banner39

Donbass'ta beklenen barış

Kırım'ın Ukrayna'dan kopararılmasına sessiz kalan Batı ayrılıkçı taleplerin silahlı çatışmaya dönüşmesi ve yayılmasıyla Yeni Rusya düşüncesinin, iddia edilenlerin aksine, bir faraziye olmadığını kabul ediyor

Analiz 03.02.2015, 10:03 12.02.2015, 09:55
Donbass'ta beklenen barış

Sinan Özdemir/ Brüksel

Ukrayna bir yıldan bu yana şiddeti yüksek bir içsavaş yaşıyor. Ateş hızla Doğu Ukrayna'ya yayılırken diplomasi çaresiz kendini hapsettiği döngüden çıkmanın yollarını arıyor. Minsk'te bir araya gelen tarafların uzlaşamaması, daha doğrusu ayrılıkçıların uluslararası mutabakata rağmen Minsk memorandumunu yeniden görüşme isteği, zaman kazanmaya yönelik bir manevra içinde olduklarını düşündürüyor. Gözlemciler görüşmelerin sonuçsuz kaldığı haberinin Mariupol'a ulaşmasıyla top atışlarının bir kat daha arttığını ifade ediyorlar. Ekranlara yansıyan görüntüler 1999 Rusya-Çeçenistan Savaşı'nı hatırlatıyor.

Rusya Donbass'ta yaşananların birincisi sorumlusu olarak değerlendiriliyor. Altı aydan bu yana Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği'nin uyguladığı ambargolara karşı mücadele ediyor. Kırım'ın Ukrayna'dan kopararılmasına sessiz kalan Batı ayrılıkçı taleplerin silahlı çatışmaya dönüşmesi ve yayılmasıyla Yeni Rusya düşüncesinin, iddia edilenlerin aksine, bir faraziye olmadığını kabul ediyor. Batı gibi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin'in etrafındaki oligarklar ve elitler de gerilimin düşürülememesinden duydukları rahatsızlığı dışa vurmaktan çekinmiyorlar. Ukrayna'da verilen mücadelenin son on yılda gerçekleştirilen büyük dönüşümü heba ettiğine inanıyorlar. Uygulanan yaptırımların sonucunda, Rusya'nın 21 dolar milyarderi bir yılda 53 milyar dolar kaybetti. Her şeylerini Putin'e borçlu olsalar da "kazanımlarını" Putin'in Yeni Rusya’sına feda edeceklerini düşünmek güç.

Ayrılıkçı gruplar mücadeleyi Donetsk ve Lugansk'ın dışına Mariupol'a taşıyarak oluşturulacak bir koridorla ayrılıkçı bölgeyi Kırım'a bağlamaya çalışıyorlar. Ukraynalılar bu teşebbüsü İkinci Dünya Savaşı'nın arefesinde Hitler'in Versay Antlaşması'yla Polonya'nın Baltık Denizi'ne açılmasını sağlayan Danzig koridorunu tekrar zapt etmesine benzetiyorlar. Hitler müdahalenin topyekün bir savaşa kapı aralayacağını düşünmüyordu. Avrupa'da hiçbir devletin bir toprak şeridi için savaşmayacağına inanıyordu. Ancak yanıldığını çok geçmeden anladı. Danzig irredentist politiklarının sadece ilk halkasını oluşturuyordu. Bugün Doğu Avrupa'da gerilimin düşürülmemesi Yeni Rusya fikrinin Rusya'nın Avrupa vizyonuna göndermede bulunduğuna inanılmasından kaynaklanıyor. Batı, ayrılıkçıların teşebbüsünü savaş sebebi sayacağını ifade etmemiş olsa da belirsizlikler kadar taşıdığı riskler zihinleri meşgul ediyor.

Rusya'ya karşı ekonomik sahada verilen mücadelenin askeri sahaya taşınıp taşınmayacağı cevabı aranan soruların başında geliyor. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama, Ukrayna ordusuna dolaylı destek sağlasa da, Rusya'nın ayrılıkçı gruplara her türlü desteği verdiği düşünüldüğünde, pasif kalmakla suçlanıyor. Kongre'den yükselen sesler Obama'yı Rusya karşısında daha kararlı durmaya davet ediyor. Ne var ki, bu noktada Kongre'nin samimiyetine güvenmiyor. İkinci döneminde "Çin tehdidine karşı" Asya-Pasifik'e yoğunlaşmayı isterken Rusya'nın beklenmedik çıkışı evdeki hesabı bozdu. Eski hayaletleri ve söylemleri tekrar canlandırdı.

