banner39

Putin'in yeni dönemi Kafkaslara ne vaat ediyor?

Rusya seçimlerinin en ilginç tarafı Putin'in resmi rakamlara göre başkent Moskova'da yüzde 48, Kuzey Kafkasya bölgelerinde ise yüzde 80'in üzerinde oy alması idi

Analiz 12.03.2012, 13:32 12.03.2012, 13:40
Putin'in yeni dönemi Kafkaslara ne vaat ediyor?

İbrahim Ali/ Dünya Bülteni

Rusya'da sonucu önceden belli olan devlet başkanlık seçimlerinden sonra Başbakan Vladimir Putin'in Kremlin Sarayı'na geri döneceğine dair iddialar kesinleşmiş oldu. Putin Kremlin Sarayı'ndaki yetkilerini belki hiçbir zaman devretmediği Medvedev'den geri almaya hazırlanıyor. Başkanlık seçim süresince muhalif eylemler, Medvedev'in siyasi tutumunun yanı sıra bölge Müslümanlarının da tutumu büyük önem arz etmekteydi. Nitekim muhalif gösterilerin yetersiz olduğu, Medvedev'in Putin'e açık destek vermemesine rağmen bazen ikinci Stalin bazen de 'modern çar' olarak isimlendirilen Putin Kremlin sarayına döndü. Duma seçimlerinden sonra sokak gösterilerine başlama kararı alan sistem dışı muhalifler yeterli kamuoyu desteğine sahip olmadıklarını da görmüş oldu. Eski SSCB ülkelerinin birçoğunda olduğu gibi Rusya'da da halk yeni bir devrime hazır olmadığını daha kesin bir ifadeyle henüz böyle bir devrimi istemediğini gösterdi. Halk 90'lı yılların kaotik durumunun ve belirsizliklerin yaşanmaması için Putin'e rıza gösterebileceğini ortaya koydu. Ancak Rus halkının sokak gösterilerine yeterli desteği vermediği Putin'in lehinde oy kullandığı anlamına gelmiyor. Nitekim bağımsız gözlemciler işadamı Prohorov'un beklenmedik bir şekilde öne geçtiğine dair tespitlerde bulundu.

Rusya'nın kendine özgü "seçiminden" sonra dikkat çeken diğer bir husus ise Putin'in resmi rakamlara göre başkent Moskova'da yüzde 48, Kuzey Kafkasya bölgelerinde ise yüzde 80'in üzerinde oy alması idi.

Yeni bir başlangıç umutu

SSCB sonrasında bir süre yalnız kalan Putin, kendisine Petersburg Belediye Başkanı Anatoliy Sobçak'ın takımında yer bulmuş, son 12 yılda ise Rusya'da kendi sistemini kurmayı başarmıştı. Bu sistem Kuzey Kafkasya'da on binlerce insanın hayatına mal olmuş, bölge halkı savaş gerçeği ile tanışmıştı. Putin ve kurduğu sistemin yok olabileceğine dair ilk belirtiler Medvedev'in ilk başkanlık döneminde ortaya çıkmıştı. Hatta Putin sistemi içerisinde yer alan üst düzey devlet yetkilileri Medvedev ve Putin arasında iki yere bölünmüştü. Devlet başkanlık birimi, FSB, GRU gibi önemli birimlerde görev yapan üst düzey yöneticiler birbirilerine karşı savaş ilan etmişti. Nitekim bu savaş sonrasında çok sayıda general ve üst düzey devlet memuru görevini kaybetti. Ancak tüm bunlar Putin'in geri çekilmesi için yeterli olmadı. Putin sisteminin yolsuzluk, rüşvet, suiistimaller ve suçsuz insanların kanlarının akıtılmasına neden olsa da varlığını devam ettirmeyi başardı.

Sovyet sonrası dönemin sonu

Putin, başkanlık seçimleri sürecinde önemli bir konuyu sürekli gündemde tutmaya çalıştı. Ona göre Sovyet sonrası dönem bitmiş ve ülke geçiş sürecini tamamlamıştı. Bununla Rus halkına yeni bir gelecek ve değişim vaat edilmekteydi. Bu değişimin devlet, bürokrasi, emniyet birimleri, iş dünyası, muhalefetin bir merkez etrafında birleşmesine rağmen nasıl gerçekleşebileceği ise izah edilmemekteydi. Nitekim Putin'i açık bir şekilde destekleyen Rus aydınlar da sistemin son günlerini yaşadığını itiraf ediyor. Putin'in kendisi de bu gerçeği gördüğü için devlet, sistem, parti, bürokrasi ve diğer alanların ötesinde kendisine bir yer edinmeye çalıştı. Her ne kadar tanımlanmasa da bu yer Putin'e göre 'kutsallık' arz ediyor. "Kutsal Putin" kimse tarafından eleştirilemez. Onun kurduğu iktidar partisi, devlet birimleri, işadamları herkes eleştirilebilir, ancak Putin eleştirilemez. Sovyet liderlerinin yakalandığı hastalık Putin'i de yakalamadı.

