banner39

BRICS, Güney Afrika'yı kalkındıracak mı?

İşlenmemiş dünya mineral rezervinin yaklaşık yüzde 65’i Afrika’da olduğu düşünülürse, BRICS’in gözünün neden Afrika’da olduğu anlaşılacaktır...

Analiz 01.04.2013, 08:25 01.04.2013, 08:25
BRICS, Güney Afrika'yı kalkındıracak mı?

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni - Güney Afrika

Bu yıl Güney Afrika'nın Durban şehrinin ev sahipliği yaptığı BRICS zirvesinden Güney Afrika Devlet Başkanı Jakob Zuma başta olmak üzere, Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin devlet başkanları mutlu ayrıldılar. Liberal uzmanlar zirvenin bir hayal kırıklığı ve başarısızlıkla sonuçlandığını iddia etseler de özellikle Güney Afrika açısından zirvenin oldukça başarılı geçtiğini söyleyebiliriz. Zuma hükümeti, zirveye iyi hazırlanarak olağanüstü güvenlik önlemleri altında, dünya kupasından sonra da başarılı bir uluslararası organizasyon yapabileceğini gösterdi.

Zuma, zirvenin kapanış konuşmasında 5 yıl içinde 4,5 trilyonluk bir alt yapı yatırımında kullanmak üzere kredilendirmede mutabık kaldıklarını ilan etmesi ve bu yatırımların Güney Afrika başta olmak üzere Afrika ülkeleriyle paylaşılacağını söylemesi, zirvenin Güney Afrika'nın isteklerine cevap verdiğini gösteriyor. Güney Afrika BRICS'te etkin güç olarak bütün Afrika'nın ekonomisinde söz sahibi olmak istiyor. Fakat BRICS'in henüz ekonomik güç olduğu kadar siyasi güce de dönüşmediğini unutmamak gerek. Kalkınma Bankasında anlaşmazlığının ekonomik endişelerden ziyade siyasi görüş farklılıklarından kaynaklandığı çok açık. Üstelik BRICS'in en zayıf halkası güney Afrika'nın bütün Afrika'yı temsil edebilecek ne bir tecrübesi ne de siyasi bir karizması var.

Afrika ülkelerinde, ekonomik büyüme hızı ortalama yüzde 5 ve dünyanın en hızlı büyüyen 10 ülkesinden 6'sı da Afrika'da bulunuyor. İşlenmemiş dünya mineral rezervinin yaklaşık yüzde 65'i Afrika'da olduğu düşünülürse, BRICS'in gözünün neden Afrika'da olduğu anlaşılacaktır.  2015'te BRİC ülkeleri ile Afrika arasındaki ticaretin 500 milyar doları 2025'te ise 3 trilyon doları bulacağı tahmin ediliyor. Güney Afrika, Afrika pazarı için Nijerya'dan sonra en önemli kapı. Nijerya da güvenlik sorunu, siyasi kargaşa, sosyal adaletsizlikteki farklılık Güney Afrika'yı BRICS'in diğer üyeleri için cazibe merkezi haline getiriyor. Güney Afrika'nın sosyalist eğilimli yönetiminin gerek Libya gerek Fildişi olaylarında, ABD ve batı bloğundan ziyade Çin ve Rusya'ya yakın bir politika izlemesi BRICS'e üyeliği hak ettiğini de gösterdi.

BRICS'in kısa vadede Güney Afrika'nın kronikleşmiş, apartheid rejiminden kalma siyasi, sosyal ve ekonomik sorunlarını çözeceğini beklemek abartılı olur. Pozitif ayrımcılık yapılarak zencilerin istihdam alanları genişletirse ve alt sınıfın yaşadığı townshiplerde elektrik, su gibi alt yapı hizmetlerinin devlet tarafından karşılansa da, henüz orta sınıfa dayalı bir ekonomik yapı oluşmadı. Dolar karşısında son yıllarda değer kaybeden ülke parası Rand, alım fiyatlarının yükselmesine başta petrol olma üzere dışa bağımlı ürünlerde önemli artışların yaşanmasına neden oldu.

