banner39

Kolombiya'nın savaşa devam kararı ne anlama geliyor?

Kolombiyalıların savaşa devam kararı silahların sustuğu; rüzgarın kendi lehlerine döndüğü bir zamanda gerçekleşiyor. Önce FARC'ların ardından hükümetin ateşkesi kabul etmesi hakimiyetleri altındaki bölgelerde, ELN 'ye rağmen, uzun bir barış dönemi yaşattı

Analiz 17.10.2016, 14:48 17.10.2016, 16:52
Kolombiya'nın savaşa devam kararı ne anlama geliyor?

Sinan Özdemir | Brüksel

Kolombiyalıların 2 Ekim Pazar günü gerçekleşen referandumda Kolombiya Devrimci Silahlı Güçleri'yle (FARC) hükümet arasında varılan anlaşmaya geçit vermemesi dünyada şaşkınlıkla karşılandı. Elli iki yıldan bu yana süren terörün "mutlu sonla" biteceğine inanılıyordu. Öyle ki Nobel komitesi bile barış ödülünü eğer her şey yolunda gitseydi Kolombiya Devlet Başkanı Juan Manuel Santos'la FARC'ların lideri Timochenko'ya vermeyi planlıyordu. Ancak evdeki hesap tutmadı ve Nobel referandumdan çıkan olumsuz karar rağmen yalnızca Santos'a verildi. Komite barışı teşvik etmek için verdiğini söylese de Bob Dylan'a verdiği edebiyat Nobel'i gibi ayrı bir şaşkınlık yaşattı. FARC'lar Havana'da müzakere masasına dönmeye hazırlanıyorlar fakat öyle anlaşılıyor ki bu defa masadan "başı dik" kalkamayacaklar.

Başkanlık seçimlerine iki yıl kala bütün siyasi hayatını buna bağlayan Santos'un, Alvaro Uribe'nin dönüş sinyalleri verdiği bir zamanda, daha katı bir çizgiye kayacağı anlaşılıyor. Devlet bir yanda iki terör örgütüyle (FARC ve ELN) mücadele ederken diğer yanda askeri yapılarla ve esrar kaçakçılarıyla mücadele etmek durumunda. Siyaset bu minvalde kalkan görevi görüyor (bu konuda, daha geniş bir tarihçe için "Bogota'dan Oslo'ya Savaş ve Barış I ve II, 2-8 Ekim 2012, Dünya Bülteni" başlıklı analizlerimize bakılabilir). Santos'un başarısı müzakereler devam ederken mücadeleyi sonuna kadar sürdürmesinde gizli. FARC lider kadrosunu yok etmesi, kuşatmayı artırması, göz açtırmaması örgütü müzakereye zorladı. FARC'lardan sonra Ulusal Kurtuluş Ordusu'nun (ELN) 10 Ekim'de müzakerelere açık olduğunu duyurması Santos'a ulusal birlik yolunu açıyor. Ancak Bogota görüşmeleri örgütün adam kaçırma ve silahlı eylemlerine son verme şartına bağladı.

Ne var ki, hükümet ELN veya FARC'larla tekrar masaya oturmadan önce referandumdan çıkan sonucu doğru değerlendirilmesi gerekecek. Toplumsal yaraların bir referandumla kapanacağını düşünmek barış müzakerelerini yürüten tarafların birinci hatası oldu. 260 bin insanın hayatını kaybettiği, 6,9 milyonun yerinden edildiği, 45 bin Kolombiyalı'nın kaybolduğu bir savaştan bahsediyoruz. Bu durumda teröristlerin ellerini kollarını sallayarak toplumsal yaşama hesap vermeden tekrar dönebileceklerine inanmaları tedirginliği artırdı. Referandum yalnızca 60 bin oy farkıyla geçersiz sayıldıysa da Kolombiyalıların yüzde ellisi gecikmeli de olsa adaletin sağlanmasını bekliyor. Şu an ortalama silah altında altı bin teröristin olduğu biliniyor (ELN'in 1500). Muhalefet tamamı olmasa da önemli isimlerin, suçları saptanmış olanların yargılanmasını ve cezalandırılmalarını talep ediyor (2003-2006 döneminde dağıtılan askeri yapılar içinde aşırı sağa bağlı 268 asker yargılandı ve cezalandırıldı). Kabul edilmeyen anlaşma suçlu bulunanları üç ila sekiz yıl "toplumdan tecrit etmeyi" öngörüyordu. Hapse atılmayacaklarının bilmeleri ödül olarak değerlendirildi. Tabii hapse gideceklerini bildikleri bir anlaşmayı nasıl kabul edecekleri de bilinmiyor. Şimdi itirazlar zemininde yeni bir "mutabakata" varmaları gerekecek.

