banner39

Libya için diplomatik seferberlik

Değişen dengeler karşısında Avrupa Birliği çözüm yolları arıyor. Almanya ve İngiltere'nin dengeli siyasetlerine karşın, Fransa perşembe günü Kaddafi ile bütün iplerini kopardı.

Analiz 11.03.2011, 10:24 11.03.2011, 10:54
Libya için diplomatik seferberlik

Sinan Özdemir-Dünya Bülteni

Libya iç savaşı dördüncü haftasını doldurdu. Uluslararası toplum "çözüm" ararken, Kaddafi hem askeri hem de diplomatik seferberlik başlattı. Kaddafi gibi Bingazi'de muhalefetin kurduğu Libya Milli Konseyi'de Avrupa başkentlerini ikna etmek için yollara düştü. Brüksel'de Perşembe günü hem NATO üyeleri  hem de  AB Dışişleri Bakanları Libya konusunu görüşmek için bir araya geldi. Cuma günü Devlet ve Hükümet Başkanları konuyu görüşecekler. Cumartesi günü de Arap Birliği toplanacak.  

ABD Başkan Yardımcısı Biden de, Fransa ve İngiltere'nin uçuşa yasak bölge ve müdahale izni konularında Güvenlik Konsey'ine sunulacak karar taslağı üzerinde çalışırken, Güvenlik Konseyi üyesi Rusya'yı ikna etmek için Moskova'da. Amerika, Rusya'nın sunulacak karar taslağını veto etmemesi karşılığında Gürcistan ve Dünya Ticaret Örgütü üyeliği konularında pazarlık yaptığı gelen haberler  arasında.  Moskova'dan sonra Pekin yönetiminin de ikna edilmesi  gerekecek. Arap Birliği'nin müdahaleyi desteklemesi durumunda Pekin yönetiminin yumuşacağı düşünülüyor. Bu yoğun diplomasinin amacı bütün tarafları kabul edilebilir bir çözümde buluşturmak. Ne var ki yaşananlar  2003 Irak savaşı öncesinde yaşanan manzaradan çok farklı değil.

Lady Ashton Çarşamba günü yaptığı açıklamada müdaheleye karşı olduğunu , önerilen uçuşa yasak bölge konusunda çekinceleri olduğu ve Bingazi'de muhalefetin kurduğu Libya Milli Konseyi'nin Avrupa Birliği'nden istediği meşru hükümet olarak tanınma isteğini red etti. Alman ve İngiliz Dışişleri Bakanları Barones Ashton'a sundukları mektupta, Avrupa Birliği'nin güney sınırlarında yaşananların Berlin Duvarı'nın yıkılmasından sonra ortaya çıkan belirsizliklerle aynı değerde olduğunu ifade ettikten sonra,  Birliğin ortak bir deklarasyon yayınlayarak Kaddafi'nin istifa etmesi gerektiğini deklare etmesini istediler.

Akdeniz'de yaşananlar, başka bir tarihi hadiseyi hatırlattığını da söyleyebiliriz. Üç bin yıl boyunca Akdeniz'de egemenlik savaşları yaşandı. Bir dönem Yunanlılar, Romalılar, Hristiyanlar, Müslümanlar, İspanyollar, kısmi olarak Osmanlılar ve İngiltere-Amerika  hakimiyet kurdu. Batı Roma İmparatorluğu'nun yıkılmasından sonra parçalanan Avrupa , 8. Yüz yılda Frank ve Lombard kralı Şarlman (742-814) tarafından tekrar bir araya getirildi. Ne var ki kurulan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu , Akdeniz'de Müslümanların kısmi egemenliği  karşısında , Akdeniz'de birliğini sağlayamayacağını anlayınca (mare nostrum) , siyasi ve iktisadi birliğini Kuzey Avrupa'da yeniden şekillendirmek durumunda kaldı.

Küreselleşen dünyada, Avrupa Birliği'nin Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu gibi Akdeniz'e sırtını çevirmesi güç görünüyor. Süveyş Kanalı Akdeniz'in jeopolitik önemini artırıyor. Akdenzi'den Orta Doğu'ya ve Asya'ya ulaşmak mümkün. Tanger'den Beyrut'a  4000 kilometre Cenova'dan Bizerte'ye  850 kilometre var. Çeşitli adalarıyla bir kıyıdan diğer bir kıyıya en fazla 350 kilometre sonra ulaşılıyor. Özellikle son yirmi yılda Akdeniz'in önemi bir kat daha arttı. Dünya ticaretinin yüzde 30'u ve petrol'un yüzde 25'i Akdeniz'den geçerek Avrupa'ya ve Amerika'ya ulaşıyor. Batı Avrupa'da kullanılan petrol ve doğal gazın yüzde 65'i buradan geçiyor. Manş denizinden sonra trafiğin en yoğun yaşandığı ve dünyanın en fazla limanının bulunduğu bölge.

