banner39

Normandiya diplomasisi

Normandiya çıkarmasının yıldönümüne katılan liderlerin gündeminde İkinci Dünya Savaşı olsa da, Ukrayna kriziyle gerilen Batı-Rusya ilişkileri bütün ağırlığını hissettiriyor

Analiz 06.06.2014, 14:43 06.06.2014, 14:43
Normandiya diplomasisi

Sinan Özdemir/ Brüksel

Normandiya Çıkarması'nın 70. yıldönümü çerçevesinde, savaşa taraf olan yirmi devletin devlet ve hükümet başkanı Fransa'da bir araya gelerek tarihin bu en kanlı çıkarmasını anıyor. Normandiya'nın beş ayrı noktasına İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nin 6 Haziran günü başlattıkları çıkarma Almanya'yı iki cephe arasında bırakmayı hedefliyordu. Bu sayede, Doğu Cephesi'nde Rusların ilerleyişine destek çıkarak II. Dünya Savaşı'nda yeni bir sayfanın açılmasını mümkün kılmışlardır. Normandiya çıkarması Nazi Almanyası için sonun başlangıcı, başta Fransa olmak üzere Avrupa için Almanya diktasından kurtulma ve bağımsızlığına kavuşması anlamına geliyordu. Ne var ki, Normandiya çıkarması Amerika Birleşik Devletleri ve İngiltere'nin, Rusların hızlı ilerleyişi karşısında siyaseten gerisine düşecekleri korkusuyla hızla planlayıp yürürülülüğe koydukları bir çıkarma olmuştur. Rusya'nın tek taraflı olarak Almanya'yla barışı antlşaması yapmasından çekinen Batı bu çıkarmayla kendi ağırlığını artırmıştır.

Çıkarmanın yıldönümüne katılanların gündeminde İkinci Dünya Savaşı olsa da, Ukrayna kriziyle gerilen Batı-Rusya ilişkileri bütün ağırlığını hissettiriyor. Çarşamba ve Perşembe günü Brüksel'e gerçekleşen G7 Zirvesi'ne çağrılmayan Rusya'nın anma etkinliklerine katılmasını olumlu karşılayanlar olduğu gibi talihsizlik olarak değerlendirenler de yok değil. Fransa eleştirilere, Rusya'nın II. Dünya Savaşı'nda gösterdiği yüksek fedakarlıklar sebebiyle davet edildiğini hatırlatarak yıldönümünü kendi konteksti içinde değerlendirilmesi gerektiğini ifade ediyor. Bununla da kalmayıp Ukrayna Cumhurbaşkanı Petro Poroşenko'yu davet ederekte Rusya'nın varlığını dengelemiş oldu.

Ancak Fransa'ya yöneltilen eleştiriler bununla da sınırlı değil, Rusya'ya 2015'te teslim edeceği iki askeri gemi (mistral) de eleştirilen konuların arasında bulunuyor. Amerika Birleşik Devletleri (ABD) için Fransa bu siparişi yeniden düşünmesi gerekiyor. G7 Zirvesi'nden yeni yaptırım kararının çıkmaması Fransa'ya yöneltilen eleştirileri boşa çıkarsa da aslında Amerika'nın Avrupa'ya sorumluluklarını hatırlatması bakımından büyük önem taşıyor. Polonya'da gemi satışının durdurulması gerektiğini düşünen devletler arasında yer alıyor. NATO askeri teknolojinin Rusya'nın eline geçmesinin engellenememesi durumunda, bu silahların bir gün Avrupa'yı tehdit edebileceği hatırlatmasında bulunuyor.

Fransa, içinden geçtiği ekonomik kriz sebebiyle, birkaç milyar dolarlık bu siparişten vazgeçmesinin mümkün olmadığı sinyalini veriyor. Vazgeçse dahi uluslararası ticaret hukuku gereği tazminat ödemek durumunda kalacağını ve bunun ayrıca uluslarası prestijine gölge düşüreceğini iddia ediyor. Amerika'nın eleştirisi de bu noktada başlıyor. Amerika, Almanya'nın enerji, İngiltere'nin finans ve Fransa'nın askeri konularda takındıkları tavrın, ayrıca doğrudan kendi güvenliklerini ilgilendiren Ukrayna krizine global bakamamalarının kabul edilemez olduğunu söylüyor. Ancak konunun çok daha girift olduğu ve de Rusya ile son yıllarda sağlanan işbirliğin görmezden gelinerek (ör. uzay taşımacılığı, NATO lojistiğinin ulaştırılması...), karşıtlıklar üzerinden konunun ele alınmasının uluslararası ilişkileri Soğuk Savaş mantığının siyah/beyaz bakışına mahkûm ediyor.

Barcak Obama'nın Vladimir Putin'le bir araya gelmeyi istememesine karşın Putin diğer liderlerle ikili görüşmelerde bulunması, akşam yemeğinde Fransa Devlet Başkanı Hollande ile bir araya gelmesi diplomasinin sürdüğünü gösteriyor. Obama'nın "Kırım'ın ilhakı kabul edilmez" ifadesi Amerika'nın tutumunda bir değişikliğin olmadığına yorumlansa da, Batı Kırım'ın artık Rusya toprağı olduğu ve geriye dönülmesi mümkün olmayan bir noktaya gelindiği; gelinen noktada tercihin iyi ve kötü arasında olmadığı, kötü ve kötünün iyisi arasında gerçekleşeceğini biliyor. Bu çerçevede Rusya, Ukrayna'da 25 Mayıs'ta gerçekleşen cumhurbaşkanlığı seçiminde Petro Poroşenko'nun seçilmesine itiraz etmemesini gerilimin düşürülmesi noktasında attığı önemli bir adım olarak değerlerlendiriyor. Ayrıca Doğu Ukrayna konusunda, toprak bütünlüğünden yana tavır alması, uzun vadede beklentilerinden vazgeçtiği anlamına gelmiyor. Çünki oluşmakta olan yeni Ukrayna'da Rus bölgelerine daha fazla otonomi verilmesi bekleniyor.

Rusya, üçüncü imparatorluk yolunda adım adım ilerlerken, Amerika Birleşik Devletleri için Avrupa'nın kendi içinde sağlayamadığı bütünlük kaygı verici. Gelecek haftalarda ve aylarda Amerika sağlanamayan birlikteliği bir şekilde güçlendirmeyi hedefliyor. Bu noktada, Afganistan sonrası NATO'nun ortak güvenlik ilkesi çerçevesinde, üye devletlerin korunması ilkesinin güçlendirilmesi ve bu çerçevede askeri yardımların artırılması planlanıyor. Rusya'nın Amerika'nın füze kalkanı projesine duyduğu tepki hatırlandığında Polonya'nın NATO'nun Avrupa'nın doğu sınırlarında varlığını artırması veya askeri yardımda bulunmasının ötesinde varlıksal olarak kalıcı adımlar atması yönüdeki beklentisinin nasıl karşılanacağını görmek için Eylül ayında gerçekleşecek NATO Zirvesi'ni beklemek gerekecek.

Yetmiş yıl önce yaşanan Normandiya Çıkarması'nın hızlandırılmasında İngiltere ve Amerika Birleşik Devletleri'nin Sovyet Rusyası'na karşı duydukları şüphenin etkili olduğu hatırlandığında (Nazi Almanyası'yla tek taraflı anlaşmasından ve kendi zaferini dayatmasından korkuyorlardı) yetmiş yıl sonra Avrupa'nın doğu sınırlarında yaşananlar belirsizlikleri ve şüpheleri gidermediği tam aksine artırdığını söyleyebiliriz.

banner53
Yorumlar (0)
31
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?