yanında olanları takip etmek kimse için mümkün olmadı. O yüzden önce geçtiğimiz Perşembe günü başlayan gösterilerin ve akabinde IKBY’de yaşanan baş döndürücü gelişmelerin bir özetini yapalım.

GÖSTERİLER NEDEN BAŞLADI?

IKBY bir süredir Mesud Barzani’nin başkanlık süresinin uzatılması ile ilgili bir kriz yaşıyor. Barzani 10 yıldır bölgenin başkanlığını yürütüyor. Son olarak görev süresi 2013’te iki yıllığına uzatılmıştı. 20 Ağustos’ta bu görev süresinin sonuna gelindi. Ancak parlamento, KDP ve muhalefet partileri arasındaki anlaşmazlıklar nedeniyle yeni başkanı seçemedi.

Anlaşmazlıkların iki sebebi vardı:

1) Başkanın nasıl seçileceği

2) Başkanın yetkileri.

Gorran’ın, KYB’nin ve İslami partilerin dahil olduğu muhalefet, ‘başkan mecliste seçilsin’ diyordu. Çünkü KDP mecliste tek başına istediği kişiyi başkan seçtirecek çoğunluğa sahip değildi. KDP ise yine aynı sebepten ötürü halk oylaması istiyordu.

Muhalefetin bir diğer şartı da; başkanın yetkilerinin azaltılmasaydı. Tamamen parlamenter sisteme geçilmesi ve başkanlık makamının sembolik düzeye çekilmesi talep edildi. Bu da KDP’nin kabul edebileceği cinsten bir öneri değildi.

Sorun mecliste aşılamayınca, partiler müzakereleri meclis dışına taşıdı. Ancak aradan haftalar geçmesine ve İran ile ABD’den yetkililerin de arabuluculuk çabasına rağmen sorun aşılamadı.

Geçtiğimiz Perşembe günü ise Kürt siyasi partilerin temsilcileri bu konuyu görüşmek üzere 9. kez Süleymaniye’de toplandı. Aynı gün, toplantının yapıldığı binanın önünde ise ilk protestolar patlak verdi.

EKONOMİK KRİZ NEDENİYLE BIÇAK KEMİĞE DAYANDI

Tabii bunca kişiyi bir anda sokağa iten tek neden başkanlık krizi de değildi. Bilakis asıl neden aylardır süren ekonomik krizdi. Halihazırda Irak Kürt bölgesinde memurlar maaşlarını düzenli bir şekilde alamıyor. Onlarca işletme ise kapandı. İşsizlik had safhada. Birçok aile için artık bıçak kemiğe dayanmış durumda. Binlerce kişi çözümü ülkeyi terk etmekte ve Avrupa’ya gitmekte buluyor. Bunu yapabilecek durumu olmayanlar için ise durum daha da vahim. Gösterilerin bir anda hızla yayılmasının ana sebebi de zaten neredeyse iki yıldır devam eden bu ekonomik buhran hali oldu.

GÖSTERİLER KDP-GORRAN KRİZİNE DÖNDÜ

Protestolar kısa sürede Süleymaniye’nin Kaledize, Kalar ve Ranya gibi kasabalarına ve Halepçe’ye yayıldı. Kaledize ve Kalar’da KDP binaları ateşe verildi. Aynı zamanda gösterilere kan da karıştı. Şu ana kadar beş kişi hayatını kaybederken onlarca kişi yaralandı. KDP ise Süleymaniye’deki bazı ofislerini güvenlik gerekçesi ile boşaltmak durumunda kaldı.

KDP’li yetkililer yaşananlardan Gorran’ı sorumlu tuttular. Gorran’ın halkı bilerek sokağa çıkmaya teşvik ettiğini belirttiler. Gorran’a yakınlığı ile bilinen KNN kanalının Erbil ve Duhok ofisleri ise kapatıldı. Yine muhalif NRT kanalının ofisleri de birkaç günlüğüne kapatıldı.

MECLİS BAŞKANI BAŞKENTE GİREMEDİ

Pazartesi günü ise KDP ve Gorran arasında ipleri tamamen koparacak gelişmeler yaşandı. IKBY’nin Gorran Partili meclis başkanı Yusuf Muhammed’in başkent Erbil’e girişine izin verilmedi. Daha bunun şoku atlatılamamışken, bu kez de bölgesel yönetimin başbakanı Neçirvan Barzani kabinenin Gorran Partisi’ne mensup dört bakanını (peşmerge, maliye, ticaret ve diyanet bakanları) görevden aldı.

Yaşananların anlamı açıktı: Kürdistan bir hükümet krizi ile karşı karşıyaydı.

