banner39

Ortadoğu'yu silahlandırma planın bir parçası mıydı?

Ekonomik krizin başladığı yıl olan 2008 yılından bu yana Ortadoğulu diktatörler, tarihte barış zamanlarında yapılan en büyük silah alımlarını gerçekleştirdiler. Diktatörlerin ve rejimlerin sallandığı bölgeye son iki yıldır yığılan silahlar bir tesadüf müydü yoksa planlanmış bir yapının bir parçası mıydı?

Analiz 07.03.2011, 13:13 07.03.2011, 18:33
Ortadoğu'yu silahlandırma planın bir parçası mıydı?

 

Fevzi Öztürk / Dünya Bülteni

Yaşanan halk hareketlerinin yılların dikta rejimlerini salladığı, hatta yok ettiği Ortadoğu adeta bir silah deposu. Bugünün kötü çocukları olan kukla yöneticiler daha düne kadar başta ABD olmak üzere Batının vazgeçilmez silah alıcılarıydı...

Daha birkaç ay öncesine kadar Libya'ya 10 milyarlarca dolarlık silah satan NATO ülkeleri ABD'nin öncülüğündeki lobi ile bugün işgale zemin hazırlamak için, Kaddafi'yi yok edilmesi gereken psikopat bir diktatör olarak ilan ediyorlar. Hâlbuki Kaddafi bu büyük devletlerin birçoğunun başkentlerine zamanında çadır kurmuştu...

ABD tarafından sürekli sırtları sıvazlanan, halklarının hakkı olan petrol gelirleriyle kendi ve çevresindekilere lüks yaşam sunan diktatörler, son yıllarda rekor büyüklükte silah alımlarına imza attılar.

Ekonomik krizin başladığı yıl olan 2008 yılından bu yana Ortadoğulu diktatörler, tarihte barış zamanlarında yapılan en büyük silah alımlarını gerçekleştirdiler.

Bu satışlardan ise dünyanın en büyük silah sağlayıcısı ve dünyadaki silah satış anlaşmalarının üçte ikisinde taraf olan ABD payına düşen büyük payı kaptı. ABD savunma sanayinin 2006-2009 yılları arasında yabancı ülkelerde gerçekleştirdiği silah satışlarının yarısı Ortadoğu ülkelerine ait.

Son iki yıl içinde ABD'nin Ortadoğu'daki silah satışları 100 milyar dolara ulaştı. ABD'nin en büyük silah alıcıları ise Suudi Arabistan, Mısır ve Irak. Sadece Suudi Arabistan'ın silah alım tutarı 67 milyar dolar civarında...

OBAMA DÖNEMİNDE SİLAH SATIŞLARI PATLADI

Geçtiğimiz sene ABD Savunma Bakanlığı yaptığı açıklamada, deniz aşırı müşterilere yapılan silah satışlarının 103 milyar dolara ulaşması beklendiğini açıklanmıştı. Bu rakam dünyanın en büyük silah satıcısı ABD için bile gerçekten çok büyük bir rakam. Çünkü 1995-2005 yılları arasında yıllık ortalama 13 milyar dolar civarında silah satışı yapıldığı göz önüne alındığında, bu rakamın korkunçluğu daha net anlaşılıyor.

Obama hükümeti ise silah satışlarının artmasının nedeni olarak küresel talebi gösteriyor. ABD hükümeti 2001 yılından bu yana savunma bütçesini iki kat artırarak 700 milyar dolara yükseltmiş bulunuyor. Bu rakam tüm dünyadaki ülkelerin savunma bütçeleri toplamına denk bir rakam...

Silah sanayi ABD ekonomisi açısından son derece önemli. Sattığı her silah, satış anında ve sonraki dönem modernizasyonlarında ABD ekonomisine girdi oluşturuyor. ABD'de silah sanayi 200 bin kişilik bir istihdam sağlıyor. Silah satışlarının ABD açısından bir diğer avantajı ise; ABD yıllardır ittifaklarını bölge ve denge gözeterek silahlandırarak kontrol sağlıyor. İşte bu nedenlerle ABD hükümetleri yıllardır silah sanayinde faaliyet gösteren şirketlere Ar-Ge çalışmaları için milyarlarca dolarlık fon ayırıyor.

Tüm bu bilgilerden sonra ABD'nin dış politika hareketlerinde silah üreticilerinin neden bu kadar belirleyici konumda oldukları daha net anlaşılıyor.

SİLAHLANDIRMA BİR PLANIN PARÇASI MIYDI?

Şimdi sorulması gereken sorular: bu kadar silahın yığıldığı Ortadoğu'da dengelerin değişmesi durumunda bu silahların kimlerin elinde hangi amaçla kullanılacağı...

Diğer taraftan, diktatörlerin ve rejimlerin sallandığı bölgeye son iki yıldır yığılan silahlar bir tesadüf müydü yoksa planlanmış bir yapının bir parçası mıydı?

Şu anda çok olası gözükmese de; bölgede ABD karşıtı bir gücün oluşması durumunda, bu silahlara sahip ABD karşıtı güçler, ABD açısından tehdit olabilirler mi?

ABD şimdiden bölgede bu tehdidin oluşmaması için "çift taraflı" oynayarak tarafları belirliyor. Örneğin Bahreyn'de olduğu gibi işine geldiği zaman Kral Hamad bin İsa el-Halife'ye, Mısır'da rejime karşı ayaklanan halka destek veriyor ya da Libya için tüm seçenekler masada diyerek işgale zemin hazırlıyor. Yani işine geldiği zaman diktatörleri ya da isyancıları destekleyebiliyor...

Yıllarca İran tehlikesini öne sürerek yapılan bu silahlanma yarışının sonuçları nereye varacak? Bu silahlar kime karşı kullanılacak?

Tüm bunların cevaplarını net olarak şu anda vermek oldukça güç. Zaman bize tüm gerçekliğiyle bu soruların cevaplarını verecektir...

 

Konuyla ilgili diğer haber analiz yazıları

Krizin teğet geçtiği sektör: Silah sanayi

Silah, petrol ve ABD

Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?