banner39

Bosna, Balkanlar ve AB

Hırvatistan'ın dışında diğer Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği'yle olan ilişkileri askıya alınmış durumda. Guido Westerwelle ve William Hague'in Bosna Savaşı'nın başlangıcının yirminci yılı sebebiyle yayımladıkları ortak mektupta Bosna'ya üyelik perspektifi sunmalarının pratikte bir karşılığı yok

Analiz 04.04.2012, 10:52 04.04.2012, 12:27
Bosna, Balkanlar ve AB

Sinan Özdemir / Brüksel

Dünyanın gözü Suriye'de olduğu bir dönemde, orada yaşananların Bosna'da yaşananlarla mukayese edildiği bir zamanda, Saraybosna savaşın yirminci yılında, çeşitli organizasyonlarla yaşanan dramı anmaya hazırlanıyor. Balkanları saran bu uzun gecenin toplumsal hafızadaki yeri tazeliğini korurken, siyaset Dayton Antlaşmasının oluşturduğu zorlu dengeyi aşmanın yollarını arıyor. Bu noktada bölge ülkelerinin oynayacağı rol büyük  önemli arz ediyor. Avrupa Birliği üyelik sürecinde sorunların aşılacağını düşünse de, Balkanlar ve AB ilişkilerine bakıldığında, durumun parlak olmaması çözüm şansını uzaklaştırıyor.

Yirmi yıl önce, 5 Nisan 1992 tarihinde, yüzlerce Saraybosnalı Mareşal Tito caddesi üzerinde eylem yaparken, uzaklardan gelen bir kurşun üç buçuk yıl sürecek uzun bir kuşatmanın habercisi oldu. Radovan Karadziç'in sniperleri on bir eylemciyi öldürerek Saraybosna baharını ateşe verdiler.

Beş Nisan olaylarının  ardından 2 Mayıs 1992'de Saraybosna kuşatması başladı. İlk kurşun baharı yaralarken, uzun mücadelelerin sonucunda, Alija İzzet Begoviç'in "baharın yakın olduğu" haberinin ardından Dayton Antlaşması'yla savaş sona erdi (1995). Yüz binin üzerinde Boşnak öldürülürken, etnik çeşitliliğiyle bilinen Saraybosna'da, 11 bin 541 Saraybosnalı katledildi. Bir yıl sürecek etkinliklerin ilki Tito caddesinden Ali Paşa Camii'ne , 6 Nisan günü, 11 bin 541 sandalyenin dizilmesi ve savaş yıllarında bestelenen parçaların çalınmasıyla başlayacak.

Pazartesi gününden itibaren, yedi gün boyunca,  kuşatma yıllarında gazetecilerin merkezi olarak kullanılan Holiday Inn oteli, o yıllarda muhabirlik yapmış olan gazeteciler tekrar ağırlayacak. Çeşitli konferans ve sergiler çerçevesinde kuşatma yılları tartışılacak. Bosna'da yayımlanan Dani dergisi genel yayın yönetmeni Vildana Selimbegoviç , uzun tartışmaların ardından yirminci yıl sayısı için farklı bir sayı çıkarmak yerine onuncu yılı sebebiyle çıkardıkları sayıyı tekrardan neşrederek anmaya karar verdiklerini ifade ediyor. Bu sayıda, Saraybosna kuşatmasında ölen 11 bin 541 Saraybosnalı'nın ismi ve savaş yıllarında kaleme alınan bazı yazılar yer alacak.

Bu uzun gecede yaşanan dram bütün tazeliğini koruyor. Sanatçıların çalışmaları da genelde bu konu etrafında şekilleniyor. Edebi üretim içinde aynı ruh hali geçerli. Bu tutum siyasette de kendini hissettiriyor. Dayton Antlaşması'yla temelleri atılan Bosna ve Hersek'in geleceği antitelerin tutumları sebebiyle ipotek altına alınmış durumda. Gerçekleşen son genel seçimlerin ardından hükümet kurma çalışmaları ancak on altı ay sonra 2011'in Aralık ayında tamamlandı.

Salı günü Bosna basınında Alman Dışişleri Bakanı Guido Westerwelle ve İngiltere Dışişleri Bakanı William Hague'in, yirminci yıl sebebiyle ortak mektupları yayımlandı. Westerwelle ve Hague, Bosna'nın Avrupa Birliği ve NATO'ya üyeliği yolunda 2012'de "cesaretli adımlar atması" gerektiğini ifade ediyorlar. Bu noktada siyasi taraflara gerekli yardımı sağlamaya hazır olduklarını da bildiriyorlar. AB adaylığı başvurusunda bulunmayan tek ülke olması sebebiyle meselenin bu yıl içinde aşılacağını düşünüyorlar. Ancak bunun, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin uyarıları doğrultusunda, Dayton Antlaşması'nın öngördüğü üçlü yapının diğer azınlıkları yok sayması durumunun düzeltilmesi şartına bağlı olduğu da hatırlatılıyor.

Dayton Antlaşması'nın Bosnalıların avantajına olmadığı, oluşturduğu girift mekanizmalar sebebiyle çalışma ve karar alma mekanizmalarını tıkadığı bir gerçek. Taraflar arasında yeni bir sisteme geçilmesi noktasında sağlanan fikir birliğinin bu gün ortadan kalktığı ve ufak hesaplarla (Hırvarlar savaştan sonra güçleri sebebiyle elde ettiklerini demokratik ve dengeli bir zeminde kaybedeceklerini düşünüyorlar) ve tehditlerle (Sırpların sık sık dile getirdikleri referandum yoluyla Sırbistan'a bağlanacakları görüşü) Bosna'nın geleceği ipotek altına alınmış görünüyor. Ne var ki mekanizmaların reforme edilmesine karşı çıkanlar, aynı zamanda, Avrupa Birliği'ne üye olmayı bir hedef olarakta  dillendiriyorlar.

Hırvatistan'ın 2013'te AB'ye üye olacak olması Balkanlarda "kıskançlıkla" bakılmıyor. Kaldı ki , 22 ocak 2012'de gerçekleşen  referandumla Hırvatların yüzde 66,27'i Avrupa Birliği üyeliğine "evet" dese de katılımın düşük olması (üçte ikisi katılmadı)  Hırvatların da bir dönem cazibe merkezi olarak gördükleri AB'ye şüpheyle yaklaştıkları fikrini güçlendiriyor. Balkanlarda genel olarak bir AB üyesi olma istemi var gibi görünse de gerçekte Romanya ve Bulgaristan'ın üye olmakla birlikte sosyal, ekonomik ve hukuki durumları ve Yunanistan'ın içine düştüğü ekonomik gırdaba rağmen Birlik ülkelerinin tutumları Balkanlar ülkelerini frenliyor.

Üyelik başvurusunda bulunan ülkeler içinde, hala üye olma düşüncesinin en yüksek olduğu ülke Arnavutluk. Ancak Avrupa Birliği, Arnavutluk'ta  2009'dan bu yana yaşanan siyasi krizler sebebiyle konuyu askıya almış durumda. Sırbistan ve Makedonya'nın durumu da pek farklı değil. Sırbistan'ın Kosova'yı tanımaması ve Kosova'nın içişlerine bir şekilde müdahil olması üyelik perspektifini uzaklaştırıyor. AB içinde beş ülkenin Kosova'yı tanımaması -Eulex'in dışında- varlık göstermesini engelliyor.

Makedonya'nın, yedi yıl önce, üyelik başvurusu kabul edilmesine rağmen Yunanistan'ın vetosu sebebiyle, hala başlangıç noktasında olması adaylık başvurusunda bulunmuş olan veya bulanmak isteyen ülkeleri düşündürüyor. Bu durum Makedonyalıları yorduğu gibi diğer Balkan ülkeleri üzerinde de olumsuz etkisi olduğu ifade edilmeli. Makedon siyasasının tutumu müzakereleri çeşitli vetolar sebebiyle tıkanan Türk siyasasının tutumundan farklı değil. Avrupa Birliği'nin kendi beklentilerini karşılamaktan uzak olduğu görüşü somut olarak kendi beklentilerinin de karşılanmayacağı görüşünü pekiştiriyor.

Görüldüğü gibi Hırvatistan'ın dışında diğer Balkan ülkelerinin Avrupa Birliği'yle olan ilişkileri askıya alınmış durumda. Guido Westerwelle ve William Hague'in Bosna Savaşı'nın başlangıcının yirminci yılı sebebiyle yayımladıkları ortak mektupta Bosna'ya üyelik perspektifi sunmalarının pratikte bir karşılığı yok. Ayrıca, üyeliği de iç politikada sağlanacak uzlaşmaya bağlaması gerçekçik değil. Dayton Antlaşması'nın getirdiği girift yapının değişmesi ancak bölgesel güçlerin veya aktörlerin desteği ve baskısıyla sağlanabilir. Bu da her şeyden önce iyi niyet gerektirir...

banner53
Yorumlar (0)
11
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü