banner39

Irak'ta Barzani-Maliki geriliminden ne çıkar?

Suriye’nin kendi iç sorunlarıyla uğraştığı bir dönemde olası bir Kürt devletiyle ilgili lehte yahut aleyhte çok fazla bir şey yapamayacağı düşünülse de İran’ın şu şartlarda böyle bir ayrılma düşüncesine karşı çıkacağını tahmin etmek zor değil!

Analiz 09.05.2012, 17:31 16.05.2012, 15:15
Irak'ta Barzani-Maliki geriliminden ne çıkar?

Tahir Akdeniz / Dünya Bülteni

Irak Kürdistan Bölgesel Yönetim lideri Mesut Barzani Nisan ayı içerisinde ABD, Bulgaristan, Macaristan ve Türkiye’yi kapsayan bir dış ziyaret turu düzenledi. Bu turu Mayıs ayında da Körfez ülkeleri Birleşik Arap Emirlikleri ve Katar ziyaretleri ile sürdürdü. Barzani dış ziyareti sırasında yaptığı açıklamalarda Bağdat’taki Maliki hükümetine karşı sert bir turum benimsemesi bu hükümetin devrilmesi gerektiği ifadeleri öne çıktı.

Diğer taraftan söz konusu ziyaretlerde Barzani Kürdistan Bölgesel Yönetimi için siyasi destek arayışında bulunarak bağımsızlık noktasında atılabilecek adımlara verilebilecek tepkilerin ölçmeye çalıştı. Ayrıca Barzani Bulgaristan gibi bazı ülkelerden ise ağır silah alma imkânlarını da yoklamış oldu. Kulislere yansıyan bilgilere göre ABD yönetimi Barzani’nin Maliki’ye karşı tırmandırdığı restleşmeden hoşnut değil. Yine aynı duyumlar Barzani’nin ağır silah satın almak istediği ülkelerin bu konuda isteksiz olduğu yönünde.

Barzani’nin bu temaslarının yanı sıra İran’da da Maliki’nin devrilmesi yönünde nabız yokladığı biliniyor.  Hatta Barzani’nin Tahran’ın Maliki’yi bir başka Şii liderle değiştirmesi amacıyla lobi yaptığı söylentilerin arasında! Ancak ABD gibi İran da bu talebe pek sıcak yaklaşmadı. İran Maliki’nin devrilmesi durumunda yeni Irak hükümetinin kurulmasının güçleşmesinden, hatta bu sürecin 2015’teki seçimlere kadar gerçekleşmemesinden endişe duyduğu aktarılıyor.

Ayrıca Barzani’nin Erbil’de KYB lideri Celal Talabani, el Irakiyye lideri İyad Allavi, Sadr grubu lideri Mukteda Sadr ve Irak Meclis Başkanı Usame Nuceyfi ile beşli bir görüşme gerçekleştirdiği biliniyor. Bu görüşmenin ardından taraflar Maliki’ye 2010 seçimleri sonrası kurulan Irak hükümetinin bağlı olacağını bildirdiği Erbil anlaşmasını 15 gün içerisinde hayata geçirmesi gerektiği hatırlatmasında bulundu.  Maliki’nin tarafların çağrısına uymaması durumunda ise söz konusu isimler Maliki hükümetini meclis gensoru önergesiyle düşürmekle tehdit ettiler.

Maliki’nin tüm bu uyarılara tepkisi ise sertti. Barzani’nin diktatörlük suçlamalarına Irak hükümeti  adına yanıt veren Irak Başbakan müşaviri ve milletvekili Yasin Mecid,  Barzani'nin yirmi yıldır Kürtlerin sırtına çöreklenmiş bir diktatör olduğunu, petrol paralarını yediğini, Bölgesel Yönetimde tüm makamlara akrabalarını doldurduğunu söyledi.

Maliki ise Erbil anlaşmasının anayasal zeminde Kürt yönetimine de bazı sorumluluklar yüklediğini ancak Barzani’nin hiçbir yükümlülüğünü yerine getirmediğini dile getirdi. Barzani’nin sınır ve havalimanlarını merkezi hükümet kontrolüne devretmediğini, petrol kaçakçılığına göz yumduğunu savunan Maliki, “müzakereler anayasal zeminde yürür, isterlerse erken seçime de hazırım” diyerek kendi siyasi müttefiklerine de mesaj gönderdi.

Maliki’nin reste karşı rest çekmesi bununla da sınırlı kalmadı. Barzani’nin gerginliğin başından beri gündeme getirdiği Kerkük’ün geleceği konusunda çok kritik bir adım atarak Bakanlar kurulunu Kerkük’te toplama kararı aldı. Nitekim Maliki’nin Kerkük ziyareti, kent semalarının askeri helikopterlerle dolduğu, onlarca zırhlı askeri aracın ve askerin Kerkük’e sevk edildiği bir gövde gösterisine dönüştü. Maliki, Kerkük’te “Kerkük’ün kimliği Iraklı olmalıdır, herhangi bir alt kimlik bu kimliğin üstüne çıkmamalıdır” dedi. Maliki'yle birlikte 15 Sünni ve Şii Arap bakanın katıldığı Bakanlar Kurulu toplantısını sadece Kürt bakanlar boykot etti.

Maliki bu adımları atarken ABD’nin Irak büyükelçisi James Jeffrey, Iraklı siyasi liderlerle gerilimin düşürülmesi için görüşmelerde bulunarak Maliki’ye karşı herhangi bir gensoru girişiminde bulunulmamasını telkin etti. Benzer görüşmeler İran tarafından da yürütüldü.  Hatta İran’ın Erbil Başkonsolosunun IKBY lideri Mesut Barzani ile bir araya geldiği bilgisi basına yansıdı. Bu haberlerin basına yansımasının üzerinden çok geçmeden Cumhurbaşkanı Talabani, Erbil görüşmesinde bulunduğunu ancak toplantı sonucuna imza atmadığını açıkladı. Sadr grubu lideri Mukteda Sadr’ın da Şii Ulusal İttifak lideri İbrahim Caferi’yi arayıp Maliki’yi düşürmek niyetinde olmadığını ilettiği de kulislere düşen söylentiler arasında.

Gelinen nokta itibariyle Barzani’nin Maliki karşıtı açıklamaları Maliki’nin sadece Şii Araplar nezdinde değil, Sünni Araplar nezdinde de manevra alanı kazanmasıyla sonuçlandı. Zira Barzani’nin açıklamaları karşısında tedirginliğe düşen Sünni Araplar ayrılıkçı gördükleri Kürtlere karşı güçlü bir ismin arkasında saf tutma eğilimi göstermekteler. Maliki ile hiçbir şekilde anlaşamayan Sünni Uzlaşma Cephesi'nin geçtiğimiz dönemde Kürtlere karşı Maliki’ye güvenoyu garantisi verdiği kayıtlara geçmiştir.

Diğer bir deyişle Barzani’nin açıklamaları Maliki’nin zayıf olduğu bir dönemde Kerkük konusunda elini güçlü hisseden Kürtlerin harekete geçmesi olarak yorumlandı. Ayrıca KDP, kritik bir dönemde gerek Sünnilerin hamisi rolüne soyunarak, gerekse Suriye konusunda aldığı inisiyatiflerle Ankara’nın desteğini sağlamaya çalıştı. Bu süre zarfında kulislerde belki de en fazla konuşulan konulardan birisi Barzani’nin Türkiye ile bir konfederasyon arayışında olup olmadığıydı?

Konuşulanlara göre Kürdistan Bölgesel Yönetimi, Bağdat’tan ayrılmak için ABD ve Türkiye’nin himayesinde referanduma gitmeyi, referandum sonrasında ise Türkiye ile konfederasyonu gerçekleştirmeyi düşünüyordu. Böyle bir birleşme durumunda Erbil yönetimi, Türkiye’nin Kerkük’ün Irak Kürdistan’ına bağlanmasına yönelik rezervinden de vazgeçeceğini hesaplıyordu. Ancak böyle bir planın gerçekleşmesi için gerek Kürt siyaseti, gerek Irak siyaseti, gerekse de bölge siyaseti hazır mı sorusu gündemi meşgul etti.

Irak’taki Kürt siyaseti bağlamında konuya yaklaşıldığında bir kere bölgeyi yöneten KDP ve KYB’nin arasında yapısal sorunların bulunduğu ve bunların bir türlü çözülmediği biliniyor. Zira Kuzey Irak’ta fiili olarak iki peşmerge bakanlığı ve iki istihbarat örgütü bulunuyor. Bu örgütlerden birisinin başında Barzani’nin diğerinin başında Talabani’nin olduğu biliniyor. Üstelik Barzani, alttan alta Talabani’nin altını oyuyor. Talabani de buna karşılık çıkış yolları arıyor ve Bağdat ile kavgada geri planda duruyor. Nitekim Talabani, Erbil’de yapılan beşli toplantı sonuçlarına katılmadığını belirtmesi Barzani’nin içeriden yediği bir gol oldu.

Diğer taraftan Barzani’nin açıklamaları Sünni Araplar nezdinde de rahatsızlık uyandırmaya başladı. Irak’ın birliğini savunan ve Kürtlerin ayrılıkçı olduğunu düşünen Sünni Arapların homurdanması Sünni Arapların en geniş çaplı ittifakı olan el Irakiyye’de de karşılık gördü. El Irakiyye lideri İyad Allavi birkaç gün önce yaptığı açıklamada Kürtlerin bağımsızlık yolunda atacağı bir adımın Iraklılar için büyük felaketlerle sonuçlanacağını söyledi. Nitekim Barzani’nin ofisinden aranan ve Kerkük’teki Bakanlar Kurulu toplantısına gitmemeleri istenen Sünni Arap Bakanlar da bu çağrıya uymadı. Şii Araplar ise günden güne Kürtlere karşı daha da öfkeli söylemlere başvurduğu zaten biliniyor.

Suriye’nin kendi iç sorunlarıyla uğraştığı bir dönemde olası bir Kürt devletiyle ilgili lehte yahut aleyhte çok fazla bir şey yapamayacağı düşünülse de İran’ın şu şartlarda böyle bir ayrılma düşüncesine karşı çıkacağını tahmin etmek zor değil! Türkiye açısındansa Kürt sorununu küçülerek değil de büyüyerek çözmek anlamında bir seçenek olarak değerlendirilebilme olasılığı bulunan meselenin çok fazla riski bulunuyor. Iraklı bir Sünni Arap liderin ifade ettiği “sizin himayenizde Irak’tan, ABD himayesi ve sizden koparacakları parçayla da Türkiye’den ayrılacaklardır” tespitine Türkiye’nin de orta vadede katılmaması en azından şu süreçte mümkün gözükmüyor.

 

banner53
Yorumlar (0)
27
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?