banner39

Mısır'ın değişen Nil politikası

Hüsnü Mübarek sonrasının Mısır’ında dış politikada bazı değişiklikler yaşanıyor

Analiz 28.05.2011, 16:51 28.05.2011, 18:54
Mısır'ın değişen Nil politikası

İbrahim Tığlı/ Dünya Bülteni

Mübarek sonrası Mısır’ın dış politikasında bazı değişiklikler yaşanıyor. Mısır yönetimi dört yıl kapalı tuttuğu Refah Sınır Kapısı’nı açarak hem İslam dünyasına hem de İsrail’e mesaj vererek ilişkilerin eskisinden farklı olacağını göstermek istiyor. Fakat sınır kapısının açılması anbargonun kalktığı anlamına da gelmiyor. Çünkü yalnız yayalarının sınırlı geçişlerine müsaade ediliyor ve henüz Fillistinlilerin ihtiyaçlarını önemli ölçüde karşılayacak sınır geçişlerine hala izin verilmiyor. Çocukların ve 40 yaşın üzerindekilerin geçiş yapabildiği sınır kapısında 18 ile 40 yaş altındakilerin resmi izin alması gerekiyor. Mısır'ın şimdilik bu yetersiz kararı bile, israil yönetimini rahatsız etmeye yetmiş gibi gözüküyor.

Mısır’ın yeni dış politikasında, bölge ülkeleriyle karşılıklı ilişkilerin geliştirilmesi, Filistin sorunun uzlaşma ile çözülmesi ve İsrail’in güvenliğinden ziyade Mısır’ın sorunlarına öncelik verildiği görülüyor.

Aslında Mısır’ın dış politikada normalleşme sürecine girdiğini Filistinlilerin ve İslam dünyasını beklentilerini karşılamaktan ziyade bölgesel konumunu pekiştirmeye yöneldiğini söyleyebiliriz. Askeri yönetim Mübarek’in dış politikasının kırmızı çizgilerinden Nil Havzası sorununda da bir eksen kayması gerçekleştirerek Etiyopya başta olmak üzere Nil’e kaynaklık eden ülkelerle ilişkilerini geliştirmeye çalışmakta.

Mayıs ayı başlarında Mısır içişleri Bakanı Essam Şerif ve Dışişleri ve Su Kaynakları bakanlarından oluşan 14 kişilik heyet önce Etiyopya’ya daha sonra da Uganda’ya resmi ziyarette bulundu. Özellikle Etiyopya’ya yapılan ziyaret manidardı. Çünkü ilk defa Mısır yönetimi 1996’dan beri ilişkilerinde soğukluk yaşadığı Etiyopya ile buzlarını eritmek için en önemli adımını atıyordu.

Etiyopya Başbakanı Males Zenavi, Mısır heyetine iyi bir ev sahipliği yaparak Nisan ayının başlarında temelinin atılacağını belirttiği Büyük Milenyum Barajı projesinin ertelendiğini açıklayarak önemli bir jest yaptı. Etiyopya, Sudan sınırına yakın bir bölgeye Afrika’nın en büyük barajını yapmak istiyor. Males Zenavi, 5 yılda tamamlayacakları dev baraj projesinin, Etiyopya için  hayati olduğu kadar bölge ülkeleri için de kazanç getireceğini iddia ediyor. Kuraklığın, susuzluğun Etiyopya için bir “tarih” olacağını öne süren Zenavi, yapacakları hidro-elektrik santralleri sayesinde Kenya, Uganda ve Tanzanya’nın da elektrik ihtiyacının karşılanabileceğini iddia ediyor.

Fakat bu projenin hayata geçmesi için Mısır yönetiminin desteği gerekli. Çünkü Mısır ile Etiyopya arasında Nil sularının paylaşımına yönelik en eski antlaşma 1993 tarihli ve Mısır yönetiminin lehine olup bir baraj yapılmasına karşı çıkılıyor.

Geçen yıl Uganda, Tanzanya, Kenya, Ruanda ve Kongo arasında yapılan Nil sularının paylaşımı ile ilgili antlaşmaya Kahire ve Hartum yönetimleri dahil olmadılar. Mübarek 25 Ocak devriminden iki ay önce Etiyopya yönetimine savaş tehdidinde bulunarak Milenyum Barajı’nın yapılmasının iki ülke arasında savaş nedeni sayılacağını söylemişti.

Mısır Başbakanı Essam Şerif, baraja karşı olmadıklarını yalnız iki ülke arasında daha fazla diyalog ile sorunu çözmek istediklerini Zenavi’ye iletti.

Mısır’ın politikasında bu değişikliğin temel nedeni seçim öncesinde Etiyopya ile bir gerginlik yaşanmasının önüne geçmektir. Çünkü askeri yönetim Mübarek’ten miras aldığı sorunları yeni kurulacak hükümete devrederek Eylül ayına kadar rahat bir havaya girmek istemektedir.