Çin'le Güney Afrika arasında yapılan bir dizi anlaşmaya baktığımızda sanayileşme ve istihdam sorununa yönelik ihtiva içermediği görülecektir. 2000'li yıllarda Güney Afrika'da 20 bin Çinli varken bunların sayısı şimdiden 100 binleri geçti. Çinli şirketler maliyet, personel deneyimsizliği gibi nedenlerle Çin'den getirdikleri işçileri çalıştırmayı tercih ediyorlar, dolayısı ile özellikle zenci ve melez nüfusta yabancı düşmanlığının ortaya çıkmasına zemin hazırlanıyor ve sosyal kargaşanın patlak vermesinin önü açılıyor.

Çin'in kömür, elmas ve altın gibi madenleri alarak karşılığında sanayi ürünleri, kozmetik, temizlik ürünleri satması Güney Afrika ekonomisinin dışa bağımlı hale getirmekte, kalkınma yerine az gelişmişliği ortaya çıkarmaktadır. Küçük ölçekli tüccar, esnaf, Çin malları karşısında rekabet edemeyerek iflas yaşıyor veya piyasadan çekilmek zorunda kalıyor.

Çin ve Rusya'nın Güney Afrika'yı, Afrika ya açılma pazarı olarak kullanmak istedikleri çok aşikar. Özellikle Zimbabwe, Namibya,  Botswana ve Zambiya ile Güney Afrika arasındaki siyasi ve ekonomik ilişkiler kullanılarak yeni bir Güney Afrika ortak pazarı düşünülmekte. Nitekim bu düşüncelerini gerek Çin Devlet Başkanı Xi Jinping ve Rusya devlet başkanı Putin "New Age" gazetesine verdikleri özel röportajlarında gizlemediler. Hatta Putin biraz daha ileri giderek çevre Afrika ülkeleri ile geçmişteki güçlü diyalog zemininin ekonomik ve sosyal açıdan yeniden kurulabileceğinden söz etti. Jinping'in zirve öncesi gittiği Tanzanya'da imzaladığı anlaşmalar alt yapı anlaşmaları iken Güney Afrika ile imzalanan anlaşmaların ticari nitelikte olması dikkate şayandır.

Brezilya'nın zirvedeki Güney Afrika ilişkilerine baktığımızda ekonomik amaçlardan ziyade stratejik bir yol haritasının izlendiğini görmekteyiz. Yatırımlarını daha çok tarım ve petrol ürünleriyle sınırlı tuttuğunu, Mozambik, Angola ve Güney Afrika'yı bir partner olarak görerek ekonomik ilişkilerini bu üçlü ayaktan sürdürmek istediği anlaşılmakta. Brezilya'nın Güney Afrika halkı içinde Çin'e oranla bir sempatinin olduğu, Çinlilerin apartheid dönemde beyazlarla ilişkilerin aksine Brezilya'nın ulusal kahraman Mandela'ya verdiği destek hala hafızalarda. Zirvenin güney kanadını temsil eden bu iki ülkenin siyasi yönetimlerindeki benzerlik, ekonomilerine de yansımakta Çin'in devlet kapitalizminin Brezilya karşısında pekte cazibesinin olmadığı söylenebilir.

Hindistan'ın Güney Afrika'ya kısa vadede diğer BRICS ülkelerinden daha fazla katkı sağlayacağı söylenebilir. Özellikle melezler arasında Hindistan ile bağlantısı olan iş adamları var. Durban, Port Elizabeth, Camp Town ve Johannesburg'ta azımsanmayacak Hintli yaşıyor. Daha çok esnaf ve orta sınıf işadamlarından oluşan Hintliler, tekstil, gıda ve otomotiv sanayisinde önemli yer işgal ediyorlar.  Hintlilerin temasları diğer ülkelere nazaran daha kolay olduğu için Hindistan ticarette bir adım daha öne çıkıyor.

COSETU, (Güney Afrika İşçi Konfederasyonu)   liderlerinden Sidumo Dilamini'nin zirvede yaptığı konuşma yerinde bir hatırlatmaydı. "Biz ülkemizin kalkınmasını istiyoruz aynı zamanda işçi haklarının gelişmesini, sosyal adaletinde gerçekleşmesini istiyoruz." BRICS zirvesi belki Güney Afrika'nın kalkınmasında önemli bir rol oynayacak ama sosyal adalet, işsizlik, iş güvenliği, işçi hakları gibi sorunlar bu zirvenin öncelikli gündemi olmadığını da gösterdi. BRICS Güney Afrika için, liberal batı kapitalizmi karşısında bir alternatif olmaktan ziyade yeni sömürge oyununun yerli ayağı rolünü üstelendiği bir işbirliği olarak görünüyor.

Yorumlar (0)
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?