banner15

Müttefikler birbirlerini dinler mi?

"Müttefikler veya aynı bloka mensup olanlar birbirlerini dinler mi ?" sorusunun sorulması bazı ülkelerin ne kadar naif bir yaklaşım içinde olduklarını gösteriyor

Müttefikler birbirlerini dinler mi?

Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni - Brüksel

Amerikan Güvenlik Ajansı'nın uygulamalarına ilişkin Edward Snowden'in sızdırdığı bilgilerin üzerinden beş ay geçti ama fırtına dinmedi, tam aksine, şiddetini artırarak yoluna devam ediyor. Son olarak geçen hafta The Guardian gazetesinin duyurduğu otuz beş dünya liderlerinin dinlendiği haberi tartışmalara yeni bir boyut kazandırdı. Yaşananlar devletler arası ilişkilerde casusluk ve ajanlık faaliyetlerini tartışmayı gerektirdiği gibi, 21. yüzyılda varlığını giderek daha fazla hissettiğimiz 3.0 iletişim ağlarının, teröre karşı mücadele çerçevesinde, Amerika Birleşik Devletleri tarafından nasıl kuşatıldığını göstermesi açısından büyük önem taşıyor.

Son olaylar Almanya Şansölyesi Angela Merkel'in Mart ayında Hannover fuarında basına tanıttığı yüksek güvenlikli cep telefonunun içini boşaltmakla kalmadı aynı zamanda başta Almanya olmak üzere dünyanın üçte ikisinin bilgi güvenliği noktasında Çin ve Rusya'nın gerisinde kaldığını  doğruluyor.

Avrupa Birliği'nin, Temmuz ayında, ilk telekulak  iddialarının ifade edilmeye başladığı günlerdeki tutumuyla son yaşananlardan sonra takındığı tavır arasında uçurumlar bulunuyor. Birinci tutumda, Transatlantik ilişkilerin muhafazası ve teröre karşı yürütülen ortak mücadele çerçevesinde halkların dinlenmesine göz yumulurken, liderler söz konusu olunca küplere binilmesi teröre karşı yürütülen mücadelede "bireyi" feda etmeye hazır olduğu,  "casusluk" faaliyetlerini de küçümsediğini düşündürüyor.

Bu çerçevede, "müttefikler veya aynı bloka mensup olanlar birbirlerini dinler mi ?" sorusunun sorulması bazı ülkelerin ne kadar naif bir yaklaşım içinde olduklarını gösteriyor. Bu soruya casusluk ve ajanlık kavramlarını tanımlayarak cevap bulabiliriz. Her iki kavramı genelde eşanlamlı kullanıyor olsak da yaptıkları iş bakımından aynı işi yapmadıklarını kaydetmek gerekiyor. Casus gönderildiği ülkenin DNA'sına ilişkin bilgi toplar. Yani sosyal yapısına, tabakalarına, geleneklerine veya içinde barındırdığı farklı etnisiteler varsa onlarla alakalı araştırmalarda bulunur. Toplanan bilgi araştırma konusu olan toplumun düşünce mekanizmaları, davranışları ve refleksleri hakkında önemli bilgiler verir. Ajan casusla mukayese edildiğinde salt görsel ve işitsel bilgi toplamakla yükümlü olan kişidir. Bunun için bir ülke özel eğitimli kişilere başvurulabileceği gibi başka görevlerde bulunan ve kulağı delik diye tarif edebileceğimiz tiplere de başvurmaktan çekinmez.  Örneğin Amerika Birleşik Devletleri tarihinde istihbarat adına  bu tür çalışmalarda bulunmuş önemli gazeteciler yok değil.

Bilginin güç olduğunu kavrayan devletler için casusluk ve ajanlık faaliyeti  her zaman büyük önem taşımıştır. Bu sebepten eski çağlardan günümüze bilgi toplama faaliyeti her zaman olmuştur. Bunun için gerektiğinde din adamları (ör. Vatikan), ticaret erbabı, sanatkarlar veya diplomatlar kullanılmıştır. Almanya Şansölyesi'nin, geride kaldığını düşündüğü Soğuk Savaş yöntemiyle iki adım ötede bulunan Amerikan Büyükelçiliği'ndeki ajanlara tarafından dinlenmesi veya Madeleine Albright'ın dışişleri bakanlığı döneminde Fransızlar tarafından dinlenmesi bu tür uygulamaların başka bir döneme ait olduğu veya aynı bloka mensup olanların birbirini dinlemeyeceği savını zayıflatıyor.

