banner15

Körüklenen bölünmeden yeni güvenlik yasasına Belçika

Belçika'dan Suriye'ye gidenlerin IŞİD'in komuta kademesinde yer aldıkları iddia edilse de bunun ancak alt gruplarda olabileceğini düşünmek mümkün

Körüklenen bölünmeden yeni güvenlik yasasına Belçika

Sinan Özdemir | Brüksel

Brüksel bir haftadan bu yana Paris'ten sonra ismi en fazla zikredilen ikinci şehir. Bazı saldırganların Brüksel'in Molenbeek ilçesinden olması , orada bir süre bulunmuş olması, operasyonun oradan yürürlüğe konulduğuna inanılması ilgiyi artırıyor. Brüksel'in Manchester'i bu gün Avrupa'nın Rakka'sı olarak değerlendiriliyor. Fransa'da bazı yorumcular "Rakka'ya değil Molenbeek'e bomba yağdırmak gerek" demesi tartışmaları alevlendirdi. Dış basın Molenbeek'i terör ihraç merkezi olarak değerlendiriyor. Avrupa'da faaliyet gösteren İslam karşıtlarının Brüksel'i "İslamcıların" başkenti ilan etmesi, haritalardaki yerini de etkiliyor. Brüksel'in merkezinde yer almasına rağmen kıyısında veya banliyösünde bir yerde yer aldığını gösteren uyduruk haritalar servis ediliyor. Paris'in banliyöleri gibi Brüksel'in de banliyöleri olduğu izlenimi oluşturulmaya çalışılıyor. Belediyede yaşayanların önemli bir bölümünün Müslüman olması bağlantıları kurmayı kolaylaştırıyor. Müslümanlar parmakla gösterilmenin derin rahatsızlığını yaşıyor. Polisin mahalle mahalle kuşattığı ilçede hayat durma noktasına geldi.

Fransa ile kıyaslandığında (67 milyon), genel nüfus içinde, Suriye'ye gidenlerin sayısı Belçika'da çok daha yüksek. Fransa'da bin olarak ifade edilen sayı on bir milyonluk Belçika'da 541 olduğu tahmin ediliyor. Özellikle Belçika'dan gidenlerin IŞİD'in komuta kademesinde yer aldıkları iddia edilse de bunun ancak alt gruplarda olabileceğini düşünmek mümkün. Dil gruplarına göre ayrıştırıldıkları ve Arapça bilenlerin çok daha iyi konumda olması Fransızcadan başka herhangi bir dil bilmeyenlerin yükselme şansını engelliyor (canlı bomba olarak kullanılmalarını dışında). Belçika'nın 2001'den bu yana teröre karşı yürütülen küresel savaşta çeşitli uluslararası müdahalelere aktif destek vermesi açık hedef haline dönüştürse de 2014'te gerçekleşen müze saldırısının dışında ciddi herhangi bir saldırı yaşamadı. Buna paralel olarak Belçika, Ahmed Şah Mesud'un öldürülmesi olayından itibaren (2001) Fransa'da yaşanan her saldırıda doğrudan veya dolaylı bağlantısının bulunması, ülke içindeki hareketliliklere karşı pasif kalmakla, ciddiye almamakla, göz yummakla itham ediliyor.

Belçika Başbakanı Charles Michel tepkileri dindirmek için on sekiz maddelik teröre karşı mücadele planını Perşembe günü meclise sundu. Plan her şeyden önce acil güvenlik önemlerini kapsıyor. Planda yer alan önlemler şunlar: bütçede güvenliğe ayrılan payın artırılması, gümrüklerde kontrollerin artırılması, 520 askerin kolluk kuvvetlerine destek vermesi, göz altıların terör eylemi şüphelileri için 72 saate yükseltilmesi, Suriye'den dönenlerin hapse gönderilmesi, kin ve nefret söylemi yayan imamların sınır dış edilmeleri, tanınmayan ibadethanelerin kapatılması (ör. Molenbeek’te 22 camii veya mescit bulunuyor. Bunların dördü tanınırken 18 tanınmıyor. Kapatılması durumunda tanınan camilerin talebi karşılaması mümkün görünmüyor) , bütün telefon hatlarının kayıt altına alınması, Molenbeek ilçesinin emniyet ve önlemlerin artırılması, nefret söylemi yayan ve destekleyen internet sitelerinin kapatılması, IŞİD'e karşı mücadeleye devam edilmesi...

