banner39

Hollande'den 50. yıl ziyareti

Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Chirac ve Sarkozy'den sonra Cezayir'i ziyaret eden üçüncü Fransız lider olacak

Analiz 17.12.2012, 09:47 17.12.2012, 09:51
Hollande'den 50. yıl ziyareti

Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni - Brüksel

François Hollande 19-20 Aralık tarihleri arasında Cezayir'i ziyaret edecek. Bağımsızlığının ellinci yılını kutlayan Cezayir için bu önemli bir ziyaret. Hollande'nin Cezayir'de yapacağı açıklamalar ilişkilerin gelecek dört yılını belirleyecek. Hollande'nin eşitler arasında işbirliğini artırma hedefi çerçevesinde iktisadi işbirliğinin yanı sıra güçlendirilmiş siyasi birlik önerisinde bulunacağı ifade ediliyor. Ancak bunun ikili ilişkiler boyutu olduğu kadar, bölgesel ve jeopolitik boyutları da var. Hollande'nin ziyareti sırasında Fas'la olan ilişkiler ve Mali'de yaşananlar da gündeme gelecektir.

Hollande, Cezayir'i ziyaret eden üçüncü devlet başkanı. Onda önce 2003'te J. Chirac ve 2007'de N. Sarkozy ziyaret etti. Chirac Oran'da yaptığı konuşmayla Sarkozy Konstantin'de söyledikleriyle alkışlanmışlardı. Ne var ki her iki ziyaret başarıyla sonuçlanmakla birlikte Chirac'ın ziyareti 2005'te kolonyal suçlara ilişkin Fransız parlamnetosu'nun kabul ettiği kararla; Sarkozy'nin ziyareti Cezayirli bir diplomatın 2008'de tutuklanmasıyla en alt seviyeye indirildi. Meclis kararını daha sonra geri çekti ve tutuklanan Cezayirli diplomat 2010'da serbest bırakıldı. Ancak ilişkiler tekrar normale dönmedi.

Hollande iyi niyetini göstermek için de 17 Ekim 1961'de Cezayirlilere yönelik Fransa'da yaşanan kanlı baskını şu cümlelerle tanıdığını açıkladı: "17 Ekim 1961'de özgürlükleri için gösteri yapan Cezayirliler kanlı bir baskınla öldürüldü. Fransa Cumhuriyeti, tüm açıklığıyla bu olayları tanır. Bu trajediden 51 yıl sonra, hayatını kaybeden kurbanları saygıyla anıyorum." Kanlı baskın gibi daha onlarca eylem sırasında öldürülen Cezayirliler de yok değil (örneğin, pek hatırlanmayan,  14 Temmuz 1953 eylemleri sırasında Place de la Nation'da altı Cezayirlinin öldürülmesi ve kırka yakın Cezayirlinin polis kurşunuyla yaralanması veya 28 Mayıs 1952'de General Ridgway'in ziyaretini protesto eden bir Cezayirli'nin öldürülmesi.) Fransa'da yaşayan  "Cezayirli Müslümanlara" yönelik devletinin uyguladığı şiddet kolonyal dönemden kalma ugulamalardan çok uzak değildi. Devlet özellikle metropolde bulunan  Cezayirlileri istisnai uygulamalarla bir şekilde baskı altında tutmanın yollarını aradı. Açılan davalar hızla kapanarak olayların gündemden düşmesi sağlandı; ancak hafızalardan silinmedi.

Bu güne kadar Cezayir'i en fazla rahatsız eden Fransa'nın siyasi retorikten kurtulamaması oldu. Söylemle uygulama arasında beliren tutarsızlıklar bu rahatsızlığı pekiştirdi. Örneğin,  Sarkozy bir yanda 2007'de Konstantin konuşmasında "özür dilerken" diğer tarafta partisi içinde veya partisine oy veren Cezayir nostaljisi içinde ki sağcıları küstürmemek için küçük hesapların peşine düşerek ikili oynayarak inandırıcılığını yitirdi. Ayrıca yabancılara yönelik uygulanan cadı avı, müslümanların sık sık parmakla gösterilmesi ve olur olur olmadık tartışmalara dahil edilmeleri Fransa'nın olumsuz imagosunu pekiştirdi.

Hollande'yi selefinden farklı kılan daha Cezayir'e ayak basmadan 1961 kanlı baskını konusunda özür dileyerek, Cezayir nostaljisi içinde olan Fransızların karşılıklı ilişkileri gölgelemesine müsaade etmeyeceği mesajını göndermesi oldu. Hollande'nin göçmenler veya kimlikler üzerinden siyaset yapmayacağını deklare etmesi  -bunu sürdürmesi durumunda- tutarlılığını güçlendirecektir. Fransa'nın yeni bir sayfa açma arzusu veya "eşitler arasında yeni bir diyalog inşaa etme" düşüncesini destekleyen en önemli ikinci gösterge (birinci gösterge kanlı baskın özrü) bu güne kadar Cezayir'i ziyaret etmeden önce Fas'ı ziyaret etme uygulmasından vazgeçip cumhurbaşkanının doğrudan Cezayir'i ziyaret edecek olması Fas'la sorunlar yaşayan Cezayir açısından diplomatik bir başarı olarak görülmeli.