Meselenin siyasi boyutu da ayrıca sorun teşkil ediyor. Siyaset, adalet gibi, Kolombiya'da terör örgütlerinin, askeri yapıların ve esrar kaçakçılarının her dem ele geçirmeye çalıştıkları kurumların başında geliyor. Suça bulaşmış olanlara bir nevi çıkış kapısı, dokunulmazlık zırhı sunuyor. Suçlular içinde dünya tarihine geçen Pablo Escobar'ın siyasi kanallarla ağını nasıl genişlettiği ve devlet aygıtına nasıl sızdığı biliniyor. Bugün bile yer altı örgütleri, denetimleri altındaki bölgelerde, silah zoruyla vekil seçtirebiliyorlar. Reddedeilen anlaşma FARC'lara kontenjan yoluyla parlamentoda temsil hakkı veriyordu. Kuvvetler ayrılığının tam manasıyla yerleşmediği Kolombiya'da bunun ne anlama geldiğini tahmin etmek güç olmasa gerek. Anlaşma kabul edilseydi güç ve denge oyununda eli güçlenecek ve Latin Amerika'da Küba deneyimi olarak takdim edilen siyaset anlayışının önü açılmış olacaktı.

Söz konusu terör örgütünün sivil hayata döndükten sonra demokratik zeminde siyaset yapmasına veya siyasi oyuna dahil edilmesine kimse karşı çıkmıyor. Kaldı ki, 1985-2003 döneminde FARC'a mensup eski militanların ve aydınların kurdukları Ulusal Birlik Partisi çerçevesinde seslerini duyurma, siyaset yapma olanağı da buldular ( Zor bir dönemdi. Onlarca seçilmiş ve dört bine yakın militan aşırı sağa bağlı askeri yapılar tarafından öldürüldü. İki yıl önce tekrar kurulan parti hala karşıt grupların/örgütlerin hedefinde). Ancak Havana'da varılan anlaşmanın hapis cezaları öngörmemesi gibi parlamentonun yolunu daha en başında açması Alvaro Uribe taraftararınca aymazlık olarak değerlendirildi.

Propaganda döneminin "tamam mı, devam mı" veya "eksik barış tam savaştan iyidir" gibi sloganlarla yürütülmesi anlaşmayı farklı zeminlerde tartışmaya itti. Söz konusu süreçte 297 sayfalık barış anlaşmasının tartışıldığı söylenemez. Bu noktada anlaşmanın değişmezliği yeni sürprizlerle karşılaşabilecekleri endişesini de beraberinde getirdi. Anayasa'ya dahil edildikten sonra herhangi bir değişikliğin yapılmayacak olması hayır kararında etkili olan bir diğer faktör. Özellikle öngördüğü toprak reformunun tam anlaşılamaması korkuları arttırdı. Latin Amerika'da toprak reformu ciddi siyasi mevzular arasında yer alıyor. Güçlü derebeylikler karşısında toprakları gasp edilen milyonların kavgası hiç bitmiyor. Solun çözümlenmesini vaad ettiği ancak iktidara geldiğinde iç dinamikler sebebiyle çözümlemekte zorlandığı mayınlı bölgelerden biri. Toprak reformu konusunda anlaşmanın getirdiği yeni düzenlemelerin anlatılmaması belirsizliği artırdı.

Kolombiyalıların savaşa devam kararı silahların sustuğu; rüzgarın kendi lehlerine döndüğü bir zamanda gerçekleşiyor. Önce FARC'ların ardından hükümetin ateşkesi kabul etmesi hakimiyetleri altındaki bölgelerde, ELN 'ye rağmen, uzun bir barış dönemi yaşattı. Havana'da görüşme masasına dönmeye hazırlanan tarafların halka rağmen barışın gerçekleşemeyeceğini anlayıp anlamadıklarını gelecek günler gösterecek. Son kertede, sonucu belli olmayan savaşlar olduğu kadar tarafları nereye götüreceği belli olmayan barışlar da vardır. Savaş zamanında sessizliğe gömülen adalet silahlar sustuğunda yeniden yerini bulmak zorunda. Diz çökmüş bir düşmanın müzakereden başka şansı olmasa da, barışın gelecek inşası olduğu düşünüldüğünde, savaş ve insanlık suçu işlemiş olan FARC'ların adaletten kaçmaları, bu çerçevede, mümkün değildir.

banner53
Yorumlar (0)
9
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?