banner15

Mecklenburg seçimleri: bir bardak suda fırtına?

Aşırı sağın Almanya'yı oluşturan 16 bölgenin 9'unda varlık bulmayı başardığı bir dönemde diğer siyasi partiler yaşananları anlamaya çalışıyor

Mecklenburg seçimleri: bir bardak suda fırtına?

Sinan Özdemir | Brüksel

Almanya genel seçimlere giden yolda önemli bir siyasi eşiği daha aştı. Mecklenburg-Vorpommern seçimleri aşırı sağın dışında bütün siyasi partilerin (SPD, CDU, Die Linke, Yeşiller...) kan kaybıyla sonuçlandı. Almanya için Alternatif Partisi (AfD) bu seçimlerde yalnızca güçlenmedi (yüzde 22) CDU'yu (yüzde 19) da geride bırakarak sağ cenahta zaten var olan siyasi hoşnutsuzlukları alevlendirdi. Avrupa basının aşırı sağın yükselişini siyasi bir gerçeklik olarak sunması ve üstü örtülü onaylaması medyanın sansasyonel habercilik anlayışıyla örtüşse de "etiğe" sığmıyor. Söz konusu bölgeden AfD'ye çıkan oy sayısı 153 bin. Alman nüfusunun yalnızca yüzde 2'sinin o bölgede yaşadığı düşünülürse bir bardak suda fırtına koparıldığı söylenebilir. Kaldı ki bölgenin denek olma olasılığı da yok. Çünkü aşırı sağın her dem varlık bulduğu bölgelerin başında geliyor. Son seçimlerde Neo-Nazilerin yüzde onlardan beşlere gerilemesi AfD'ye yaradı.

Mecklenburg seçimlerinde AfD'ye oy verenlerin yüzde 75'i tercihlerinin tepkisel olduğunu söylüyor. Bu minvalde Berlin'in seslerini duymadığını ve itirazlarını ciddiye almadığını; siyasi partilerin Almanya ortak paydasında yer alan değerlerden uzaklaştığını düşünüyorlar. Gelecek korkusu tercihlerin belirlenmesinde önemli rol oynuyor. Avro ve mülteci krizi bunların başında geliyor. Almanya'nın Yunanistan'a yaptığı "yardımla" Angela Merkel'in mültecilere yaptığı yardım aynı kefede değerlendiriliyor. Alman sermayesinin düşüncesizce çarçur edilmesi olarak değerlendiriliyor. Takdir edersiniz ki, Alman sermayesinin uğramadığı, işsizliğin yüzde 25'lere ulaştığı Mecklenburg'tan farkı bir tepkinin çıkması da düşünülemezdi! Bu durumda AfD Mecklenburg'ta farklı bir sosyo-ekonomik proje sunduğu için oy almadı tam aksine kaybedenleri gündem yapmayı başardığı için oy aldı.

Aşırı sağın Almanya'yı oluşturan 16 bölgenin 9'unda varlık bulmayı başardığı bir dönemde diğer siyasi partiler yaşananları anlamaya çalışıyor. Angela Merkel'in yaşananların tek sorumlusu olarak gösterilmesi liderlik sorunu yaşandığı izlenimini pekiştirmeye çalışan tarafların işine yarıyor. Küçük ortak CSU zaten uzun zamandan beri Merkel'i devre dışı bırakmaya çalışıyordu. Ne var ki, düne kadar popülist söylemlerin şampiyonluğunu yapan CSU Mecklenburg seçimlerinde AfD karşısında asıl yenilen taraf oldu. Popülist söylemleriyle, gürültü çıkararak, oy devşiren parti için sonuç iç açıcı değil. Değerler üzerinde oluşturduğu polemiklerle devamlı gündem olmayı başaran siyasi hareket her geçen gün inandırıcılığını yitiriyor. Benzer bir durum Avrupa'da insan hakları konusunda yaşanıyor. Avrupa medyasının mülteci krizinde oynadığı rol sebebiyle Angela Merkel'e "insan hakları savunuculuğu" sıfatını yakıştırsa da Avrupa'da görülen genel değer kaybı böylesi bir sıfatı anlamsızlaştırıyor.

