banner39

Malezya'da yüzyılın seçimi (I)

"Mevcut iktidar Ulusal Cephe’nin (Barisan Nasional-BN) Federal Parlamento’da üçte iki çoğunluğu sağlayacak bir sonuç çıkması halinde ülke siyasi iktidar geleneğinin devamı anlamı taşıyacak. Bu sonuç kaçınılmaz olarak muhalefet olgusunun umutlarını yitirmesiyle bu oluşumun vizyon daralması yaşayacağı anlamına geliyor..."

Analiz 15.04.2013, 11:18 19.04.2013, 15:03
Malezya'da yüzyılın seçimi (I)

Mehmet Özay / Dünya Bülteni- Malezya                                

Malezya, yüzyılın seçimine hazırlanıyor. Aslında bu hazırlığın, 2008 yılındaki seçimlerin hemen ardından başladığını, iktidar ve muhalefet partilerince reform/değişim çağrıları ile bugüne değin şu veya bu şekilde sürekli gündemde yer aldığını ileri sürmek mümkün. Eyalet ve Federal Parlamento milletvekillerinin belirleneceği 13. Genel Seçimler 5 Mayıs 2013 Pazar günü yapılacak. Bu seçim, hem iktidar hem muhalefet sözcülerinin sürekli dillendirdikleri şekilde ülke modern siyasi tarihinin en önemli siyasi gelişmesine kapı aralayacak boyutta. Bu nedenle, seçim sonuçlarının netlik kazanacağı 6 Mayıs günü iktidar aygıtı hangi siyasal eğilimin eline geçerçe geçsin Malezya’da ortaya çıkacak siyasal tablo bir dönemin bitişi yeni bir dönemin başlayacağı anlamı taşıyor. Malezya gibi Güneydoğu Asya kalkınmacı ekolün önde gelen ülkelerinden birinde yaşanacak bu değişim sadece bölge nüfusunun yarısını teşkil eden Malay dünyasında değil, ASEAN ve genel itibarıyla dünyanın önemli güç merkezlerince yakından takip edilen bir seçim hüviyetinde. Bu nedenle bu seçim, Malezya’da ‘Yüzyılın Seçimi’ olmayı hak ediyor.

Malezya siyaset haritasında hangi politik unsurların yer aldığı yapılacak seçimde ne tür ittifakların gündeme getirileceğinde de belirleyici olacak. Bu çerçevede Ulusal Cephe (Barisan Nassional-BN) adıyla anılan ve içinde ülkenin en köklü Malay siyasi partisi Ulusal Malay Birliği Organizasyonu (UMNO), Çin azınlığı temsil makamındaki Malay Çin Birliği (MCA) ve Hint azınlığı temsil eden Malay Hint Topluluğu (MIC) yer alıyor. Ulusal Cephe bununla mı sınırlı? Hayır, değil elbette. Bu ortaklığın diğer on küçük siyasi oluşumu da bünyesinde barındırıyor. Bunlar arasında Çin ve Hint kökenli ancak yukarıdaki ana akım siyasi yapılanmanın dışında kalmayı tercih eden unsurlar kadar, özellikle Sabah ve Saravak’daki Dayak, Iban vb. Borneo Adası yerlilerinin siyasi uzantıları ile Yarımada’da çeşitli siyasi ekollere mensup Çin ve Hint azınlıklara hitap eden siyasi oluşumlar. Bu çerçevede Ulusal Cephe toplam 13 partiden oluşan bir ittifak gücü.

5 Mayıs seçimleri, UMNO önderliğindeki Ulusal Cephe ittifakının yeniden toparlanma çabasının başarıyla gerçekleştirilip gerçekleştirilmediğinin de sınanacağı bir seçim olacak. Kimi çevrelerce 2008’desi siyasal gelişmelerde yaşanan tsunamiye kurban gittiği ifade edilen UMNO’nun, bir anlamda yeniden yapılanma süreci olarak geçen Başbakan Necib liderliğindeki son dört yıllık süre zarfında sadece Malay seçmen kitlesine yönelik açılımlar değil, muhalefete yönelmiş ve ‘kayıp’ addedilen Çin oylarının yeniden kazanılması konusundaki çabalar da büyük önem taşıyordu. Bu süreç, ekonomik çıkarların yanı sıra, eğitim alt yapısı ve olanaklarının yeniden gözden geçirildiği bir etkileşime konu oldu. Çin okullarına devlet desteği, bu okullarda Malayca eğitimin yeniden yapılandırılması vb. süreçte üzerinde durulan önemli konulardı. 5 Mayıs seçimleri sadece Ulusal Cephe koalisyonunun kaderini değil, Başbakan Necib’in de siyasi  geleceğini etkileyecek. Bu noktada siyasal gözlemciler üçte iki çoğunluğun sağlanamaması halinde Necib’in tıpkı selefi Abdullah Badawi gibi hem başbakanlığı ve UMNO liderliğini kaybedebileceğini ileri sürüyorlar. Bu çevreler yorumlarına, ‘İşte bunun farkında olması dolayısıyladır ki, Başbakan Necib, var olan tüm imkânları harekete geçirerek seçimden hem kendisinin hem de Ulusal Cephe’nin başarısını oluşturacak bir sonuç alma hedefiyle hummalı bir çaba içerisinde’ şeklinde devam ediyorlar.

