banner15

Güney Afrika'nın Gazze çığlığı

Özellikle Yahudi lobisinin ülkede ağırlığına rağmen iktidar partisi ANC'nin gençlik kollarından İsrail'in Güney Afrika büyükelçisi Arthur Lenk'in sınır dışı edilmesini istemelerinin özel bir anlamı var. ANC'nin gençleri Filistin direnişinin İsrail apartheidine karşı bir mücadele olarak görüyorlar. ANC'in içinde de gençler gibi düşünen çok sayıda kişi var. Johanesburg'taki gösteriye ANC milletvekillerinin katılması da bunun bir örneği.

Güney Afrika'nın Gazze çığlığı

İbrahim Tığlı/ Cape Town

Güney Afrika üç büyük şehrinde, İsrail'in Filistin'e yaptığı saldırılara karşı protestolar gerçekleşti. Müslümanların yoğun yaşadığı şehirlerden biri olan Cape Town'da yaklaşık 25 bin kişinin katıldığı mitingde, İsrail'in saldırıları kınandı. Geçtiğimiz Cuma da, Güney Afrika'nın en kalabalık şehri Johanesburg ve Hind okyanusu sahilindeki Durban şehrinde benzer gösteriler vardı. Ramazan'ın son Cumasında da her üç şehirde gösteriler yapılmaya devam edilecek.

Tepkiler sadece gösteriler ve mitinglerle sınırlı değildi, ülkenin en büyük iki sendikası COSATU ve NUMSA da çoğunluğu çocuk ve kadın olmak üzere 500'den fazla Filistinlinin hayatını kaybettiği saldırıları kınayarak Filistin halkının yanında oldukları mesajını verdiler. Bu yıl ilk defa meclise 25 milletvekili sokmayı başaran karizmatik lider Julius Malema'nın Ekonomik Özgürlük Savaşçıları partisinin milletvekilleri de İsrail saldırılarını durdurmazsa Gazze'ye canlı kalkan olarak gideceklerini açıkladılar. İktidardaki partisi Afrika Ulusal Kongre Partisi de saldırıları sert bir şekilde kınayarak Zuma yönetiminden İsrail'le ilişkilerini kesilmesini istedi. Gazze'ye saldırıya tepki gösterenler israil büyük elçiliğinin Güney Afrika'dan sınır dışı edilmesini, israil mallarının boykot edilmesinin istemekteler.

1994 öncesi Güney Afrika apartheid yönetimin en önemli destekçilerinden biri İsrail'di. Ülkenin efsanevi lideri Filistin mücadelesi ile Güney Afrika'nın özgürlük mücadelesini eş değer olarak görmekteydi. Mandela "Filistin özgür olmadan bizim özgürlüğümüz tamamlanmış sayılamaz" demişti.  Apartheid rejimin yıkılmasından sonra İsrail'le olan ilişkilerde mesafeli davranılmış, İsrail'in Mandela'yı bir çok kez davet etmesine rağmen Madiba ancak 1994'de ziyaret etmiş fakat Filistin'de daha uzun kalarak siyonist yönetime bir mesaj vermek istemişti. Daha sonraki Mbeki döneminde ilişkilerde biraz daha yumuşama olmuşsa da İktidar partisi ANC, İsrail'i, Ortadoğu'daki sorunun baş sorumlusu olarak görmüştü. Halihazırdaki Zuma döneminde ise Güney Afrika-İsrail ilişkilerinde Mandela ve Mbeki dönemlerine nazaran bir ilerleme olduğunu söylemek mümkün.

Aslında Güney Afrika yönetiminde bu değişimin arkasında ülkede İsrail lobisinin güçlü etkisi var. Görünen o ki, politika siyahlara bırakılmışken, ekonomi hala beyaz azınlığın kontrolü altında. Yahudi iş adamları Güney Afrika ekonomisinde önemli bir yere sahip. Dış politikada ANC, sol bir gelenekten gelmesine rağmen küresel aktörlerle işbirliği içersinde hareket ediyor. İki ülke arasında ekonomik ilişkiler 15 milyar dolara yakın. Güney Afrika'daki altın, elmas ve platin madenlerin büyük bir kısmı Yahudi şirketler tarafından işletiliyor. Ülkenin en büyük market ağı PicknPay de bu şirketlerin elinde. Siyahların ekonomide söz hakkı yalnız yüzde 20 ile sınırlı, beyaz azınlık hala ekonominin yüzde 80'ini elinde bulunduruyor. İsrail'in şüphesiz en önemli destekçileri bu beyaz azınlık.

Özellikle Yahudi lobisinin ülkede ağırlığına rağmen iktidar partisi ANC'nin gençlik kollarından İsrail'in Güney Afrika büyükelçisi Arthur Lenk'in sınır dışı edilmesini istemelerinin özel bir anlamı var. ANC'nin gençleri Filistin direnişinin İsrail apartheidine karşı bir mücadele olarak görüyorlar. ANC'in içinde de gençler gibi düşünen çok sayıda kişi var. Johanesburg'taki gösteriye ANC milletvekillerinin de katılması bunun bir örneği. Yine başta Ahmed Kathrada olmak  üzere Nelson Mandela'nın hapishane arkadaşlarının da protestoda yer alması ANC içinde bir ikilemin olduğunu da gösteriyor. Zuma seçimlerden sonra ulusa sesleniş konuşmasında Filistin davasının Güney Afrika için ayrı bir önemi olduğunu, Filistin halkını desteklemeye devam edeceklerini açıklamıştı. Dışişleri bakanı da İsrail'i kınayan sözler söyledi fakat ANC içindeki bir güç iktidar partisinin İsrail konusunda somut adım atmasını engelliyor gibi.

Güney Afrika'da israil'e karşı en büyük tepkiyi gösterenler şüphesiz ülkenin yüzde 4'ünü oluşturan Müslümanlardan geldi. Güney Afrika'nın ikinci büyük kenti Cape Town'da 25 bin Müslüman Gazzeye destek yürüyüşü gerçekleştirdi. Bu yürüyüş Şehid İmam Abdullah Harun'un cenazesinden sonra ilk kez bu kadar büyük bir kalabalığı toplaması açısından önemliydi. Cape Townlu Cape Malay, Hind kökenli Kalırt ve Siyah Müslümanlar 45 yıl önce şehid edilen imamlarının izinde olduklarını göstererek Filistin davasının kendilerini diri tuttuğunu gösterdiler. İsrail mallarının boykot edilmesi yönünde çağrıları şimdiden bazı şirketleri endişelendirdi ve bu şirketler ürünlerinde indirimler yapmaya başladılar.

Güney Afrika'nın Filistin'le imtihanı var. Geçmişte Filistin halkının en büyük destekçilerinden biri olan Güney Afrika halkı apartheid rejime karşı mücadeleyi Mandela'nın deyimi ile ancak Filistin halkına sahip çıkmakla kazanabilecektir. Filistin özgür olmadan ve katliamlar durmadan Güney Afrika'nın siyah halkının özgürlüğü gerçekleşmiş olmayacaktır. Çünkü apartheid rejim belki Güney Afrika da yenildi ama hala Filistin'i işgal ederek ve 7 Temmuz'dan beri Gazze'de yüzlerce kişiyi öldürerek varlığını devam ettiriyor.

 

Güncelleme Tarihi: 22 Temmuz 2014, 12:33
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48