Mali operasyonunun ardından Azavad

Mali bir yanda Kuzey'inde kaybettiği kontrolü tekrar elde etmek için çabalarken diğer yandan 21 Mart 2012'de gerçekleşen askeri darbenin izlerini silmeye çalışıyor

Mali operasyonunun ardından Azavad

Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni - Brüksel

Fransa'nın Mali operasyonu üzerinden aylar geçti. Haziran'da Ugadugdu'da taraflar arasında imzalanan antlaşmanın ardından silahların susacağı ve Fransa'nın Birleşmiş Milletler adına Mali'nin Kuzey bölümünde görev yapacak askeri birliklerin konuşlanmasının ardından çekileceği ifade ediliyordu. Ancak Eylül ve Ekim ayında bölgede tansiyon tekrar yükseldi. Mali yeni bir şiddet dalgası yaşarken Fransız siyasası ve medyası sessizliği tercih etti. Ne varki, her sessizlik gibi bu sessizlikte kısa bir süre sonra bozuldu.

Sessizliği bozan, Radio France İnternational (RFİ) adına çalışan iki gazetecinin kaçırıldıktan kısa bir süre sonra gelen ölüm haberleri oldu. Haber Fransa'da bomba etkisi yaptı. Uzun zamandır konuşulmayan Mali'de işlerin yoluna girdiği ve Fransa'nın Mali operasyonunu başarıyla sonlandırdığı düşüncesi bir anda olumsuzlandı. Son gelişmeler savaşın bitmediğine ve gidişatın Paris-Bamako hattında planladığı doğrultuda gitmediğine yorumlandı. Her iki kamuoyu yaşananlar konusunda aldatıldığını düşünüyor. Ne varki, büyük fotoğrafa bakıldığında durumun çok daha girift olduğunu söyleyebiliriz.

Mali bir yanda Kuzey'inde kaybettiği kontrolü tekrar elde etmek için çabalarken diğer yandan 21 Mart 2012'de gerçekleşen askeri darbenin izlerini silmeye çalışıyor. Temmuz ve Ağustos ayında gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçimleri bu yönde atılmış önemli adımların başında geliyor. Mali ay sonunda (24 Kasım) gerçekleşecek parlamento seçimleriyle istikrar yolunda önemli bir dönemeci daha geride bırakacak. Ancak Kuzey bölümünde, özellikle Kidal'da, süren güvensizlik ortamı bölgede yaşayan halkları huzursuz ettiği gibi Mali'nin üniter yapısını koruyup koruyamıyacağı sorusunu tekrar gündeme getirdi. Hükümet otonomi ve bağımsızlık söylemlerini frenlemek için yerinden yönetim formülü üzerinde çalışıyor. Mali genelinde uygulanacak bir çözüm aranıyor. Ancak konuyla alakalı, Ekim ayında organize edilen çalıştaya Turareglerin düşük katılımı beklentileri suya düşürdü.

Bamako Yönetimi, Tuareglerin 2006 Cezayir Antlaşması ve Haziran'da taraflarca varılan antlaşmaya rağmen merkezi otoriteyi tanımama noktasında, 2012'de olduğu gibi, Sahel'de varlık gösteren silahlı gruplarla işbirliği içinde olduklarını düşünüyor. Bamako, Kuzey Mali'de ama özellikle Kidal'da yaşanan otorite boşluğunun kabul edilemez olduğunu her platformda dillendiriyor. Birleşmiş Milletler adına bölgede görev yapan Minusma'nın da teknik yetersizlikler sebebiyle yetersiz kaldığı ifade ediliyor. Aslında son yaşananlar Kidal şehrinin tam manasıyla Azavad Ulusal Kurtluş Hareketi'nin (AUKH) denetiminde olmadığını da düşündürüyor. Bölgede görev yapan Fransız yetkililerin RFİ adına çalışan iki gazetecinin Kidal'e gideceklerini bilmelerine rağmen korumayı red etmeleri ve Birleşmiş Milletler'in sağladığı korumayla Kidal'e gitmeleri şüpheleri artırıyor. Kaçırılmalarının ardından kaçırldıklarına ilişkin bilginin geç ulaştırılması ciddi ihmallerin olduğunu düşündürüyor. Fransız makamları cinayetin ardında Aqmi'nin olduğunu söylese de sis bulutlarını dağıtmaya yetmiyor.