Değişen dengeler karşısında Avrupa Birliği çözüm yolları arıyor. Almanya ve İngiltere'nin dengeli siyasetlerine karşın,  Fransa perşembe günü Kaddafi ile bütün iplerini kopardı. Bingazi'den gelen delegasyonla görüştükten sonra, yapılan açıklamada, Sarkozy'nin  Libya Milli Konseyi'ni Libyalıların  yegane meşru temsilcisi  olarak kabul ettiğini ve yakın zamanda Bingazi'ye Büyükelçi atayacağı duyruldu. Şansölye Merkel, Sarkozy'nin bu tutumuna anlam veremediğini ve askeri müdahaleye karşı olduğunu bir kere daha hatırlattı.

Libya için istenilen ve Güvenlik Konsey'ine sunulan "uçusa yasak bölge" tasarısının ancak Libya savunma sistemlerinin çökertilmesiyle sağlanabileceği düşünülüyor. Bunun da doğrudan müdahale etmeden gerçekleşemiyeceği  ifade ediliyor. NATO'nun müdahaleyi gerçekleştirmesi için Amerika için üç şartın yerine gelmesi gerekiyor: (1) tehdidin, müdahale öncesinde geçerliliğini koruması, (2) Güvenlik Konsey'i kararı ve (3) bölge ülkelerinin müdahaleyi desteklemesi. Amerika'nın ileri sürdüğü ikinci şart  Sırbistan ve Irak müdahaleleri göz önünde bulundurulduğunda, Amerika'nın kararlarını her zaman uluslararası hukuka uygun olmasını beklemediği ve ifade edilse de gerektiğinde aramayacağı çok açık .

ABD Savunma Bakı Gates iki hafta önce oluşacak koalisyonun başını İtalya ve Fransa'nın çekmesini önermişti. Ancak her iki ülkeninde çekinceleri var. İtalya'nın çekinceleri göç ve enerjiye ilişkin. Fransa askeri müdahaleyi destekliyor görünse de evdeki hesabın çarşıya uymamasından  korkuyor.   

Diplomatik hareketlilik yalnızca BM, NATO , AB ve Arap Birliği cephesinde yaşanmıyor. Bunları etkilemek için Libya'dan Kaddafi'nin özel ve Libya Milli Konseyi'nin temsilcileri Lizbon'dan Atina'ya , Akdeniz'in kuzey ülkelerini kendi saflarına çekmek için mekik diplomasisi başlattılar. Kaddafi  22 Şubat'tan bu yana verdiği bütün söyleşilerde ve yaptığı konuşmalarda altını çizdiği Akdeniz'de istikrar, korsanlık ve göç konularını bir kere daha  temsilcileri aracılığıyla hatırlatarak, verecekleri  kararı  etkilemeyi hedefliyor.  

Lady Ashton'un Libya Milli Konseyi'ni Libya'nın yegane meşru temsilcisi olarak görmediklerini ifade etmesinin ardından Kaddafi'nin özel temsilcisi Brüksel'e ulaştı. Ancak Paris'in akşam saatlerinde muhaliflerin kurduğu Libya Milli Konseyi'ni Libya halkının yegane meşru temsilcisi olarak tanıdığını duyurması AB diplomasisini bir anda zor durumda bıraktı.

AB üyesi 27 devletin 21'i aynı zamanda NATO üyesi. Kaddafi,  Yunanistan, İtalya, Potekiz  ve İspanya'yı safına çekmeyi başaramasa da çekimser kalmalarını sağlayabilir ; ancak bu da müdahaleyi engellemeye yetmeyecektir. Türkiye'nin Libya'ya müdahale konusunda ki tutumu biliniyor. Tutumunda bir değişiklik olmazsa  Birleşmiş Milletler'in kararına ihtiyaç duyulacak veya Amerika Irak müdahalesinde olduğu gibi bağımsız bir koalisyonla müdahalle etmeye seçeneğini gündeme getirecektir.

Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?