KYB TERCİHİNİ HÜKÜMETTEN YANA KULLANDI

Halihazırda Kürdistan’da beş partinin yanı sıra Türkmen ve Süryani siyasetçilerin de katıldığı geniş tabanlı bir hükümet bulunuyor. Gorranlı bakanların görevden alınması ile “Bu hükümet yola devam edebilecek mi, edemeyecek mi?” sorusu da gündeme geldi. Bu noktada belirleyici olan ise Kürdistan Yurtseverler Birliği’nin tavrı oldu.

KDP ve KYB’den yetkililer Salı akşamı Erbil’de bir araya geldi. O toplantıdan sızan bilgiler, KYB’nin ne olursa olsun hükümetin devam etmesinden yana olduğunu gösterdi.

Aynı gün içerisinde KYB’li yetkililer Süleymaniye’de İslami partilerin temsilcileri ile de görüştü. Goran dışındaki muhalefeti kapsayan bu toplantıdan şu sonuçlar çıktı:

Sorunların çözüm yeri meclistir. Meclis görevine devam etmeli

Gösteri anayasal haktır. Barışçıl gösterilere engel olunmamalı

Medya kuruluşları, özellikle KDP ve Goran’a yakın olanlar çözüm için işbirliği içinde olmalı

IKBY’de iki başlı idareye tamamen karşıyız

Meclis başkanı ve bakanların görevden alınması hukuka aykırıdır

Uluslararası ve bölgesel güçlerin direkt veya dolaylı olarak bu duruma müdahil olması demokrasiye ve hukuka karşıdır

BUNDAN SONRA NE OLACAK?

Bundan sonrası için IKBY’de yeni bir hükümetin kurulmasına kesin gözüyle bakabiliriz. Bu konudaki çalışmalar bu hafta içinde start aldı bile. Görünen o ki; KDP ve Neçirvan Barzani yine geniş tabanlı bir hükümet kurma gayreti içinde. Ama tabii ki bu yeni hükümete Goran’ın katılması artık söz konusu değil.

KDP, aynı zamanda meclisin yeni bir başkan seçmesi için de bastırıyor. Bu konudaki müzakerelerin nasıl sonuç vereceğini de önümüzdeki günlerde göreceğiz.

Protestolar ise Süleymaniye vilayetinde aralıklı olarak devam ediyor. Bu noktada önümüzdeki Cuma nelerin yaşanacağı, halkın yine kalabalık bir şekilde sokaklara çıkıp çıkmayacağı, şiddet olaylarının yaşanıp yaşanmayacağı kritik önemde.

Hafta başında çok tartışılan “Süleymaniye ve Erbil arasında yeni bir ayrım kapıda mı?” sorusunun cevabı ise artık belli. Partiler açık bir şekilde iki başlı bir yönetime karşı olduklarını belirttiler. KYB’nin ve İslami partilerin bu tavrının toplumda bir nebze de olsa rahatlama yaratığını söylemek mümkün.

BAŞLANAN KARENİN GERİSİNE DÜŞÜLDÜ

Velhasıl şu an itibarı ile siyasi duruma bakacak olursak, IKBY başladığı karenin bir gerisine gelmiş durumda. Yani geçen hafta bölgede sadece başkanlık konusunda bir belirsizlik vardı. Bu hafta ise hükümetin durumu da belirsiz.

HALK HAYALKIRIKLIĞI İÇİNDE

Tüm bu tablonun en keskin sonucu ise bana kalırsa tartışmaların halkta yarattığı umutsuzluk ve hayal kırıklığı oldu. Zaten IŞİD ile mücadelenin ve derin bir ekonomik krizin yaşandığı ortamda bir de siyasetçilerin kendi içinde kavgaya tutuşması, bu hayal kırıklığının ana nedeni oldu. Birçok Iraklı Kürt geçtiğimiz hafta boyunca sosyal medyada memnuniyetsizliklerini ve üzüntülerini dile getirdiler.

Sanırım bu tepkiyi en iyi şekilde ifade edenlerden biri Washington’da yaşayan Kürt gazeteci Namo Abdullah oldu. Abdullah Facebook’ta paylaştığı yazısında Iraklı Kürtlerin hayal kırıklığını şöyle tarif etti:

“Bugüne kadar Kürtlerin Oslmanlı devletinin küllerinden en büyük kaybeden olarak çıkmasının nedenlerini jeopolitik ve dış faktörlere bağlayan tarihçilerle aynı fikirdeydim. Kürtleri kendi ulus-devletlerini kurmaktan alıkoyan nedenlerin Kürtlerin kendisi ile bir ilgisi yoktu. Bugün bu fikrim sonsuza dek değişti. Kürtlerin en büyük düşmanı her zaman Kürtlerin kendisi oldu ve muhtemelen bu böyle gidecek.

Umarım bu kez yanılıyorumdur.”[1]

[1] Namo Abdulla’nın yazısının tamamına şu linkten ulaşılabilir: https://www.facebook.com/namoabdullaUSA/posts/972359776159347

banner53
Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?