banner39

banner35

BM'de Kur'an-ı Kerim'i ilk okuyan KARİ anısına..

Mısır İslam dünyasının büyük kurralarından Şeyh Mahmud Halil Al-Husari’yi vefatının 30. yılında yadediyor

Analiz 02.11.2010, 12:02 02.11.2010, 18:19
BM'de Kur'an-ı Kerim'i ilk okuyan KARİ anısına..

Tarık Abdülcelil- Dünya Bülteni- Kahire

“Kur’an-ı Kerim Mekke’de indi, en güzel Mısır’da okundu ve İstanbul’da yazıldı.” Hiç şüphesiz bu tekerleme tartışmasız kabul edilen ve gerçek olan bir tekerlemedir. İşte Mısır ve İslam Ümmeti, İslam dünyasının büyük kurralarından Şeyh Mahmud Halil Al-Husari’yi vefatının 30. yıldönümünde, bu ayın 28'inde bir kez daha yadedecek.

O, Kuran-ı Kerim’i Birleşmiş Milletlerde, Amerikan Kongre salonunda okuyan ilk kişidir. Ve aynı zamanda Kuran-ı Kerim’i mushafta diziliş sırasına göre tertil üzere okuyup bizlere sunan ilk kişidir. Yaklaşık 10 yıl Mısır radyosunda tek başına tek ses olarak takdim edilmiştir. Onun sayesinde, Amerika ve Fransa’da, güzel sesiyle okuduğu kuran sayesinde onlarca insan Müslüman olmuştur. Son olarak işte bu kari, mirasının üçte birini Kuran’ın hizmetine, hafızların yetişmesine, onların yetiştirilmesine adamıştır.

63 yıllık bir ömür geçirdi Şeyh Mamud Halil Al-Husari. Soyadını ailesinden almakta, babası kendi elleriyle yaptığı hasırları satan, meşhur bir hasırcı olduğu için hasırcı manasına “ al-husari ”  denilmiştir. Oğlu Mahmud da babasına yardım ederdi. Babası gibi hasır yapar ve satardı. 4 yaşına geldiğinde kuran’ı ezberlemeye başladı. Kuranı dinleyerek ezberliyordu. Daha sonra öğrendiği okuma yazma sayesinde, ezberlediklerini levhalara yazardı. Sekiz yaşına geldiğinde hafızlığını tamamlamıştı.

El-Ezher üniversitesinde okudu. Mezun olduktan sonra, Mısır’ın Garbiyye iline bağlı, köyüne yakın olan Seyyidi Hamza Camiine müezzin olarak atandı.  Kur’anı Kerim okuyuşunun beğenilmesi nedeni ile aynı camide Cuma günü namaz öncesi Kur’an okuyucu (Kari) olarak görevlendirildi, her ne kadar yüksek olan müezzin maaşı bırakmak zorunda kalsa da. Camide kari olarak görevlendirilmesi hayatının dönüm noktası oldu. Tanta’daki Es-seyyid El-Bedevi camiine kari olarak atanması gibi. Daha sonra Kahire’deki El-Hüseyin Camiine görevlendirildi. 1944 yılında radyoya kari olarak çalışmak üzere imtihana girdi, yüksek puanla, birincilikle kazandı, başarıya layık görüldü.  Aynı gün anlaşma yapıldı. Ve canlı yayında Kur’an okudu.

Şeyh Al-Husari  Kur’an Kerim ilimleri bilgisi ve tecrübesi olarak en iyi karilerdendir. Kıraat ilminde bilinen on kıraati de öğrendi. Okurken Kur’an’ın manalarını düşünerek okuyuşu, dinleyicilerde eşsiz bir his ve duygu uyandırma yeteneğine sahipti. Okuyuşu manalarına uygun,  ses ve duygulu idi. Dinleyiciler Kur’an’da anlatılan olayları, konuları canlı olarak seyrediyor gibi hissediyorlardı. Okuyuşundaki sesin inişli-çıkışları Kur’an’ın anlaşılmasına da yardımcı oluyordu. Bu da dinleyenleri Allah’a karşı olan huşu ve hissiyatlarını artırıyordu.

“Al-Husari” dinine çok bağlı, maneviyatı ve şevki yüksek bir dindar müslümandı. Kuran’ın tahrif edilmeye başlandığı Afrika’daki misyonerlik faaliyetlerinin tehlikesini hissediyordu. O zaman Allah (c.c.) kitabını ilk olarak kasetlere kayıt yapılmasını istedi. Bundan sonra Kur’an-ı Kerim kayıt çalışmalarına uzun süre devam etti. Bu çalışmaları  10 yıldan fazla sürdü. İlk olarak Arap Dünyasında yaygın olan ve bilinen “Hafs bin Asım “ kıraati ile başladı kayıtlarına. Tabi bu İslam ümmetini diğer kıraatlerdeki okuyuşlarını dinlemekten mahrum etmedi. Hangi ülkeye ziyarette bulunsa, o ülke halkının tabi olduğu kıraatle onlara okur ve kayıtlar yapıyordu.

