banner39

Ne olacak Burkina Faso'nun hali?

Fransa'nın, devrik diktatörü tercih etmesinde uyumlu bir politika izlemesi, ülkedeki kakao tarlarının Fransızlar tarafından işletilmesi, demir madenlerinin Fransızların himayesinde olmasının önemi vardı. Fakat Fransa için asıl önemli olan, Burkina Faso'da başlayacak bir Afrika baharının diğer Fransız etkisindeki Afrika ülkelere de sıçrayabileceği endişesiydi.

Analiz 14.11.2014, 13:59 18.11.2014, 12:27
Ne olacak Burkina Faso'nun hali?

İbrahim Tığlı/ Cape Town

Batı Afrika'nın fakir ülkelerinden Burkina Faso'da bir hafta süren sokak eylemlerinden sonra, 27 yıldır ülkeyi yöneten Blaise Compoare görevini bırakmak zorunda kaldı ve komşu ülke Gana'ya sığındı. Burkina Faso'nun siyasi yapısında aşina olan gelişmeler bir kez daha tekrarlanarak yönetime askerler el koydu ve şimdilik bazıların beklediği "Afrika Baharı" da gerçekleşmedi.

Burkina Faso'da sokak eylemleri tarihi bir geleneğe sahip. 1958'de Fransa'ya bağlı yarı özerk bir devlet olarak kurulan o zamanki adıyla" Yukarı Volta" bir sokak ihtilali sonrasında 1960'da bağımsızlığına kavuştu. Fakat sokakların gücünden çok askerlerin etkili olduğu ülkede sokaklar yerini askerlere bıraktılar. Askeri darbeler Burkina Faso'da hep halkın sokaklar dökülmesi ile geldi. Yine bir sokak gösterileri sonucu iktidara geren Afrika'nın devrimci Che'si Thomas Sankara'da ülkenin bu geleneğini değiştiremedi. Görevde kaldığı 1980'li yıllar boyunca askeri bir sosyalizm ile ülkeyi yönetti. Fakat Sankara'nın  Burkina Faso için önemli işler yaptığını söyleyebiliriz. Bunlardan biri sömürgeci Fransızların koyduğu "Yukarı Volta" ismini yerel dilde "Onurlu İnsanların ülkesi" anlamına gelen Burkina Faso olarak değiştirmesidir. Pan-Afrikanist bir ideolojiye sahip olan Sankara romantik bir devrimci olarak hafızalarda kaldı, diğer Afrika ülkelerinde esamesi bile okunmadı. 

Aslında Sankara'nın yaklaşımı Afrika ülkeleri için oldukça otantik ve uygulanabilir yöntemlerdi. Kullandığı dil emperyalizme karşı bir dil olup Afrika haklarının bir öz bilince ulaşması ile siyasi özgürlüğüne kavuşacağını düşünüyordu. Eşitsizlik ve istikrarsızlığın en önemli nedeninin Batı emperyalizmi olarak görüyor, Batı sömürgeciliğine karşı mücadelenin askerlerin ve halkın işbirliği ile devrim yapması ile mümkün olduğunu düşünüyordu. 

Sankara'nın Küba devrimi ve Madagaskar'daki sosyalist yönetim deneyiminden esinlenerek ortaya koyduğu bu yönetim anlayışının Afrika ülkelerinde bir karşılık bulmadı. Fransızlar, bağımsızlık verdikleri Afrika ülkelerinde kendilerine her zaman bağlı kalmaya söz vermiş ordular bırakmışlardı.  Burkina Faso'da başarıya ulaşmış 6 askeri darbenin arkasında da hep Fransızlar vardı. Fransa'da sosyalist bir iktidarın olması Fransa'nın Batı Afrika politikasını hiç bir zaman değiştirmeyecek gibi görünmekteydi. En azından zamanımıza kadar. 

Sankara yine yakın arkadaşlarından Blaise Compoare'nin liderliğini yaptığı bir askeri darbe ile devrildi. Darbe ile gelen Sankara darbe ile gitti. Blise Compoare'de benzer bir süreç yaşadı ve 27 yıl yönettiği ülkesinden ayrılmak zorunda kaldı. Blaise Compoare, Sankara'ya yaptıklarının kendisine de yapılacağını bildiği ve sokakların arkasındaki gücün ordu olduğunu gördüğü için ülkeyi terk etti.