Malezya siyasetinde muhalefet olgusu nedir? Kısaca bu hususa değinelim. Muhalefet derken, tıpkı Ulusal Cephe ittifakına benzer bir ittifak blogunun varlığı dikkat çekiyor. Bu noktada Kalkınma ve Adalet Partisi (PKR), Malezya İslam Partisi (PAS) ve DAP ittifakı ve bu ittifaka destek veren örneğin Sabah ve Saravak gibi eyaletlerdeki azınlık etnik gruplarının temsilcisi konumundaki görece az nüfuza sahip siyasi oluşumlar. Halk Cephesi (Pakatan Rakyat) adıyla da anılan bu muhalefet blogu, ülkede 55 yıldır iktidarı elinde tutan Ulusal Cephe’nin siyasi varlığı karşısında varlık göstermenin ötesinde ülkede iktidara talip. Değişim (ubah) ve dönüşüm sloganını seslendiren ittifakın oluşumunda “Enver İbrahim faktörü”nün başat rol oynadığı ve bu anlamda açıkça ifade edilmese de de facto lideri olduğu ayan beyan ortada. Hiç kuşku yok ki, Enver İbrahim, ittifakın kurucu figürü olmasıyla modern Malezya siyasetine farklı bir ‘ton’ taşıyan kişi olarak tarihe geçecektir. İbrahim’in bu girişimi, bağımsızlık öncesinde İngilizlerin ülkedeki etnik yapıların birlikteliğini öngören yaklaşımı sonrası ortaya çıkan Ulusal Cephe’nin bir benzerinin siyaset sahnesine taşınması anlamı taşıyor. İbrahim, söz konusu ittifak girişimini gündeme getirdiğinde son derece pragmatik bir gerekçeden hareket ediyordu. O da, PAS ve DAP tek başlarına seçimlerde özellikle de Federal Parlamento’da temsil kabiliyetlerinin olamayacağı gerçeğiydi. Bu ittifakın bir yanında her ne kadar etnik ayrıma dayalı olmadığın ilân etmiş olsa da, Çin kökenli siyasetçilerin hakimiyeti öte yanda geleneksel Malay Müslümanlığının temsilcisi konumundaki PAS’ın yer aldığı dikkate alındığında teoride ve de pratikte biraraya gelmesi pek de mümkün görülmeyen siyasi hareketleri birleştiren ‘siyasi akıl’ Enver İbrahim’dir.

Seçimin olası sonuçlarına dair kanaatlerimizi paylaşmakta fayda var. Bu bağlamda, seçimlerden mevcut iktidar Ulusal Cephe’nin (Barisan Nasional-BN) Federal Parlamento’da üçte iki çoğunluğu sağlayacak bir sonuç çıkması halinde ülke siyasi iktidar geleneğinin devamı anlamı taşıyacak. Öte yandan, bu sonuç kaçınılmaz olarak muhalefet olgusunun umutlarını yitirmesiyle bu oluşumun vizyon daralması yaşayacağı anlamına geliyor. Bu bağlamda, siyasi geleneğin devamcısı olacak yeni hükümetin geleceğe daha umutla bakacağı, 2020 Vizyonu’nu gerçekleştirmeye odaklanacağı kesin. Ancak bu süreç, son birkaç yıldır hem teori hem pratikte uygulamaya konulmaya çalışılan ‘reform’ çabalarından geri dönüş değil, aksine devamı bağlamında yeni bir Malezya toplumu inşası olgusu önem kazanacak. Yazının ilerleyen bölümlerinde dile getirileceği üzere hem genç seçmen kitlesinin varlığı, hem seçimlere ‘yeni yüzlerle’ girme talebi ve bir anlamda baskısı ülke siyasal yaşamını şekillendiren BN tarafından, değişen zaman ve koşulların zorlamalarına direnme değil, aksine bu talepleri olabildiğince pragmatik bir şekilde gündelik yaşama adapte etme olarak karşılık bulacaktır. Bu yöndeki açılımları 2010’dan bu yana Ortadoğu’da yaşananların ve ülke siyasal yaşamında ‘muhalefet’ görevi üstlenen sivil toplum ve siyasal partilerin çıkışlarının mevcut iktidar tarafından ülke gerçekliğine uygun bir dizi değişim/dönüşüm sürecine dönüştürüldüğüne tanık olduk.

Peki iktidar değişir mi? Bu soru ülke kamuoyunda ve uluslararası çevrelerde sorulan önemli bir soru. ‘Şimdi Değişim  Zamanı’ sloganıyla meydanları dolduran kalabalıklara hitap eden muhalefetin üst düzey kadrosu 2008 yılındaki kazanımın ardından bu seçimin elbette ki ölüm kalım anlamı taşıdığının idrakinde. Bu durum, muhalefetin lider kadrosunun biyolojik ömrü hem de mevcut uluslararası ‘dalgalanmalar’ muvacehesinde bir ‘son şans’ telâkki ediliyor. Kimi çevreler muhalefetin bir iktidar değişikliği boyutunda başarı sağlayacağını küçümser bir eda takınsa da, siyaseti beş yılda bir teneffüs eden toplumların ne yapacağının kestirilemeyeşini dikkate almakta fayda var.  Muhalefetin, yani Halk Cephesi’nin (Pakatan Rakyat) hükümeti kuracak çoğunluğu sağlaması ise, bir siyasal devrim olarak adlandırılmayı hak edecek bir gelişme olacak.

İKİNCİ BÖLÜM İÇİN TIKLAYINIZ

banner53
Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?