Kabul edilen on sekiz maddelik terör eylem planı görüldüğü gibi konuyu sadece güvenlik boyutuyla ele alıyor. Konunun sosyal, ekonomik ve kültürel boyutlarını yok sayması büyük fotoğrafı görmeyi engelliyor. Halbuki her üç başlık yaşanan dönüşümü, hayal kırıklıklarını anlama noktasında önemli ipuçları veriyor. Brüksel'de Paris'te olduğu gibi bir banliyöden bahsetmek güç olsa da gettolaşmadan bahsedilebilir.


Özellikle 11 Eylül'den beri Belçika’da yaşayan Müslümanlar iş piyasasında yer bulmakta zorlanıyor. Örneğin hedef gösterilen Molenbeek'in yüzde 60'ı işsiz. İş alımlarında oturduğunuz yer kadar isminiz belirleyici olabiliyor. İş piyasasındaki gerçeklik gençlerin genç yaşta okulu terk etmeleriyle son buluyor. Düne kadar eğitim ve öğrenim okul, aile ve cemiyet ile sınırlı iken bu gün internet üzerinden bir dünya doğru yanlış bilgiye ve kişiye ulaşılabiliyor. Genç yaşta terk edilen okul beş yüz kelimeyle manevi dünyalarını zenginleştirmeye ve de dünyayı doğru okumalarına engel teşkil ediyor. Nihilist yaklaşımların pazarlandığı bir ortamda mücadele yerini boş vermişliğe bırakıyor. Bu dönüşümün genel olduğu da ifade edilmelidir. Örneğin Belçika genelinde Fransızca yayımlanan gazeteler içinde en fazla okunan gazeteler ortalama 600 kelime ile seslenen gazeteler olması genel tablo hakkında bir fikir veriyor.

Sorunlarını iletecek kanalların olmaması veya çalıştırılamaması Müslümanların seslerini duyurmalarını engelliyor. Demokrasilerde ikincil güç kabul edilen derneklerin, siyasetin sağladığı kaynaklarla siyasetin ön bahçesine dönüşmesi, oynaması gereken rolü hakkıyla oynamasını engelliyor. Bu durum sosyal, ekonomik ve kültürel meseleler için geçerli olduğu kadar dini meseleler içinde geçerli. Belçika'nın on sekiz yıl önce temelini attığı Belçika Müslümanlar Konsey'i iç bölünmüşlüklerden ve finansman sıkıntısından çalıştırılamaz halde. Sorunların yeterince dillendirilmemesi, köprülerin inşa edilememesi bunları gündeme getirecek dördüncü herhangi bir kuvvetin olmaması (ülkenin dilinde yayın yapan bir medya) sorunların derinleştiriyor. Ortaya çıkan ve konan rol modellerin ulaşılmaz olması gençleri yeni rol modeller bulmaya zorluyor.

Dernekler gibi siyasi partiler de Müslümanları terör hadiselerinden sonra veya propaganda dönemlerinde hatırlıyor. Sorunlar çözülmüyor, gereken siyasi irade gösterilemiyor. Birinci derecede sorumlu vekillerin ketum davranışı da işleri kolaylaştırmıyor. Siyasi partilerin programlarında ifade ettikleri ortak payda, çeşitlilik veya çok kültürlülük içi doldurulmayı, pratikte yansıtılmayı bekleyen kavramların başında geliyor. Siyasi düşünce değişen ve dönüşen dünyayı, iç kırılmaları doğru okumak zorunda. Son kertede, gettolaşma sürecinin tamamlandığı, iç gettolaşmanın kendini hissettirdiği bir zamanda iletişim kanallarının çalıştırılması gerekiyor. Siyaset, her şeyden önce, kolonyal reflekslerinden kurtulup güvenlik politikaların ardına sığınmadan, daha fazla bölünmüşlüğü körüklemeden, bir ilçenin şahsında bütün bir toplumu hedef almadan, doğru soruları sorup doğru cevapları arama cesaretini gösterebilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 23 Kasım 2015, 09:51
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35