Burkina Faso'da Ekim ayının sonlarında başlayan gösteriler ilk kez yönetime karşı düzenlenen gösteriler değildi. 2009 ve 2010'da de Compoare'nin yönetimine karşı hayat pahalılığı, enflasyonun artması, işsizlik gibi daha çok ekonomik nedenlerden gösteriler düzenlenmişti. 2011'de ise bir örencinin polis gözetiminde öldürülmesinden sonra Nisan ayı boyunca Compoare'yi hedef alan istifa çağrıları yapan sokak gösterileri gerçekleşmişti. Compoare bu gösteriler karşısında 2015'de yapılacak seçimlere aday olmayacağını söyleyerek bastırmıştı. Nisan 2011'de yapılan gösteriler, hedefine ulaşamazsa bir Afrika baharına çığır açabilirdi.  

Çünkü ülkede bir ay boyunca işçilerin gerçekleştirdiği 8 grev olmuş, ülkedeki üretim durma noktasına gelmişti. O zamanın Fransız Dışişleri Bakanı Burkina Faso'ya kritik bir ziyaret gerçekleştirdi. Grevlerin sona ermesi çağrısı yaparak, Fransa'nın Burkina Faso'ya ekonomik desteğinin artarak devam edeceğini açıkladı. Muhalefet ile Blaise Compoare'yi barıştırarak ülkede yeni bir darbenin önüne geçti. 

Fransa'nın, Compoare'yi tercih etmesinde Sankara'ya nazaran uyumlu bir politika izlemesi, ülkedeki kakao tarlarının Fransızlar tarafından işletilmesi, demir madenlerinin Fransızların himayesinde olmasının elbette önemi vardı. Fakat Fransa için asıl önemli olan Burkina Faso'da başlayacak bir Afrika baharının diğer Fransız etkisindeki Afrika ülkelere de sıçrayabileceği endişesiydi. 

Burkina Faso'daki halk ayaklanması basın kanalıyla dünyaya duyuruldu. Daha önceki halk ayaklanmalarının yansımaları sadece ülke içinde hissedilirken şimdi televizyon internet sayesinde bütün Afrika kıt'asında hissedildi. Bu durum bir bakıma Afrika için de bir değişimin göstergesidir. Artık Afrika'daki otokratik yönetimlerin her zaman bir halk ayaklanması korkuları olacaktır. yalnız Burkina Faso halk ayaklanmasının neden bir halk yönetimi çıkarmadığını da sorgulamak gerekli. Sanırım bunun en önemli nedeni Burkina Faso'nun henüz bir halk devrimine hazır olmayışıydı. Çünkü sendikalar ve muhalefet, tek tepkisini Compoare'nin gitmesi üzerine kurgulamıştı. Compoare sonrası muhalefet ve sivil toplum kuruluşlarının atlternatif bir yönetim anlayışı söz konusu değildi. İlerleme ve Değişim Hareketi ile Birlik partisi arasındaki farklı görüşler ortak bir noktada birleşmelerini önledi. Çünkü sosyalist ve liberal partilerin Burkina Faso örneğinde ortak bir koalisyona girmeleri şimdilik zor görünüyor. Aslında liberalllerin geçmişi de sosyalistlere dayanıyor. Blasie Compoare bile eski bir sosyalistti;  son 12 yıldır uyguladığı yönetim anlayışı  ise tamamen liberaldi.

Aslında Burkina Faso halk ayaklanmasında dikkat çeken bir ayrıntı var. Daha önce Genelkurmay başkanı Honore Traore devlet başkanlığını açıklamıştı kısa bir süre sonra ise ordu sözcüsü ve başkanlık muhafız gücü komutanı Yarbay isaac Zida devlet başkanlığını ilan etti; general de Zida'yı başkan olarak tanıdığını açıkladı. Özellikle askerlerin yönetimi devralmasından sonra Burkina Faso muhalefeti "ordu devrimimiz çaldı" gibi bir söylemde bulundu.