Hollande'nin kanlı baskın konusunda attığı adım, Fas'ı bypass ederek Cezayir'i ziyaret edecek olmasının dışında Filistin'in Birleşmiş Milletler'de gözlemci statüsü elde etmesi noktasında takındığı olumlu tavır iyi niyetini ve konulara seleflerinden farklı yaklaşacağını gösteriyor olsa da Cezayir-Fransa ilişkilerini yalnızca tarihi mevzularla sınırlamak mümkün değil.

Özellikle Mağrib ülkeleri arasında gözlemlenen rekabette Fransa'nın önemli bir taraf olduğu gözden kaçırılmamalı. Cezayir-Fas ilişkileri bir şekilde Fransa'nın bölge ülkeleriyle olan ilişkilerini de etkiliyor. Cezayir-Fas ilişkileri daha bağımsızlığın hemen ardından sınırlar konusunda yaşanan belirsizlikler sebebiyle 1963'te iki ülkeyi karşı karşıya getirdi. Çok geçmeden Batı Sahra konusunda yaşanan görüş ayrılıkları Fas'ın bölgeyi (yeşil yürüyüş-1975) işgal etmesiyle iki devleti tekrar karşı karşıya getirdi ve dondurulan diplomatik ilişkiler ancak 1988'de "normale" dönebildi. Ne var ki, Cezayir iç savaşı döneminde Fas'ın Marakeş şehrinde patlayan bombalar sebebiyle Fas-Cezayir sınırı kapatıldı (1994) ve hala kapalı.

Cezayir-Fas ilişkilerinin normale dönmesi ancak Batı Sahra konusunda bir çözüme ulaşılmasıyla mümkün olacaktır. Ancak ileri sürülen çözüm önerileri bunun kısa vadede gerçekleşmeyeceğini düşündürüyor. Fransa bu noktada Fas'ın daha fazla otonomi önerisini desteklerken, Cezayir'in Batı Sahra'nın kendi geleceğini belirleme hakkı çerçevesinde referandum önerisine (Uluslarası Adalet Divanı'nın Birleşmiş Milletler Genel Kurulu'nun 1514 nolu kararına atfen 1975'te verdiği karar da bu yönde idi) katılmıyor. Cezayir, Batı Sahra'nın bağımıszlığı için mücadele eden Polisario cephesi'ne sağladığı iddia edilen askeri yardımlar sebebiyle Rabat tarafından parmakla gösteriliyor. Uluslarası toplum açısından Batı Sahra meselesi belirsizliğini koruyan sorunların başında yer alıyor.

Cezayir'in Mali politikası Batı Sahra politikasından çok farklı. Sebebi aktörlerin ve dengelerin çokluğu. Her türlü dış müdahalleye karşı çıkıyor. Kolonyal dönemde belirlenen sınırların değişmesini istemiyor. Mali'nin kuzey bölümünü işgal eden silahlı gruplar içinde berberi olanlar olduğu kadar Cezayirlilerin ve Libyalıların da olması dengeyi doğru kurmasını gerektiriyor. Cezayir, Mali'nin bölünmesi durumunda Cezayir içinde ki berberilerin hareketlenmesinden korkuyor. Bu sebepten Cezayir bir yanda Mali'nin toprak bütünlüğün muhafaza edilmesi gerektiğini savunurken, bağımsızlık isteyen silahlı gruplar arasında da dengeyi doğru kurmak durumunda. Fas'ın Sahel bölgesinde etkin olma arayışı Cezayir'i irite ediyor. Bir zamanlar Batı Sahra'da görülen Cezayir-Fas rekabeti Mali kriziyle Sahel'in önemli bir bölümüne yayılmış durumda.

Cezayir hem Batı Sahra konusunda hem de genel olarak Sahel bölgesinde ki gelişmler konusunda Fransa ile aynı bakışı paylaşmıyor. Bu sebepten Hollande ve Buteflika'nın bölgesel meselelerde ortak bir vizyonda buluşması zor görünüyor. Ancak ikili ilişkilerde, ekonomik (Çin'in –tarihi sebeplerden-  Cezayir'in birinci ekonomik partneri olması ve giderek artan etkinliği karşısında Fransa açığı ekonomik ilişkileri geliştirerek -otomotiv sektörü gibi- doğrudan yatırımlarla dengelemeyi hedefliyor.) ve siyasi konularda (özellikle vizeler konusu), karşılıklı adımların atılacağını düşünebiliriz.

banner53
Yorumlar (0)
10
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?
Günün Karikatürü Tümü