Kidal şehri gibi Tuareglerinde kendi içinde bölünmüş olmaları, tek ağızdan konuşmalarını engellerken, iç dengeler bölgesel dengelere göre şekillenmeye devam ediyor. Azavad'ın (Mali'nin Kuzey'inde Gao, Timbuktu ve Kidal şehirlerini de içine alan bölgeye verilen isim) bağımsızlığı için çalıştığını söyleyen çok farklı gruplar bulunuyor. Tuareglerin haber portalı Toumast Press'in geçen hafta Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi'nin lideri Bilal Eşref'in hareketin geleceğine yönelik yaptığı açıklamaların ardından yükselen tepkiler fikir ayrılıkların derinliğini bir kere daha gösterdi. Bilal Eşref yaptığı açıklamada, AUKH'ı lav edip, Ensar Din'e yakınlığı ile bilinen Azavad Birliği için Yüksek Konsey'in de aralarında bulunduğu çeşitli gruplarla yeni bir çatı oluşturacaklarını duyurmasının ardından kıyamet koptu.

Tuareglerin bir bölümü Bilal Eşref'i ihanetle suçlarken, Bamako Yönetimi açıklamayı 2012 öncesine dönüş sinyali olarak değerlendiriyor. Bamako öldürülen gazeteciler konusunda da Fransa'dan farklı bakıyor. Bilal Eşref'in açıklamalarından bir gün sonra Fransız gazetecilerinin kaçırılmaları ve genellikle pazarlık yolu tercih edilirken öldürülmeleri Bamako Yönetimi için yoruma pek yer bırakmıyor. Azavad Ulusal Kurtulus Hareketi'ni adres gösteriyor. Fransa, Bamako'ya nazaran Tuareglerle olan ilişkilerinde daha dengeli bir politika izlemeyi tercih ediyor. Fransa'nın son yıllarda Tuareglerle olan ilişkilerine bakıdığında bütün belirsizliklere rağmen ilişkilerinde belirli bir dengeyi gözettiğini söyleyebiliriz.

Bamako son aylarda Azavad politikasında değişim sinyalleri versede kamuoyu anlamakta zorlanıyor. Mali basınında, son yaşananların ardından Cumhurbaşkanı İbrahim Boubacar Keita'ya yönelik sert eleştiriler okumak mümkün idi. Kuzey Mali'de bir "no man's land" görüntüsünün yaşanması, bununla birlikte, Azavad Ulusal Kurtuluş Hareketi'yle görüşmeyeceğini söyledikten sonra görüşebileceğini söylemesi, Ekim ayında 23 mahkumun serbest bırakılması, Azavad'ın lider ve üst düzey kadrosu hakkında kırmızı bültenle arama emrinin kaldırılması gibi atılan adımların tek taraflı olduğu, buna karşılık, Tuareglerin 18 Haziran'da Ugadugu'da varılan antlaşmanın şartlarına uymadıkları ve silahları bırakmaya yanaşmadıkları kayda düşen eleştirilerin başında geliyor. Mali basınında Keita kadar "beyaz adama" Hollande'de eleştirilerden nasibini alıyor.

Askeri operasyonlar açık siyasi hedeflerle desteklendikleri ölçüde başarıya ulaşırlar. Son on ayda yaşananlar bu kaidenin Mali operasyonu için geçerli olmadığını düşündürüyor. Bamako ile Paris arasında Azavad'ın geleceği konusunda ortak bir politikadan söz etmek mümkün değil. Kaldı ki, siyasi hedeflerin belirlenmesi Paris'ten çok Bamako'dan geçmeli idi. Fransa Azavad bölgesini önceliklerinin birinci sırasına yerleştirdiğini söylese de asıl yoğunluğunu Sahel bölgesine vermekte. Yıl sonuna kadar çekilmesi planlanan Fransız askerlerinin yaşanan son hadiselerden sonra kontenjan artırımına gidecek olması uzun süre kalma niyetinde olduklarını düşündürüyor.

Güncelleme Tarihi: 11 Kasım 2013, 10:19
banner53
YORUM EKLE

banner39