banner15

Cakarta'da toplumsal tepkinin arka planı

Başkent Cakarta’daki toplumsal tepkilerin ve bunun ulusal politikaya etkisini sağlıklı değerlendirebilmek ve son bir aydır yaşananların sonunda buraya nasıl gelindiğini anlayabilmek için neler olup bittiğine kısaca bakmakta fayda var.

Cakarta'da toplumsal tepkinin arka planı

Cihan Kurtaran – Kuala Lumpur

Çok etnikli çok dinli Endonezya’da kamuoyu bir süredir Şubat ayında yapılacak yerel seçimlere kilitlendi. Her beş yılda bir yapılan seçimler, halkın belediye başkanlarını, yerel meclis üyelerini seçmesiyle ülke demokrasisinin gelişmesine katkıda bulunuyor. Bu katkı, çeşitli siyasi ideolojilerden beslenen ulusal partilerin çok etnikli ve çok dinli toplumsal yapıya sahip bu Takımadalar coğrafyasında ‘yerelin sesini’ dikkate aldıkları bir dönem olarak da ortaya çıkıyor. Ülkenin dört bir yanındaki etnik yapılara mensup topluluklar, özellikle ‘kendilerinden’ olan yerel siyasetçileri yönetimde görmek istiyor. Dolayısıyla, Cava Adası merkezli kurulan ve neredeyse tüm Takımadalar’da faaliyet gösteren ulusal partiler yerel seçimlerde velev ki, aralarında şu veya bu şekilde siyasi görüş farklılığı olsa da, adaylarını öne çıkan yerel siyasiler arasından seçiyor. Yerel seçimlerin odağında ise hiç kuşku yok ki, başkent Cakarta valiliği önem taşıyor. Ulusal partiler tarafından sadece ‘vali’ seçimi olarak değerlendirilmeyen, aksine bir sonraki başkanlık seçimleri için de bir değerlendirme ve sınama süreci olarak işlev görüyor.

Bu bağlamda, yaklaşık üç ay sonra yapılacak ve önümüzdeki beş yıllık süreyle başkent Cakarta’yı yönetecek valiyi belirleyecek seçimler öncesinde adaylar ve onları destekleyen siyasi partiler arasındaki tartışma başkentin trafik, toplu konut, sel, eğitim vb. gibi her daim öne çıkan alt yapı sorunlarının ne şekilde halledileceği üzerine yapılmıyor. Yaklaşık bir ay önce başlayan tartışma, mevcut vali Basuki Tjahaja Purnama’nın (Ahok) Eylül ayı sonunda yaptığı bir konuşmada Kur’an-ı Kerim’e hakaret ettiği iddiaları üzerine, bazı çevrelerin tepkileri ve polisten valiyi tutuklayarak yargılanması talebi çerçevesinde sürüyor. Vali Ahok’un ilgili ayetle ilgili yaptığı açıklama sonrasında Kur’an-ı Kerim’e hakaret etmediğini ve de ayrıca özür dilemesine rağmen, kimi gruplar bu özrü kabul etmeyip yargılanmasını ileri sürüyor. Öte yandan, bugüne kadar ilgili devlet kurumlarının valiyi yasal sürece tabi tutmamasının ardında valinin konuşmasının farklı yorumlanmasına dayanıyor.

Tabii süreç bununla da sınırlı değil. Ahok dışında valilik yarışında yer alacak diğer iki aday ve onları destekleyen siyasi partilerin de şu veya bu şekilde müdahil oldukları bir sürece tanıklık ediliyor. Aşağıda değinilecek ve bu sürecin aktörleri olduğu görülen çevreler dikkate alındığında bu tartışmanın önümüzdeki üç ay boyunca da süreceği anlaşılıyor.