Gergin ve çatışmacı bir dış politikadan uzlaşmacı bir politikaya girildiğini göstererek özellikle uluslararası güçlere mesaj verilmek istenmektedir. İç politikada rahatlayan askeri yönetimin dış politikada rahatlayabilmesinin ön koşullarında biri Etiyopya ile uzlaşma aranmasıdır.

Ayrıca Mısır yönetimi, Etiyopya yönetimi ne kadar baraj yapımını arzulasa da, çözümün kendisinden geçtiğini çok iyi bilmektedir. Çünkü Etiyopya’nın Milenyum Barajı’nı yapabilmesi için en az 7 milyar dolara ihtiyacı var. Dış yardım almadan bu barajın yapımına başlanması kolay değildir.

Gerek Dünya Bankası, gerek Uluslararası şirketler yürürlükteki 1929 ve 1959 antlaşmalarına aykırı olduğu için finans desteği sağlama da gönüllü olmayacaklardır.

Nil Sorunu’nun paylaşımı ile ilgili iki ülke arasında anlaşmazlığın diyalog ve uzlaşma ile çözülmek istenmesi nihayetinde olumlu bir gelişmedir. Fakat Mübarek sonrası yönetimin Mısır halkının lehine bir çözümü Addis Ababa yönetimine kabul ettirmesi zor görünmektedir. Etiyopya baraj yapımını ertelese de vazgeçmesi imkânsız. Çünkü Zenavi, barajın yapılmasını insani ihtiyaçtan ziyade politik bir mücadeleye dönüştürmekte. Çünkü Zenavi halkının ihtiyaçlarına önem veren bir lider olsaydı daha önceleri Nil nehri dışında alternatif sulama ihtiyacını karşılayacak projeler gerçekleştirebilirdi. Etiyopya’da başta Avaşa ve Wabishebelle nehirlerinin sularından Etiyopyalılar istifade edememektedirler. Nil sularının yüzde 85’ine kaynaklık eden Etiyopya’nın Nil üzerine baraj yapma hakkı tabiî ki olmalıdır. Fakat her gün artan nüfusu ile Mısır halkının yüzde 90’nın yararlandığı Nil sularının azaltma, verimsizleştirme, akış hızını azaltma ve ekolojik dengeyi engellemeye hakkı yoktur.

Bu nedenle Mısır’ın attığı adımı Etiyopya yönetimi iyi değerlendirerek çözümün her iki ülkenin ortak çıkarlarından geçtiğini görmelidir. Mısır, Nil sularından nasıl faydalanabileceğini biliyor ve tarımsal tecrübesi, zirai donanımı en yüksek Afrika ülkesi olduğu için Etiyopya’ya yardımcı olabilir.

İki ülke arasındaki ilişkileri -sudan kaynaklanan sorunlar yerine-ekonomik, politik, teknik, sosyal ilişkilerin geliştirilmesi olarak görürlerse; Nil suları karşılıklı bir avantaja dönüşebilir. Özellikle Etiyopya, Sudan ve Mısır birlikte çalışarak hem Milenyum Barajını yapabilir hem de, susuzluk, işsizlik geri kalmışlık gibi sorunlara kalıcı çözüm bulabilirler.

Mısır’ın yeni Nil Havzası politikası bölge açısından da önemli bir adımdır. Çünkü bölge ülkeleri arasında on yıllardır çözülemez denilen sorunların karşılıklı işbirliği ve diyalog içerisinde çözülebileceği umutlarını yeşertmiştir. Yalnız bu yeni dış politika vizyonunun, Tahrir Meydanı’ndaki halk hareketlerinin yansıması mı yoksa  yeni Mısır yönetiminin uluslararası güçlerin etkisiyle rol kapmaya mı çalıştığı daha sonra ortaya çıkacaktır.

Yorumlar (2)
Davut FAHRİOĞLU 11 yıl önce
Bu medya dili bulaşıcı bir şey galiba. Yazar, dış politikayı tıpkı fatih altaylı ağzıyla "sıfır sorun" politikasına indiriyor ve oradan "biz dememiş miydik olmaz diye" süren bir muhalefet tarzına oturuyor. Bu tarzı ayıplıyorum. Yazar, dış politikaya "fransız". Orada sanki bize ait hiç bir şey yok. Birilerine kızgınlığı ne yazık ki onu "adaletsiz" davranmaya zorluyor ve duygularına yenik düşüyor.
11 yıl önce
Davut bey, yukarıdaki yazım her şeyden önce Sıfır politikası ile ilgili bir yazı değil, yazının hiç bir yerinde ne bu politikanın adı geçiyor ne de gönderme yapılıyor, o yüzden sıfır politikasına indirgemecilik kesinlikle yok, herhalde yazıyı okumadınız veya başka okuduğunuz bir yazı ile karıştırdınız.
21
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?