banner15

Bosna-Hersek yerel seçimlerinin düşündürdükleri: Sonuçlar ve dersler

Boşnakların öncelikle siyasi bütün ayrımları bir kenara bırakarak seçim dönemlerinde bir araya gelmeleri dışarıda hiçbir parti kalmayacak şekilde ortak bir hareket platformu oluşturmaları ve kendi milli çıkarlarını öncelikle kendilerinin korumaları gerektiğini anlamaları gerekiyor.

Bosna-Hersek yerel seçimlerinin düşündürdükleri: Sonuçlar ve dersler

Prof. Dr. Yücel Oğurlu

 

Referandum Sonrası

Bosna-Hersek'te geçen ay, "Sırp Cumhuriyeti Günü" olarak 9 Ocak gününün kabul edilmesi için Sırp Bölgesinde yapılan yasadışı referandumun açıklanan sonuçlarına göre  "evet" oyu kullananlar yüzde 99'un üstünde oldu. Anlaşılan o ki, eğer sayımlar doğruysa Boşnaklar oy vermeye gitmemiş, oy veren Sırpların neredeyse tamamı ise bu gerginliği tırmandıracak referandumdan yana oylarını kullanmışlardır. Bu referandumun sonuçlarının gerçeği yansıtıp yansıtmaması konusu bir yana, Anayasa Mahkemesi’nin iptal kararına rağmen referandumun yapılmış olması Sırpların pervasızca hukuk tanımazlıklarını yeniden gösteriyor.

Bosna-Hersek Devlet Başkanlığı Konseyi Başkanı Bakır İzetbegoviç'in de ifade ettiği gibi Sırp Bölgesi lideri M. Dodik'in bu ısrarlı adımlarıyla Sırp bölgesindeki Sırplar açıkça Bosna-Hersek’ten ayrılma provaları yapıyorlar. Bu sebeple, İzetbegoviç Bosna-Hersek Devleti adına, yasadışı referandumun sonuçlarını tanımayacaklarını belirtmişti.

Referandumu izleyen günlerde ikinci bir politik dalgalanma da ülke çapında yapılan yerel seçimlerle ilgili oldu. Yerel seçimlerdeki rakamlar, Bosna-Hersek siyasi hayatının ve bölünmüş etnik yapıya dayalı devlet sistemini ve bir o kadar da ideolojik olarak bölünmüş yapıyı yansıtıyor. Seçimlere, yerel yönetimler için kendilerini herhangi bir mevcut partiye mensup görmeyen veya adlarının herhangi bir partiyle anılmasını istemeyen 171 bağımsız adayın katılması  ve bir kısmının başarılı olması ilginçtir.

 

Yerel Seçimlerde Boşnakların İlgisizliği ve Bölünmüşlük

Ülkede toplam 30 bin 500 civarında aday mahalli idarelerde görev almak üzere seçime girdiler. Bosna Hersek'te yapılan yerel seçimlerin sonuçlara göre:

- Bakır İzetbegoviç'in Genel Başkanı olduğu Demokratik Eylem Partisi (SDA) ve Daha İyi Gelecek İçin İşbirliği (SBB) koalisyonu 34,

- Genel Başkanlığını Bosna Sırp Cumhuriyeti (RS) Başkanı Milorad Dodik'in yaptığı Sırpların partisi Bağımsız Sosyal Demokratlar Birliği (SNSD) 26,

- Hırvat Milliyetçi Partisi Hırvat Demokrat Birliği Bosna-Hersek (HDZ BiH) 18

- Sol görüşlü Sosyal Demokrat Partisi'nin (SDP) 8 belediyeyi kazandı.

Bu tablodan çıkarılması gereken ilk sonuç, iki büyük Boşnak partisinin birleşmesine rağmen kazandıkları belediye sayısının Hırvat ve Sırp nüfuslarına göre çok daha az olduğu anlaşılıyor. Bunun açıkça Boşnakların önemli bir kesiminin oy vermeyi ihmal etmesiyle veya çoğunluğunu yine Boşnakların oluşturduğu diğer parti olan SDP ye oyların bölünmesiyle doğrudan ilgisi var.