Toplumsal güvenlik-Etnik gerginlik

Tartışmanın odağındaki vali Ahok’un “Kur’an’a hakaret ettiği”ni ileri süren bir grubun Ekim ayı başında başlattığı ve bugüne kadar giderek seçim gündeminde tek konu haline gelen tepkileri ve gösterisi bugün farklı bir noktaya evrilmiş durumda. İki hafta önceki gösteriden  daha fazla sayıda kişinin katılacağının duyurulması Başkan Jokowi, ordu komutanı ve emniyet genel müdürü, siyasi parti başkanları dahil olmak üzere ülkenin üst düzey yöneticileri ve siyasilerinin de dahil olduğu bir sürece konu oldu. Gösterilere Suriye ve Irak’tan döndükleri ifade edilen bir grup ile bunların ülkedeki sempatizanlarının karışabileceği yönündeki endişeler ile gösterinin hedefinde sadece vali Ahok’un ve onun yargılanması talebi değil, toplumdaki etnik ilişkileri ciddi anlamda zedeleyebilecek bir boyuta ulaşabileceği endişesi bulunuyor. Bu nedenle devlet başkanı Jokowi hafta başında ülkenin önde gelen dini gruplarının liderlerini sarayda topladı; ardından emniyet genel müdürlüğü gösterilerde görev yapacağını açıkladığı polis gücü sayısını 7500’den 20 bin’e çıkardı; ordu ise, ilk defa 500 kişilik özel birlikte sahada yer alacağını açıkladı. İşin öte yanında, Şubat’taki valilik seçiminin siyasi partiler için 2019 başkanlık seçimlerinin provası niteliği taşıması da sürecin farklı bir bağlama oturtulmasına hararetlenmesine neden oluyor. 

Sürecin başlangıcı

Başkent Cakarta’daki bu gelişmenin ve bunun ulusal politikaya etkisini sağlıklı değerlendirebilmek ve son bir aydır yaşananların sonunda buraya nasıl gelindiğini anlayabilmek için neler olup bittiğine kısaca bakmakta fayda var. Çin kökenli ve Protestan Hıristiyan olan Vali Ahok, 27 Eylül’de yaptığı bir konuşmada, bazı çevrelerin Kur’an-ı Kerim’den Maide Suresi’nin 51. Ayetini ileri sürerek bir Hıristiyan olan kendisinin adaylığının desteklenmemesi gerektiğini söylediklerini belirtmiş ve seçmenlerin kendisine oy verip vermemekte hür olduklarını dile getirmişti. Gelen tepkiler üzerine Ahok özür dilese de, özellikle belirli bir grubun öncülüğünde iki hafta önce yapılan ve yaklaşık beş ilâ on bin kişinin katıldığı gösteriyle polisin Ahok’u tutuklaması ve yargılanması talebi gündeme getirilmişti. Aslında bazı çevrelerin Hıristiyan kökenli valiye tepkileri ilk değil. 2012 yılında vali seçilen Joko Widodo’nun (Jokowi), hemen iki yıl sonra, yani 2014 yılında yapılan başkanlık seçimini kazanması ve böylece devlet başkanlığına oturmasının ardından, doğal bir süreç olarak yardımcısı Ahok yeni vali olarak atandı. Bu gelişme, elli yıl aradan sonra Müslüman olmayan bir valinin ilk defa Cakarta’yı yönetmesi anlamı taşıyordu.

İşin bir yanında da etnik boyutu var... O da, Ahok’un Çin kökenli olması. Ancak kahir ekseriyeti Müslümanlardan oluşmakla birlikte, çok etnikli ve dinli bir ülke olan Endonezya’da anayasa Müslüman olmayanların belediye başkanlığı, valilik veya siyasi parti başkanlığı, devlet başkanı olamayacağına dair bir madde içermiyor. Olağan siyasi yapı içerisinde ve bu siyasi yapının demokratik teamüllerinin uygulanması çerçevesinde Müslüman kitlelerin elinde önemli bir avantaj olduğunu daha ülkenin kurucu babası ile o dönemin Müslüman liderleri arasında bağımsızlık öncesi yapılan görüşmelerden biliniyor. Bu bağlamda, çeşitli dini grupların liderleri de bunu destekler mahiyette açıklamalar yaparak son haftalarda giderek artan gerginliği engelleme çabası sergilediler.

Başkent Valiliği ve ulusal siyaset

Yerel seçimler çerçevesinde başkent Cakarta valiliğinin farklı bir yönü bulunuyor. Cakarta seçim komisyonunun 2 Kasım’da yaptığı açıklamaya göre, kozmopolit bir nitelik arz eden başkentte toplam 7.132.756 seçmen bulunuyor. Bunun yanı sıra, başkent siyasi partilerin yapılaşma merkezi olmasıyla siyasi rekabetin kayda değer bir artış gösterdiği yer olarak dikkat çekiyor. Devlet başkanı Suharto döneminde (1966-1998) eyalet valileri kadar, başkent valisi de merkezden atanıyordu. Suharto sonrasındaki reform döneminde siyasi hayattaki dönüşümler bağlamında 2007 yılından başlayarak Cakarta valisinin belirlenmesinde halk oyuna başvurulmaya başlandı. Vali ile birlikte yardımcısı birlikte seçime giriyor ve atanıyor. Ancak bugüne kadar devam eden söz konusu bu reform döneminde belki de en önemli gelişme 2012 yılında yapılan seçimde yaşandı. Merkez siyasetin dışında yer alan ve o döneme kadar (2005-2012) Cava Adası’nın doğusunda tarihi Solo şehri belediye başkanlığı yapmış Joko Widodo (Jokowi) başkent valiliğine aday oldu.

Belediye başkanlığındaki performansıyla ülke gündemine oturan Jokowi’yi destekleyen Endonezya Mücadeleci Demokrasi Parti (PDI-P), hem de Çin kökenli yardımcısı ile sadece başkent politikalarını değil, ülke siyasetinde belirleyici olacak bir sürecin başlangıcı oldu. Solo şehrindeki başarılı yerel yöneticiliği başkentte yankı uyandıran Jokowi o dönem Golkar, Demokrat Parti, PKS, PAN, gibi ulusal siyasette öne çıkan diğer siyasi partilerin adaylarının önünde yarışı kazandı. Yerel yönetimdeki ‘hizmet’ eksenli yaklaşımıyla halkın gönlünde bir anlamda yer edinen Jokowi’nin başarısı, ulusal siyasette varlığı sorgulanır hale gelen PDI-P için de bir kurtuluş vesilesi oldu. Jokowi ile birlikte başkent meclis yönetiminde çoğunluğu alan PDI-P bir anda ulusal siyasette belirleyici bir rol almaya başladı. PDI-P’nin yerel seçimdeki bu başarısının bir sonraki aşamada daha büyük sonucunu 2014 yılı seçimlerinde yine aday gösterdiği Jokowi’nin devlet başkanlığını kazanmasıyla göstermiş oldu.

Valilik seçiminden ulusal siyasette kazanıma

Cakarta Valisi Ahok’a karşı FPI öncülüğünde yürütülen kampanya siyasi partiler arasında söz dalaşına dönüştü. Uzun süre bağımsız aday olma yönünde görüş beyan eden Ahok sonunda PDI-P’nin adayı oldu. Sadece PDI-P değil Ahok’a destek veren. Golkar, Ulusal Demokrat (NasDem), Hanura da Çin kökenli Hıristiyan adaya destek veriyor. 

Kimi grupların Ahok’un yargılanması talebine siyasilerden gelen tepkilerden biri önemliydi. İki dönem (2004-2014) devlet başkanlığı yapmış olan ve halen Demokrat Parti genel başkanı olan Susilo Bambang Yudhoyono’nun geçen Çarşamba günü Ahok’un yargılanması ve bu anlamda dolaylı da olsa bugünkü gösteriye destek çıkışı, PDI-P tarafından eleştirildi. PDI-P yetkilileri SBY’ın bu açıklamasının ardında Şubat ayında yapılacak yerel seçimlerde Cakarta valiliği için ordudaki görevinden istifa eden oğlu Agus Harimurti Yudhoyono’nun aday olmasının önemli rol oynadığını belirtti. Diğer aday eski milli eğitim bakanı Anis Baswedan ise, 2014 başkanlık seçimlerini kaybeden eski general Prabowo Subianto’nun partisi Gerindra’nın desteğini aldı. Vali Ahok’un devlet başkanı Jokowi’ye yakınlığı, 2014 başkanlık seçimini Jokowi’ye karşı kaybetmiş olan Probowo’yu yerel seçim yarışında yeni bir rekabete ittiğine kuşku yok.

1998 yılında çıkartılan bir kanunla gösterilerin serbest olduğu ülkede bugün yaşanan gösteri ülkede çeşitli grupların görüşlerini ortaya koyabilmelerinde ve bu anlamda bir tür demokratik haklarını kullanmalarında kayda değer bir durum. Bununla birlikte, çok etnikli ve dinli toplumda üç ay sonra yapılacak yerel seçimlerin etnik ve din temeli üzerine inşa edilmemesi yönündeki hassasiyette toplumun çeşitli çevrelerince dile getiriliyor. Vali Ahok’un ilgili ayetle ilgili açıklamasının nasıl bir yöne evrileceği ise ilgili devlet kurumlarının değerlendirmelerine bağlı olacak.

 

Güncelleme Tarihi: 05 Kasım 2016, 10:52
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35