Ancak Ukrayna'ya silah vermeden önce NATO üyesi altı Doğu Avrupa ülkesinin güvenliğin artırılması gerekecek. Avrupa hava sahasının 2014'te Rus askeri uçakları tarafında defalarca ihlal edilmesi olağan üstü bir durumla karşı karşı olunduğunu gösteriyor. Rusya'dan sızan veya sızdırılan bilgiler arasında NATO'nun Ukrayna'yı içine alması durumunda Rusya'nın taktik nükleer silah kullanacağı bilgisi de yer alıyor. Rusya'nın Kırım'a taktik nükleer silah transfer ettiği iddiaları da denkleme dahil edildiğinde yeni bir nükleer krizin eşiğinde oldukları fikrini pekiştiriyor. Ne var ki, Amerika yakın zamanda tekrar başlayacak olan İran nükleer görüşmeleri sonuçlanmadan doğrudan tansiyonu artırcı herhangi bir adım atmayacağını biraz daha bekleyerek Rusya'nın İran nükleer müzakekerelerinde oynadığı pozitif rolü dinamitlemeyeceğini düşünebiliriz. Rusya'nın ve ayrılıkçıların zamana ihtiyacı olduğu düşünüldüğünde, savaşın kaderi kadar müzakerelerin çerçevesi de gelecek aylarda yeniden şekilleneceğini söylemek mümkün.

Avrupa Birliği devletleri Rus tehdidi konusunda ortak bir noktada buluşsa da Ukrayna'nın silahlandırılması konusunda bir uzlaşmadan bahsetmek zor. Zaten herhangi bir uzlaşma da gerekmiyor. Üye devletlerin tercihine kalmış. Almanya ve Fransa diplomasi yoluyla sorunun çözülmesini istiyor. Silahların savaşı kontrolden çıkaracağına inanıyorlar. Yunanistan'ın yeni Başbakanı Alexis Çipras askeri desteğe karşı olduğu gibi yeni ekonomik yaptırımların uygulanmasına da karşı çıkıyor ve taraflar arasında köprü görevi görebileceğini ifade ediyor. Baltık Cumhuriyetler ve Polonya silahlandırılmasına sıcak bakarken, Macaristan karşı çıktığı gibi 17 Şubat'ta Vladmir Putin'i ağırlamaya hazırlanıyor. Lâkin, güç dengesinin sağlanamaması durumunda müzakerlerin nasıl yürütüleceği ve barışa nasıl ulaşılacağı belirsizliğini koruyor. Silahlar kadar maddi yardımların ulaşmaması da Ukrayna ordusunun modernizasyonunu veya en temel teçhizat alımlarını güçleştiriyor. Savaşın bir günlük bedeli 4,5 milyon avroya ulaşıyor. Ülke genelinde bağış ve orduya yardım kampanyaları organize ediliyor. Ukrayna dışında Baltık Cumhuriyetleri ve Polonya'da yardım kampanyasına katılan devletler arasında yer alıyor.

Minsk görüşmelerinin başarısızlıkla sonuçlanması tarafların ulaşmak istedikleri askeri hedeflere ulaşamamalarıyla doğrudan ilintili. Ayrılıkçılar Eylül'de ulaştıkları sınırlar içinde Yeni Rusya Federal Devleti adını verdikleri devletin tanınmasını istedilerse de ele geçirdikleri topraklar Donetsk ve Luganks bölgelerinin yalnızca yüzde ellisine tekabül ediyor. Görüşmeleri uzatarak oluşturulacak bir koridorla Luhanks ve Donetsk'i Kırım'a bağlama fikri gibi 'Yeni Rusya Devleti' topraklarını genişletmeyi hedefledikleri anlaşılıyor. Donetsk havalimanını ayrılıkçılara terke etmek durumunda kalan Ukrayna savaşı havada kaybettikten sonra Donbass Savaşı'nı karada kaybetme tehlikesiyle karşı karşıya. Son kertede büyük devletlerin bekleme eğilimi Suriye krizinden olduğu gibi insani dramı (çatışmaların başladığı Şubat 2014 tarihinden bu yana beş bin sivil yaşamını yitirdi) artıracak ve kapanması güç yaraların açılmasına sebep olacaktır.

banner53
Yorumlar (0)
17
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü