banner39

Güney Afrika'nın dış politikasında ikilem

Güney Afrika bir yandan Çin ile ilişkilerini geliştirirken bir yandan da ABD himayesinde rol kapıyor...

Analiz 30.04.2013, 16:17 30.04.2013, 17:59
Güney Afrika'nın dış politikasında ikilem

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni - Güney Afrika

Güney Afrika'nın, son dönemlerde Batılı devletlerin Afrika'daki menfaatleriyle uyumlu bir dış politika takip ettiği daha fazla görünür olmaya başladı. Bir taraftan Çin'le ekonomik ilişkilerini geliştirirken diğer taraftan da Fransa'nın Afrika'daki etkisini azaltmaya yönelik ABD'nin himayesinde rol kapmaya çalıştı. Orta Afrika Cumhuriyetinden askerlerini çekme kararı alırken Mali ve Mozambik'e asker gönderme peşinde. Orta Afrika'daki gelişmeler, küresel güçlerin kontrolündeki Güney Afrika'nın dış politikasının, ikilemler içinde olduğunu bir kez daha gösterdi.

23 Mart'ta 13 Orta Afrika'nın Cumhuriyeti Bangui'de SELEKA isyancıları tarafından 13 Güney Afrikalı askerin öldürülmesi Güney Afrika basınında iktidardaki ANC'ye (Afrika Ulusal Kongre Partisi)  karşı sert eleştirilerin yapılmasına neden olmuştu. Devlet Başkanı Zuma, parlamentoda yaptığı konuşmada Güney Afrikalı askerlerin boş yere ölmediğini iki Afrika ülkesinin çıkarları için hayatını kaybettiğini açıklamış, fakat bu konuşması akıllardaki soruları gidermemişti.

1998'de BM ve Afrika Birliği sponsorluğunda Güney Afrika ile Orta Afrika arasında ikili bir güvenlik anlaşması olmasına rağmen bu güvenlik anlaşması tek taraflı bir anlaşma gibi görünmektedir. Çünkü Orta Afrika'nın Güney Afrika ile doğrudan askeri bir ilişkisi bulunmadığı gibi her iki devletin çıkarları dış politika çıkarları arasında bir uyum da söz konusu değil. Peki bu ilişkinin arkasında yatan gerçek neden ne? Güney Afrikalı askerler kim korumak için oradaydılar?

SELEKA'nın, Güney Afrikalı askerlerin ölümü ile ilgili yaptığı ilk açıklama, önce askerlerin isyancılara ateş ettiği, SELEKA'nın da ateşe karşılık vermesi üzerine 13 askerin öldüğü 27 askerin yarandığı şeklindeydi. Zuma askerlere ateş etme emrinin kendisinin vermediğini, devrik Orta Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı François Bozize'nin vermiş olabileceğini söylüyor. Peki ateş emrini verdiği iddia edilen Bozize neden Güney Afrika'ya değil de Kamerun'a sığınmayı tercih etti.

Bu soruların cevabı oldukça karışık, ama zor değil. Güney Afrikalı askerlerin orta Afrika'da bulunmasının en önemli nedeni eski devlet başkanı Bozize'yi korumaktı. Bozize demokratik yollarla iktidara gelmiş biri değil, asker kökenli diktatör bir liderdi. Apartheid rejime karşı mücadele veren siyahların hak ve özgürlüklerini savunan geçmişte büyük bir bedel ödemiş iktidar partisinin Fransa'nın desteklediği bir diktatörün koruyuculuğunu üstlenmesi gerçekten tartışılması gereken bir konudur. Fakat ANC'nin gönüllü olarak bu görevi üstlenmesinin altında ekonomik ilişkiler yatmakta. Son beş yılda Orta Afrika Cumhuriyeti ile Güney Afrika arasında ekonomik ilişkilerin özellikle madencilik alanında en üst seviyede olduğunu görebiliyoruz. Dünyanın en fakir ülkelerinden olan Orta Afrika gelirinin önemli bir kısmını Fransa'ya değil, Güney Afrika'ya akıtmakta ve ABD ile Güney Afrika'nın ortaklığı bu ülkede hissedilir bir şekilde görünmekteydi.

Orta Afrika'nın istikrarlı bir ülke olması tabiî ki kabul edilebilir bir durum. Fakat tecrübeler gösterdi ki, istikrar ve güvenliği belirleyen, ortak bir noktada birleşerek barış ve huzur içinde yaşamaya karar verebilmek. Bozize, yabancı askerlerin yardımı ile istikrarı sağlamasına rağmen toplumsal barışı gerçekleştiremedi. Afrika'da güvenliğin veya istikrarın sağlanması adına diktatör liderlere verilen destek Afrika'ya hiçbir zaman barış ve huzur getirmedi, bu durumu en iyi bilenlerden biri ANC olmasına rağmen Afrika'da tahakküm arayışı, apartheid dönemine siyah politikacılar eliyle dönüldüğünü gösteriyor.

Diğer bir noktada, Güney Afrika'nın dış politikada başarısızlığa uğramasının arkasında yatan temel gerçek - Batılı dostlarına güvenerek- Afrika'nın siyasi sorunlarına etki etmedeki nüfuzunun halen yetersiz olmasıdır. Güney Afrika henüz ekonomik ve sosyal sorunlarını çözebilmiş bir ülke değilken bölgesel bir güç gibi hareket etmesi, dış politikada başarısızlıklarını beraberinde getirmiştir. SELEKA'nın Orta Afrika'da iktidarı devralmasından sonra ABD'nin kararsızlığını Güney Afrika ödemek zorunda kalmıştır.  Aktif savunma politikası uygulamak belirli bir kapasite ile ilgilidir. Önemli olan bu kapasiteye ulaştığında bölgede belirleyici olabilmektir.

Devlet Başkanı Zuma, Güney Afrika'nın içyapısal şartları ile bölgesel mücadeledeki geleneksel küresel aktörlerin rolünü yeni yeni anlamış gibi görünmektedir. İki gün önce siyasi başkent Proteria' da  Orta Afrika Başbakanı Nichols Tiangaye ile görüşerek, iki ülke ilişkileri açısından yeni bir dönemin başladığını ve iki ülkenin de geçmişteki hatalarını tekrarlamayacağını belirtmesi önemliydi. Fakat henüz ölen askerlerle ilgili inceleme tamamlanmamışken, dış politikadaki bir bu değişiklik nasıl açıklanabilir? Sanırım bu değişikliğin arkasında yatan geçenlerde Paris'te,  ABD ve Fransa'nın Orta Afrika Cumhuriyetinin geleceği ile ilgili bir anlaşmaya varmaları gerçeğiydi.

Kıtanın en donanımlı ordularından birine sahip olan Güney Afrika bu kapasitesini, küresel güçlerin yönlendirmesiyle değil, barış görüşmelerinde kilit rol oynaması, kıtanın barış ve istikrarına daha fazla katkı verecektir. Afrika'daki çatışmalara taraf olmak yerine hakem rolünü üstlenmesi, Güney Afrika'nın geleneksel politikasına daha uygun bir davranıştır. Fakat bu davranış biçimi yalnız politika yürütücüler ilgili değil Güney Afrika halkının paylaştığı ortak bir sorumluluk olmalıdır. Ölen askerlerin cenazelerinin gömüldüğü gün, Güney Afrika halkı bu ortak sorumluğu gösterdi. Kendisini Güney Afrikalı hisseden birçok siyah, beyaz, Müslüman, Hıristiyan, Zululu, Malay, Hintli bu sorumluluk bilinciyle hareket etti.

Umut edelim, 13 askerin kaybı Güney Afrika'nın dış politikasında yeni bir kapının açıldığının işareti olsun. Belki de, o zaman Güney Afrika, Nelson Mandela'nın 27 yıl kaldığı hapisten çıkarken söylediği "Ben beyaz adamın tahakkümüne değil, bütün siyah ve beyazların tahakkümüne karşı, haksızlığa, sömürüye karşı savaştım, gerekirse ölmeye hazırım" sözü gerçeklecektir.

Yorumlar (0)
18
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?