SDA- SBB koalisyonu SDA'nın, önceki seçimlerde tek başına alamadığı Merkez Saraybosna, Breza, Doboj-Jug, Trnovo, Kladanj, Srebrenik belediyelerini kazandı. Buna karşılık Bihaç, Zenica, Visoko, Kalesija, Lukavac, Buzim, Maglaj, Vareş, Vitez ve Srebrenitsa’yı elinden çıkmış oldu. Ancak bu belediyelerin bir kısmı yine Boşnak bağımsız adaylarda kalmış oldu. Bu yönüyle bakıldığında, sevilen belediye başkanlarının SDA tarafından yeniden aday gösterilmemesi dolayısıyla bağımsız aday olarak seçime girmeleri ve kazanmaları durumu ortaya çıkıyor. Bunun anlamı, SDA'nın bazı bölgelerde halkın nabzını tutamamış olması.

Savaş sırasında, Bihaç bölgesinde Alija İzetbegovic'e ve Bosna Hersek Ordusu’na karşı savaşan savaş suçlusu Fikret Abdiç, Velika Kladuşa’da bu şehrin yeni belediye başkanı oldu. Bunun da düşünenler için anlamı büyüktür.

Seçime katılımın, kayıtlı seçmenlerden yüzde 53,88'inin oy kullanmış olması; yani yüzde 54 seviyesinde kalması konusu da doğru okunmalıdır. Bunu halkın yarıya yakınının siyasetten ümidini kesmiş olması olarak yorumlamak yeterli bir sosyolojik tahlil içermez.

Bosna'da seçimler Türkiye'deki veya herhangi bir diğer ülkedeki gibi aylarca hazırlanılan tartışılan, heyecanla beklenen bir aşama değildir. Bu durum en azından Boşnaklar açısından kesinlikle böyledir. Seçimlere hazırlık aşamasının oldukça sönük ve ilgisiz şekilde geçiştirilmesine rağmen, oy yüzdeleri değelendirildiğinde seçime katılımda en fazla rahat davrananların Boşnaklar olduğu görülür.

Bir futbol maçı kadar ilgi görmemesi, bazı insanların tatil gününde bir kaç saatlerini ayırmayacak kadar ilgisiz olmaları, özellikle Boşnakların siyasilere güvenlerinin düşük olması ancak tepkilerini seçime katılmayarak göstermeye çalışmaları yanlış bir tarzdır. Çünkü diğer etnik gruplar açısından seçimler bir ölüm kalım meselesi olarak algılanmakta ve sessizce ancak ciddi bir katkıyla izlenmektedir.

Sırplar ve Hırvatlar bakımından çoğunluk oldukları bölgelerde de azınlıkta oldukları bölgelerde de daha organize ve stratejik bir şekilde yürüdüklerini söylemek gerekir. Sırp ve Hırvatlar açısından etnik milliyetçi politikalar üzerinden Bosna-Hersek'te bir varlık savaşı yürüttükleri  görülmektedir.

 

Srebrenitsa Hüznü

Savaş yıllarında katliama maruz kalan Srebrenitsa'da ise savaştan sonra Boşnaklar belediye başkanlığını ilk kez kaybettiler. Srebrenitsa'da Sırp adayın ilk kez yüzde 68'ler civarında oy oranına varması, bölgedeki durumu göstermeye yetiyor. Çünkü, bölgede Boşnakların nüfusu belediye başkanlığını rahatlıkla alabilecek bir oranda. Hatta geçmişte Sırpların sürekli olarak kendi aralarında bölünmeleri ve bir kısmının da kimbilir belki de Srebrenitsa'nın vicdan azabı olarak Boşnak adaylara oy vermesi, belediye başkanlarının sürekli olarak Boşnaklardan olmasını sağlıyordu. Bu kez, Boşnakların seçimlere ilgisizliği ve rahatlığı karşısında, Sırp partiler ortak aday çıkararak Mladen Grujicic'in belediye başkanı olmasını kolaylıkla sağladılar. Bakir İzetbegoviç, Srebrenitsa'nın kaybedilmesini "acı bir hayal kırıklığı" olarak nitelendirse de bu şekilde bakıldığında Srebrenitsa'da belediye başkanlığının kaybı bir sürpriz olarak görülmemeli.

Sırpların seçim boyunca işi ciddi tuttukları, özellikle Sırp milliyetçiliği üzerinden prim yaptıkları ve bütün yolsuzluklarına ve tartışmalara rağmen oylarını yukselttikleri ve daha fazşa belediye kazandıkalrı görülüyor.

