banner39

Boko Haram ve ABD'nin Nijerya hesapları

Batılı devletler kurtarıcı rolü oynamak istiyor. Boko Haram tüm eylemlerini Nijerya içerisinde gerçekleştirdi, iddia edildiği gibi Kamerun ve Nijer'de herhangi bir eyleme girişmedi.

Analiz 26.05.2014, 22:39 28.05.2014, 14:40
Boko Haram ve ABD'nin Nijerya hesapları

İbrahim Tığlı / Cape Town

Nijerya'da Boko Haram şiddeti bir türlü durdurulamıyor. Son bir haftada 7 köye baskın düzenlendi ve 100'den fazla kişinin Boko Haram tarafından öldürüldüğü haber ajansları tarafından duyuruldu. Bu saldırılarda artık sadece Hıristiyan köylüler değil Boko Haram'ı desteklemeyen Müslüman köyler de nasibini alıyor.

Fakat bu trajik olaylar kaçırılan 300'e yakın kız öğrenci kadar dünyada yankı bulmadı. Özellikle Nijerya'ya askeri operasyon yardımlarını esirgemeyecek batılı devletler, 5000 kadar kişinin Boko Haram tarafından öldürülmesinden ziyade kızların kaçırılmasından sorumlu tutulan ilkel bir örgütle mücadelenin sıradanlığın ötesinde daha çok insani bir nitelikte birleştiğinde hem fikirler.

Batılı devletler kurtarıcı rolü oynamak istiyor

Fransa önemli bir adım atarak Paris'te Nijerya, Çad, Benin ve Nijer devlet başkanlarını misafir ettiği zirvede Boko Haram'a karşı bölge ülkelerin işbirliği içerisinde Fransa'nın yardımıyla birlikte hareket etmeleri gerektiğine dair bir karar aldırdı. Arkasından BMGK, Nijerya'nın isteği, Fransa, İngiltere ve ABD'li temsilcilerin desteği ile Boko Haram kara listeye alınarak bütün BM'e bağlı ülkelerin yaptırım kararı alınması belirtildi. Aslında bu karar oldukça şaşırtıcı, çünkü bu tür BMGK kararlar daha önce bölgesel veya uluslararası tehditse; kara listeye alınır ve yaptırım kararı ortaya çıkardı. Şu ana kadar Boko Haram tüm eylemlerini Nijerya içerisinde gerçekleştirdi, iddia edildiği gibi Kamerun ve Nijer de herhangi bir eyleme girişmedi.

Paris zirvesinde ortaya çıkan ve BMGK'in aldığı karar, özellikle Boko Haram tehdidinin lokal olmaktan çıkarak bölgesel bir tehdide yönelebileceği endişesinden ziyade Batılı güçlerin yapabilecekleri operasyonel müdahaleye meşruiyet sağlamak istediklerini akla getiriyor. Eğer Boko Haram şu ana kadar Nijerya'da nasıl bir günde 3 farklı yerde silahlı saldırı gerçekleştirebiliyorsa; Nijer, Kamerun gibi ülkelerde de pekala yapabilirdi. Bir bakıma Batılı güçlerin Boko Haram'ı dar bir bölgeye değil daha geniş bir bölgeye yaymak istemelerinin arkasında sadece masum, güç dengeleri arasındaki savaştan haberleri olamayan kızları kurtarma operasyonu ile sınırlı kalmayacağını düşündürmektedir.

İngiltere de, insansız uçak göndererek operasyona destek verecek ülkelerden biri. İsrail'de istihbarat yardımında bulunacak. Fakat en büyük destek Nijerya'ya, ABD üzerinden geldi. ABD, sosyal medya aracılığı ile kızların kaçırılmasını dünyaya duyurdu, Başkan Obama ve eşinin desteği ile bir çok Amerikan şehrinde kampanyalar düzenledi, gösteriler yapıldı, kızların serbest bırakılması için. Bugünlerde Güney Afrika da olduğu gibi ABD destekli Nijerya sivil toplum kuruluşları Afrika ülkelerini dolaşıp Boko Haram'ın yaptıklarını anlatmaya çalışıyor.

ABD geçen hafta 80 uzman askerini de Boko Haram'la mücadele etmek için Çad sınırına konuşlandırdı, ABD'li yetkililer büyük bir operasyona şimdilik sıcak bakmadıklarını sadece küçük bir birlikte yetineceklerini söylemelerine rağmen bu daha çok bir keşif niteliğinde bir birlik olduğu muhakkak. Daha önce ABD, Uganda'ya da küçük uzman bir birlik göndermişti. Fakat Uganda'nın stratejik ve jeopolitik konumu ile Nijerya'nınki birbirinden çok farklı. ABD'nin Uganda'da bölgesel menfaatlerini zorlayan bir yapı olmadığı gibi, o bölgede uzun süreli büyük bir askeri birliğe de gerek yok.

Nijerya ekonomisinden pay kapma yarışı

Nijerya, Afrika'nın en büyük petrol üreticisi ve henüz çıkarılmayı bekleyen doğalgaz rezervlerine sahip. Nüfusu 170 milyonun üzerinde ve Afrika'nın aynı amanda en büyük tüketim pazarı. Nijerya'da göreceli siyasi istikrarsızlığa rağmen ekonomik bir büyüme var. Nijerya ekonomisi büyümede ve gayri hasıla da Güney Afrika ekonomisini geçti, küresel şirketler yönünü gelecek vaat eden bu ülkeye çevirdiler, Kenya, Tanzanya, Gana gibi ülkelerde ekonomik bir kalkınma gözlense de, Nijerya'yı yakalamaları imkansız. Nijerya hükümeti geçen hafta bir ek bütçe daha hazırlayarak savunmaya ayrılan bütçeyi artırdı ve 130 milyar Naira ilave edildi bütçeye. Nijerya bütçesinin yüzde 22'si şu anda savunma sanayine ayrılmış durumda ve ABD, İsrail, İngiltere, Fransa ve Çin ile yeni silah alım anlaşmaları imzalanacak. Fransa aslında, Nijerya'yla daha önceleri bir askeri satış anlaşması bulunmuyordu, fakat Fildişi Sahillerindeki olaylardan sonra Nijerya için bir ekonomik partner olmaya başladı. İsrail ise Nijerya savunma pazarında önemli bir paya sahip; İsrail Dışişleri Bakanı Avigador'un Nijerya'yı ziyaretinde 12 savunma anlaşması imzaladığı biliniyor. İngiltere ise bağımsızlık sonrasında -1960-69 yılları hariç - Nijerya'ya en fazla silah satan ülke oldu.

ABD, Mesihçilik mi oynuyor?

Olayın askeri yönüne tekrar dönecek olursak; ABD'nin henüz Çad da askeri bir varlığı bulunmuyor. Oysaki komşu ülke Nijer'de drone üssünün olduğu herkes tarafından malum. ABD'nin Nijer yerine Çad'ı tercih etmesinde yeni bir Amerikan cephesinin Çad üzerinden açılması olarak gösterilebilir. Uganda'da ki 150 askerin Joseph Kony'nin belalı Tanrının Kurtuluş Ordusu için gönderilmediğini herkes tarafından biliniyor. Çünkü bu askerler, Uganda, Ruanda, Demokratik Kongo, Orta Afrika ve Güney Sudanlı askerlere de eğitim vererek, bir anlamda o geniş bölgeyi askeri olarak kontrol altında tutuyor. Bir açıdan ABD, İngiltere, Fransa hatta diğer bazı NATO ülkelerinin desteği ile aslında devam eden şiddeti, çatışmaları izleyerek ve derinleştirerek bölgedeki varlığını güçlendiriyor denilebilir. Gelecek 20 yılda Afrika'nın savunmasında bu güçlerin etkili olacağını şimdiden söylemek, yanıltıcı olmaz.

Gine Körfezinde Amerikan deniz gücü askerleri var. Bu deniz piyadelerinin görevi uyuşturucu ticaretini engellemek ve Gine Körfezinde korsanlıkla mücadele etmek. AFRİCOM'a bağlı olarak çalışan bu birliğin görev kapsamında Kamerun, Nijerya ve Benin sahilleri de bulunuyor. 2010'da ABD, AFRİCOM için Logos yakınlarında bir üs kurmak istemişti. Önce Nijerya kabul etmiş daha sonra ise reddetmişti. çünkü üssün kurulma amacı, Nijer deltasındaki petrol kaçakçılığını önlemek için ABD'nin askeri olarak yardım etmesi isteğiydi. O yıllarda Nijerya, Nijer Delta Kuruluş ordusu için kapsamlı bir af çalışması yaptığı için ABD'lilerin yardımına gerek duyulmamıştı. Oysaki şimdi Goodluck Jonathon yönetimi bir kaç yıl önce reddettiği Amerikan üssünün kurulmasını Amerikan askerlerini çağırarak bir şekilde kabul etmiş oluyor. Artık Nijerya basınından da ABD'nin askerlerin gelecek olmasından dolayı eskiden olduğu gibi bir eleştiride yok. Bu bir bakıma Başkan Jonathan'ı da rahatlatıyor, nihayetinde ABD askerleri petrol için değil, ülkenin tarihinde gördüğü en büyük terör mücadelesinde destek vermek için geliyorlar.

ABD, Çad sınırında kaçırılan kızları kurtarmak için Nijerya ordusuna eğitim verecek. Fakat bu eğitim sanıldığı kadar iyi niyetler içermediği de bir gerçek. Hatırlayalım, Somali'de bugünkü yaşanalar Etiyopya'nın ABD destekli işgali değil miydi? Etiyopya askerlerini eğiterek ılımlı bir İslami kimliği benimsemiş İslami Mahkemeler Birliğinin yönetimine onlar son vermemiş değil miydi? İşgal Somali'yi istikrarsızlaştığı gibi bölgedeki aktörlerinde radikalleşmesini sağladı.

Nijerya da ABD'nin belki pek önemsemediği büyük bir Müslüman topluluk var. Boko Haram'la yapılacak savaş doğal olarak en fazla bu topluluğu etkileyecek -şimdi de bu kesim Nijerya da Boko Haram saldırılarından en fazla zararı görüyor-. Nijerya'da nüfusu 80 milyonun bulan Müslüman çoğunluğun radikalleşmesiyle, Franz Faonon'un deyimi ile "Yeryüzünün Lanetlileri" ile Batılı müttefikleri karşı karşıya getirebilme olasılığını da unutmamak gerek. Belki Kongo'da olduğu gibi bir iç savaş Nijerya'da da yaşanacak. ABD ve Fransa, Ruanda ve Uganda vasıtasıyla yaklaşık 5 milyon insanın öldüğü iç savaşa müdahale ederek, aslında amaçlarının yalnız insanları kurtarmak, barışı gerçekleştirmek için harekete geçtikleri yalanını bir kez daha dünyaya söylemek isteyebilirler...

Yorumlar (0)
25
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?