Aslında devrimi çalan ordunun kendisi değil arkalarındaki ABD ve Fransa idi. Çünkü 31 Ekim'de ABD büyükelçisi,Fransız büyük elçisi ile Traore ve Zida bir toplantı yaptılar. Zida'nın devlet başkanı olmasına bu toplantıda karar verilerek Burkina Faso'daki olaylar kontrol altına alındı. Zida'nın seçilmesinin en önemli nedeni ABD'nin güvendiği bir isim olmasıydı. çünkü Zida iki yıl önce Botswana'da, AFRİCOM'un organize ettiği 5 gün süren istihbarat paylaşımı konusunda eğitim almış ve iki yıldır Blaise Compoare ile ABD arasındaki ilişkileri doğrudan yürütmüştü. ABD için Blaise Compoare belki gözden çıkarılabilirdi ama onun 12 yıldır Fransa ile ile yürüttüğü askeri ilişki görmemezlikten gelinemezdi. ABD'nin Batı Afrika'da son iki yılda uyguladığı anti terör politikaların en önemli destekçisi Blaise Compoare'ydi. Mali'deki taraflar arasındaki uzlaşmalar ABD'nin gözetiminde Blaise Compoare'nin ordu içindeki ekibi tarafından yapılıyordu bu ordunun da baş kahramanı tabiiki Yarbay Zida'ydı. 

Fransa da sessiz değildi Burkina Faso'daki gelişmelere başından beri olayları titizlikle takip etti. MAli, Cezayir, Fildişi ve orta Afrika da ki askeri politikalar hep ABD ile bir konsesnsus içinde geçmişti. bu durumdan Fransa da karlı çıkmış sürekli Batı Afrika da ki gücünü artırmıştı. Compoare'nin güçlü bir Fransa destekçisi olduğu herkesin malumu. Fransa bu yüzden çok fazla ön planda gözükmek istemedi fakat muhalefetin gösterilere basınında geniş yer vermesi Fransa'nın Burkina Faso halkının isyanına hazır olduğu anlamına geliyordu.

18 Kasım tarihi Burkina Faso'daki taraflar açısından kritik bir tarih. İronik olan kendisi de daha önce darbe yaparak iktidara gelen Moritanya Devlet Başkanı ve Afrika Birliği dönem başkanı Muhammed Ould Abdülaziz başkent Ougadougou'ya bir ziyaret düzenleyerek Zida'dan derhal sivil yönetime geçişi yapmasını istemesi. Afrika Birliği Burkina Faso sivil yönetime geçmezse yaptırım uygulayacağını üyeliğini askıya alacağını söylüyor. Batı Afrika Ekonomik Topluluğu ECOWAS'ta benzer bir tehditte bulundu. Bu tehdidin işe yarayıp yaramayacağını önümüzdeki günlerde göreceğiz. Yalnız Afrika Birliği benzer bir tehdidi Mısır için de yapmıştı. Fakat Genral Sisi'nin devlet başkanı seçilmesinden sonra Afrika Birliği tekrar Mısır'ın üyeliğini onaylamıştı. Burkina Faso'da da bir Mısır tecrübesi yaşandı fakat orada İhvan-ı Muslim gibi yaklaşık bir yıl süren sivillerin yönetimi henüz gerçekleşmedi. İki hafta içinde de zor görünüyor. Evet geçici bir yönetim kurulacak fakat bu yönetimin arkasında askeri korkuluklar bulunmaya devam edecek. Çünkü Burkina Faso için yönetimde kalmak halkın desteğinden çok; ordunun -tabii ki- onların arkasındaki ABD ve Fransa'nn destekleri önemli.

 

 

 

 

 

 

Yorumlar (1)
Burkinbila 8 yıl önce
Merhabalar Tığlı abi, Burkina Faso'nun son durumu ile iligi makaleniz güzeldir. Ancak bu kadar önemli bir makale yazılacaksa aşağıdaki konular üzerinde çok dikkat etmeniz gerekmektedir. 1. Kakao: Burkina Faso'da hiçbir kakao tarlası yoktur. Kakao tarlaları Fil Dişi Sahili'ndedir.Burkina Faso'nun iklimi ve toprakları kakao'ya uygun ve elverişli değildir. 2. Thomas SANKARA sadece romantik bir devrimci değildi aynı zamanda kalkınma projelerini (tarım,eğitim,sağlık) başarı bir şekilde yürütmüştür
25
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?