Fransa'nın Elysee Sarayı'na sızılmaya çalışıldığı iddiaları üzerine Amerikalılarla yürüttüğü çalısmaların sonucunda operasyonun dışarından bir üçüncü ülke tarafından gerçekleştirilmiş olabileceği sonucuna varıldı. Şüpheler İsrail istihbarat teşkilatı Mossad'ı adres gösteriyor. Fransa'nın İsrail'le Ortadoğu konusunda istihbarat paylaşımında bulunduğu biliniyor. Charles De Gaull'den bu yana stratejik bir ortaklıktan söz etmek mümkün olmasa da İsrail'in Fransa ile yürüttüğü pozitif ilişkilere rağmen dinlemiş olabileceği bazılarını şoke etse de İsrail'i az çok tanıyanları şoke etmiyor.

Nasıl ki küreselleşme ile birlikte dünyanın önemli bir bölümünü tekelinde bulunduran büyük gruplar veya şirketler kendi  aralarında kıyasıya bir bilgi yarışı içinde her türlü ajanlık faaliyetine başvurmaktan çekinmiyorsa, ayrıca ajanlık faaliyetlerini önlemek için tedbirler alıyorsa (ör. Önemli toplantılar öncesinde cep telefonlarının kapatılıp toplantı salonunun dışına bırakılması), küresel ölçekte varlığını artırmak isteyen devletler de karşı taraf hakkında her türlü bilgiye sahip olmak için casusluk faaliyetlerine başvurabileceği gibi ajanlık faaliyetlerini artırarak her türlü bilgiye ulaşmak için çalışmalar yürütmeyi normal kabul eder ve dinlenebileceğini de göz ardı etmeksizin gerekli önlemleri alır.

NSA'nin internet üzerinden de operasyonlar gerçekleştirdiği sızan belgelerin arasında yer alıyordu. İnternetin bilginin jeopolitiğinde merkezi bir konuma yükselmesi ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Google, Facebook veya twiter gibi devlerle yakın bir işbirliği içinde olması (Dijital kuşatma başladı, Dünya Bülteni, 8 Temmuz 2013), ayrıca İnternet Corporation for Assigned Names and Numbers'ün (Icann) Amerika tarafından denetlenmesi sanal alemdeki hegemonyasını artırıyor. Düne kadar hegemonik konumuna  cılız itirazlar yükselirken son yaşananlardan sonra  Ekim ayında Uruguay'ın başkenti Montevideo'da bir araya gelen ilgili on küresel ve bölgesel organizasyon ortak bir deklarasyon yayımlayarak devletler arasında eşitliğin sağlanması çağrısında bulundular. İsyanın başını Brezilya Devlet Başkanı Dilma Ruseff çekiyor. Snowden belgeleri Brezilya'nın da hedef alındığını gösteriyor. İcann'daki durumun değişmesi için kararlılığını her fırsatta dillendiriryor. Brezilya Nisan ayında Rio'da bu konuyla alakalı bir uluslararası toplantıya da ev sahipliği yapacağını duyurdu. Bu çıkışa Batılı devletlerin destek vermesi güç görünüyor. Batı blokuna mensup devletlerin mağduriyetlerine rağmen Amerika ile daha farklı bir "uzlaşma" yolu arayacaklarını düşünmek mümkün.

Amerika Birleşik Devletleri'nin dijital dünya üzerinde her geçen gün artan hegemonik yapısı, Snowden belgelerinin ortaya koyduğu kısmi boyutları göz önünde bulundurulduğunda, casusluk ve ajanlık faaliyetlerini kolaylaştırdığı gibi oluşturulan bilgi bankalarıyla yalnızca müdahaleleri kolaylaştırmıyor bireyi de açık hedefe dönüştürüyor.

Güncelleme Tarihi: 28 Ekim 2013, 10:04
YORUM EKLE

banner39

banner50

banner47

banner48