Tarih şahittir ki, “Al-Husari” tüm bu kayıt çalışmalarında maddi gelir ve getirim sağlamayı amaçlamıyor, sadece Allah c.c.‘ün rızasına erişmeyi umuyordu. Bu kayıtları kendi adına ya da herhangi bir kaset şirketi adına yaptığına dair bir delil yoktur. Tam aksine tüm bu kayıt çalışmalarını İslami işler Yüksek Konseyi adına yapıyordu. Bundan dolayı Dünya Kariler Birliği Başkanlığına seçilmeye hak kazanmıştı.

Uluslararası toplantılarda defalarca Kuran okudu. Birçok ülkeyi ziyaret etme imkânı buldu. Gittiği yerlerde dünya liderleri tarafından karşılanıyordu. Tüm insanlar tarafından da seviliyordu. Hatta Malezya’da Müslümanlar tarafından bindiği arabasını kendisi içinde olduğu halde omuzlarında taşıyacak kadar sevilmişti. Ve aynı zamanda belli bir geçim sağlayabilmek, sigortaya bağlanabilmesi için, Kur’an’ı Kerim Kariler Sendikası kurma girişiminde bulundu. Tüm kent ve köylerde Kur’an ezberletme kursları ( hafızlık kurslar) inşa edilmesi talebinde bulundu. Ve Kahire’de cami yapımı ve hafızlık kurslarını inşa etti.

O Kur’an-ı Kerim’le bu derece uğraşan, gayret gösteren bir kişiliğe sahip olma yönünden bir ilk. 1961 yılında Hafs bin Asım rivayeti ile ilk kayıt yapan, 1964 yılında Verş bin nafi’ rivayeti ile kayıt yaptı. 1968 yılında Kalun ve Ed-Devri rivayetinde kayıt yaptı. 1969 yılında eğitim amaçlı kuran kaydı yaptı. 1975 yılında tefsirli kuran yoluyla okuyarak kayıt yaptı. 1977 yılında ilk olarak Birleşmiş Milletlerde Kuran okudu. 1978 yılında Londra’da Krallık Sarayında ilk defa Kur’an okudu. Ve ilk olarak Beyaz Sarayda ve Amerika Kongresi salonunda Kuran okudu.

 Al-Husari,  tertil ve tilavet kutbu olarak kabul edilmekte ve bu sadece Mısır’da değil, tüm İslam dünyasında kabul gören bir görüştür. Bu şahitliğin en önemlisi bizatihi bu kari ile yaşayan, ona yakın olanların anlattıklarıdır. Anlatıyorlar; O, Kura’nı yaşıyordu. O, okuduğu amel eden bir kişiydi. Vera ve takva sahibi idi. Allah (c.c.) kitabını huşu ile okuyan ve anlayan bir kişiydi. Allahın kitabına hizmete kendini adamıştı. Bundan dolayı onu dinleyenler, onunla beraber Kur’anı yaşıyorlardı. Dinleyenlerin ruhları Allah (c.c.) ile coşuyordu.

Yatsı namazını canlı olarak eda ettikten sonra ve dünya Kur’an’la dolup taştıktan sonra Allah Rasulu (s.a.v) ‘in şu müjdesini almak için: “ Kur’an Kendisini okuyana der ki, oku ve yüksel. Tertil üzere oku, dünyada okuduğun gibi . Senin makamın (yerin) okuduğun son ayeti kerime kadardır.” .. (her ne kadar okursan derecen ve makamın o kadar yükselir)…

 


 

Yorumlar (1)
Mısırlı sami Ahmet 12 yıl önce
Tarık Hoca, büyük karilerimiz birisi olan şeyh Al-Husari hakkında yazdığı şu makaleniz için şukranlarımı size sunuyorum. Gerçekten ben, şeyh Al-Husari`nin BM`de Kuran-i Kerimi okumuş olduğunu ilk defa makalenizden biliyorum. Tarık hoca yazdığınız her makale, kesinlikle bizi yeni bir bilgi ile bilgiledirmesi lazim. O yüzden bizi blgilendirmeyolunaa devam et, durmak yok. Allah yardımcınz olsun..
24
az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?