Kafkasya Müslümanlarının desteği

Devlet yetkilileri tarafından yapılan resmi açıklamaya göre Kuzey Kafkasya'da halkın seçimlere katılımı yüksek oranda gerçekleşti. Çeçenistan vatandaşlarının yüzde 99,6'sı seçimlere katıldı ve onların da yüzde 99,8'i Putin'e oy verdi. Dağıstan'da katılım yüzde 91, Putin'i destekleyenlerin oranı ise yüzde 92'8 oldu. Adigey, Karaçay Çerkesya, Kuzey Osetya, Tataristan ve Başkortistan gibi bölgelerde de Putin'e destek verildi. Ancak gözlemcilerin ve tanıkların ifadeleri bu iddiaları açık bir şekilde yalanlıyor.

1-   Halkın seçimlere katılımı yüksek düzeyde gerçekleşmedi. Örneğin Dağıstan'ın Sasitli köyünde oy kullanma hakkına 1000'den fazla insan sahip olmasına rağmen sadece 30 kişi oy kullandı. Önceki seçimlerde en fazla 10 kişinin oy kullanılması ile kıyaslandığı zaman bu bir 'başarı' olarak görülebilir.

2-   Kameralar saatlerce çalışmadı. Hatırlanacağı üzere seçim öncesinde sayım işlemlerini takip edebilmek için sayımın yapılacağı yerlere kameralar yerleştirilmişti. Sadece Kuzey Kafkasya'da değil ülkenin tamamında sayım sırasında kameralar kapatıldı. Hem oy kullanma hem de sayım gizli olarak gerçekleşmiş oldu.

3-   Aşırı milliyetçilerin gösterileri Putin'in işine yaradı. Kuzey Kafkasya Müslümanları onların gelişinin çok daha vahim olabileceğini düşündü. Bu ise başkanlık seçimleri öncesinde muhalif gösterilerin Putinciler tarafından desteklendiğine dair iddiaların doğrulanması anlamına geliyor. Nitekim seçim sonrasındaki muhalif gösterilere emniyet birimlerinin sert bir şekilde müdahale etmesi Rusya'da sistem dışı muhalefetin varlığına dair söylemlere de gölge düşürdü.

4-    Mihail Prohorov'un isminin öne çıkmasına rağmen bu seçim sonuçlarına yansımadı. Örneğin Mahaçkale'de çok sayıda insanın Prohorov lehinde oy kullanmasına rağmen işadamının seçim sonuçlarına göre hiç oy almadığının gösterilmesi dikkat çekti.

5-   Devlet birimlerinde görev yapan memurların tamamının seçim gününde mesai yapması ve bölge başkanlarının talimatı ile Putin'i desteklemek zorunda bırakıldıkları belirtildi.

6-   Seçime katılan vatandaşlara elektrik enerjisi, doğalgaz ve benzin ödemesinin yapılabileceği özel kartlar dağıtıldı. Bunlar başbakanı desteklemenin karşılığı olarak verilmekteydi.

Putin ve Kafkasya

Kuzey Kafkasya vatandaşlarının düşüncelerine göre Kremlin Sarayı ve Putin kelimeleri benzer anlam ifade ediyor. Vatandaşlar Putin'den Kremlin Sarayı'nı, Kremlin sarayından ise Putin'i kastediyor. Nitekim son yıllarda Putin'in kendisine Kuzey Kafkasya kökenli yakın bir arkadaş bulmasından (Ramzan Kadirov) ve aşırı milliyetçilerin "Kafkasya'ya bütçe desteğinin sağlanmamasına" dair iddialarına karşı çıkmasından sonra Çeçenistan savaşını Kuzey Kafkasya'nın tamamına yayması onun bölgeye özel ilgisinin bulunduğunu kanıtlıyor. Örneğin 2009 yılında Dağıstan'da geniş çaplı operasyonların yapılması direnişçilerin sayısının artmasına, 2011 yılında ise Soçi Olimpiyatları öncesinde muhtemel terör saldırılarını önlemek maksadıyla yapıldığına bağlanmaktaydı. Savaş sadece Dağıstan'da değil Kuzey Osetya, İnguşetya, Kabardey Balkar, Karaçay Çerkesya ve diğer bölgelere yayılmış durumda. Bölgede yaşanan savaş, Kafkasyalıların büyük şehirlere göç etmesine neden oldu. Ancak bu sefer de büyük şehirlerde takip edilmeye, dövülmeye ve öldürülmeye başlandı. Bölgeye gönderilen bütçe desteğinin önemli bir kısmının hortumlanmasına rağmen Kremlin sarayının önlem almaması bilakis üst düzey devlet yetkililerinin de bu konuda bölge yöneticilerine destek olması tepkilerin artmasına ve yardımların sadece gösteriş nedeniyle yapıldığına dair iddiaların ortaya çıkmasına neden oluyor.

Kuzey Kafkasya Savaşı, Beslan trajedisi, baskılar, işkenceler, bölgenin emniyet birimleri tarafından işgal edilmesine rağmen vatandaşların talepleri ve umutları da devam ediyor. Kuzey Kafkasya ve Rusya'nın diğer bölgelerinde ikamet eden Müslümanlar baskının ortadan kaldırılmasını, işgalin son bulmasını, İslami yayınlar üzerindeki yasakların kaldırılmasını, isimleri fail-i meçhul cinayetlerle anılan devlet memurlarının ve aşırı milliyetçilerin cezalandırılmasını temenni ediyor. Putin'in üçüncü başkanlık döneminde Kuzey Kafkasya Müslümanlarının taleplerini göz önünde tutması beklenmese de yeni vaatlerin gündeme taşınacağı öngörülüyor.

Yorumlar (0)
23
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?