Şimdi 2017 seçimlerine giden yolda parti içi muhalefeti dindirmesi, küçük ortak CSU'yu frenlemesi ve Alman kamuoyunu ikna etmesi gerekecek. CDU'nun merkez sağda yer alması çekim merkezi olmasını sağlıyordu. Artık çekim merkezi olmadığı anlaşılıyor. Tam manasıyla seçim satına girilmese de büyük koalisyonun diğer ortağı SPD başta Avrupa Birliği olmak üzere toplumu doğrudan ilgilendiren sosyo-ekonomik meselelerde farklı bir söylem geliştirerek merkeze yerleşmenin yollarını arıyor. Angela Merkel'in son yıllarda verdiği kararları anlatmakta zorlanması veya yanlış çıkarsamalarda bulunması rakiplerinin elini güçlendiriyor. Örneğin, Merkel mültecilere kapıları açarak 20. yüzyılda yaşananları unutturacak, Almanya’ya küresel ölçekte daha farklı bir yüz kazandırabileceğini düşündü. Ancak Almanların yakın geçmişleriyle alakalı herhangi bir rahatsızlık duymamaları evdeki hesabı bozdu.

Evdeki hesabı bozan bir diğer mesele de Alman iş dünyasının tutumuyla alakalı. Bir yıl önce mülteciler meselesine gereken desteği vereceğini söyleyen sanayicilerin bir yıl sonra istihdam konusunu ağırdan alması Merkel'in elini zayıflatıyor. Entegrasyon sürecini tamamlayanların bir an önce istihdam edilmeleri beklenirken gerçekleşmemesi iktidarın başarısızlığı olarak değerlendiriliyor. Entegrasyon konusunun Alman kamuoyunda nasıl tartışıldığı düşünüldüğünde Angela Merkel'in başarısızlığını gizleyebilmesi mümkün değil. Şimdi sayılarını düşürerek ayar vermeye çalıştıkları anlaşılıyor. Geçen yıl sığınma talebinde bulunan 450 bin mültecinin durumu netleşti (daha 650 bin dosyanın karar bağlanması gerekiyor). Bunların yüzde ellisine sığınmacı statüsü verilirken yüzde 40'ı sınır dışı edilecek (bu yılın ilk sekiz ayında sınır dışı edilenlerin sayısı 35 bin; geri dönüş programından yararlanarak dönenlerin sayısı 45 bini buldu). Çatışma bölgelerinden gelenler veya hasta olanlar geriye kalan yüzde onluk grubu oluşturuyor.

Angela Merkel, sayılarda oynama yaparak, Avrupa Birliği'ni kotalar konusunda zorlayarak, Türkiye ile varılan anlaşmanın hayatta kalmasını sağlayarak sorunların aşabileceğini düşünüyor. Ne var ki, üç dönem sonra Angela Merkel'i tekrar şansölye olarak görmek isteyenlerin oranı yüzde 44'lerde seyrediyor. Son anketler CDU'nun yüzde 33'lere gerilediğini gösteriyor. Gelecek aylar bu noktada büyük önem taşıyor. Mültecilere (ve göçmenlere) yönelik söylemini biraz daha sertleştirerek entegrasyon üst başlığında tartışarak kan kaybını önlemeye çalışacaktır. Ancak AfD'nin varlığı işleri kolaylaştırmıyor. Küçük ortak CSU'nun inandırıcılığını yitirdiği yerde CDU'nun daha sert bir söyleme kayması açığı kapatmaya yetmeyecektir. Son kertede, Angela Merkel'in mültecileri hedef alarak söylemini sertleştirmesi, Birlik devletlerinde görüldüğü gibi, aşırı sağa yarayacaktır. Çünkü seçmen gerçeği dururken taklidine oy vermiyor. Bu minvalde "insan hakları, evrensel değerler" savunucusu olarak takdim edilen Merkel'in mültecileri değil aşırı sağı hedef tahtasına oturtmalıdır. Çünkü siyasi oluşumunun geleceği bu yönde vereceği kararlı mücadele gizli!

Güncelleme Tarihi: 15 Eylül 2016, 10:56
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48