 

Mostar ve Yerel Seçimler Meselesi

Şimdi yapılan mahalli idareler seçimleri, Mostar şehrindeki krizi de yeniden gün yüzüne çıkardı. Mostar'da Hırvatların güçlerinin çok ötesinde psikolojik ve siyasi bir baskı kurma mücadeleleri görülüyor. Şehrin girişindeki Hırvat bayrakları, en yüksek tepeye dikilen ve her yerden görünecek büyüklükteki izinsiz Haç,  uzlaşma olmadan dikilen yeni kiliseler, belediyeler üzerinden Hırvatların yetkilerini tek yanlı ve haksız şekilde kullandıklarının işaretlerinden. Aslında bütün bu gerginliği oluşturan asıl sebep, savaştan yaklaşık on yıl sonra 2004 yılında düzenlenen 55 maddelik Mostar'ın Statüsü'yle, Mostar tek belediye haline getirilmişti. Bu statüyü savaştan sonra altı belediyeye bölünerek yönetilen Mostar'daki bölünmüşlüğü ortadan kaldırmak için o dönem Bosna Hersek Yüksek Temsilcisi olan Paddy Ashdown hazırlamıştı. Buna rağmen, bu düzenlemeye karşı çıkan Hırvatlar bu tarihi, turistik ve stratejik şehrin esaslı problemlerinin sürekli muallak kalmasını sağladılar. Bu arada Mostarlı Hırvatların içinde yaşadıkları Bosna-Hersek'ten çok kendilerini Hırvatistan'a yakın hissetmeleri uzun vadede ciddi bir probleme işaret ediyor. Boşnakların, Dayton anlaşması ve eklerine uygun şekilde büyük nezaket ve titizlikle yürüttükleri barışçıl ve savaş söyleminden uzak duruşlarına rağmen aynı nezaketi Sırpların  ve çoğunlukta oldukları belediyeserde Hırvatların göstermediği çok ortada. Bu tür şehir ve belediyelerin girişlerinde Bosna-Hersek'in değil Hırvat bayraklarının her yerde dalgalandığı görülüyor.

Mostar'da Statüyle ilgili bu nizalı durum, 2008 yılından bu yana bu şehirde yerel seçim yapılamamasına sebep olmuştu. Bu son seçimde de Mostar'da seçim yapılamaması aynı uyuşmazlığın devam ettiğinin ve çözüm bulunmazsa daha da edeceğinin açık işareti.

Özellikle son yüzyılda zayıflatılmış olan Boşnak milli kimliği, bir Boşnağın ideolojik veya başkaca sebeplerle başka bir partiye oy vermesine yol açabiliyor. Basit siyasi hesaplar, çıkarcı, fırsatçı ve konformist yaklaşımlar Boşnakların geleceğine hiç bir katkı sağlamıyor. Bosnada nüfus çoğunluğuna sahip olan Boşnakların öncelikle siyasi bütün ayrımları bir kenara bırakarak seçim dönemlerinde biraraya gelmeleri dışarıda hiçbir parti kalmayacak şekilde ortak bir hareket platformu oluşturmaları ve kendi milli çıkarlarını  öncelikle kendilerinin korumaları gerektiğini anlamaları gerekiyor. Oy vermemenin hiç bir anlamı olmadığını, vermedikleri her bir oyun Sırp partilerine destek anlamına geleceğini anlamaları gerekiyor.   

Güncelleme Tarihi: 11 Ekim 2016, 19:59
YORUM EKLE
YORUMLAR
Neko iz mase
Neko iz mase - 4 yıl Önce

''Özellikle son yüzyılda zayıflatılmış olan Boşnak milli kimliği, bir Boşnağın ideolojik veya başkaca sebeplerle başka bir partiye oy vermesine yol açabiliyor.''Haşa! Yücel Bey, bunu bir kaç kere tekrarladınız!!! Bosna Hersek'te bir süre kaldınız, ama galiba boşuna kalmışsınız. Boşnak kimliği zayıf değil, tespitiniz çok ama çok yanlış. Aksine, Boşnak kimliği çok güçlü. Burda çökmüş SDA'nın politikaları bu şeilde savunmayınız efendim.

banner39

banner50

banner47

banner48