banner39

Rusya-ABD hattında 'soğuk kriz'?

ABD ile Rusya arasında Edward Snowden krizi ve diğer tartışmalı konular nedeniyle yeniden ''soğuk savaş'' dönemine benzer görüntüler meydana gelmeye başladı

Analiz 12.08.2013, 09:31 18.08.2013, 09:26
Rusya-ABD hattında 'soğuk kriz'?

Sinan Özdemir/ Dünya Bülteni - Brüksel

Amerika Birleşik Devletleri Başkanı Barack Obama'nın geçen hafta Eylül ayında, G 20 Zirvesi öncesi , St. Petersburg'ta gerçekleşmesi planlanan ABD-Rusya Zirvesi'ne katılmayacağını duyurması bir anda Rus-Amerikan ilişkilerinde yeni bir eşiğe gelinip gelinmediği tartışmalarını başlattı. Kimi analistler bu kararıyla Amerikan Başkanı'nın Soğuk Savaşın gerisine düştüğünü iddia ederken, kimi analistler, son bir yılda , özellikle Vladimir Putin'in Kremlin Sarayı'na dönüşünden bu yana ilişkilerin gerildiği, Edward Snowden'e bir yıllık geçici sığınma izni verilmesinin bardağı taşıran damla olduğu ve bu çerçevede zirvenin iptal edilmesinin bu sürecin doğal sonucu olduğunu ifade ediyorlar.

Amerikalıların Putin'i «çete reisi» , Rusların Obama'yı «histerik» olarak takdim etmelerinin ötesinde, Beyaz Saray'ın iptale gerekçe olarak ileri sürdüğü nedenler arasında ilerleme sağlanamayan dört artı bir dosya bulunuyor. Start II, nükleer silahların yaygınlaşması, insan hakları ve ticaret bir yanda, diğer yanda ise yaptığı açıklamalarla Amerikan Yönetimi'ni zorda bırakan Edward Snowden'in iade edilmemesi meselesi var. Snowden'den çok yanında götürdüğü dört bavul dolusu bilgi burada büyük önem taşıyor. Amerika Birleşik Devletleri bunlarda güvenliğini doğrudan ilgilendiren bilgilerin olduğunu iddia ediyor.

Hatırlanacağı üzere Amerika'nın bu yılın Nisan ayında 2009'da Rusya'da bir hapishanede ölen Sergey Magnitski'nin ölümünden sorumlu tuttuğu on sekiz memurun isim listesini açıklaması diplomatik krize sebep olmuştu. Amerika'ya girişleri yasaklanan memurların ayrıca mal varlıkları da donduruldu. Magnitski Listesi'nin sebep olduğu krize Rusya'nın cevabı aynı sertlikte oldu ve karşı bir liste yayımlayarak Rusya'ya girişi yasaklanan Amerikalıların isim listesini yayımladı. Kriz aşılamadan Snowden hadisesi vuku buldu. Kremlin'in geçici sığınma izni konusunda, Rus siyasasında ve kamuoyunda esen (Lavada'nın yaptığı son ankete göre Rusların yüzde 36'sı Amerika'ya tepkili) Amerikan karşıtı rüzgarı da değerlendirerek Snowden konusunda karar verildiği anlaşılıyor.

Her iki lider son olarak, Haziran'da, Kuzey İrlanda'da, G 8 Zirvesi'nde yan yana geldiler. Ne var ki, bu zirvede de buzlar erimedi ve rahatsızlık kamera önlerine taşındı. Barack Obama, yaş ve spor konulu espriler yaparak muhatabını güldürmeye çalışırken, Putin'in sert bir ses tonuyla "atmosferi rahatlatmak için beni güldürmeye çalışıyorsunuz" diyerek kesip atması gelinen nokta hakkında fikir veriyor. Tarafların Cenevre'de Suriye konulu bir barış konferansının organizasyonu dışında anlaştıkları başka konu olmadı. Aslında, G. W. Bush dönemi sonrasında Rusya, Obama döneminde, "yeni bir başlangıcın" mümkün olduğunu düşünerek, bu yönde önemli adımlar atmaya hazır olduğunu göstermek için 2010'da Salt II antlaşmasını imzaladı. Bunun dışında Afganistan ve Kuzey Kore konularında da Amerikan yönetimi'ne yardımcı olmaya çalıştı. Bununla da kalmadı İran ve nükleer konusunda daha açık bir tutum sergiledi. Bunun karşılığında aynı açık tutumu ABD'den bekledi; çünki bu yeni başlangıcın güven esasına dayandırılması gerekiyordu.

Ancak her ilişkide olduğu gibi, bu ilişkinin sınanması da uzun sürmedi. Nitekim, Kuzey Afrika'dan Yemen'e esen değişim rüzgarı bu yeni dönemin ilk sınavı oldu. Amerika Birleşik Devletleri'nin hegemonik reflekslerle hareket ettiğini düşünen Ruslar için "yeni dönem" Libya'da son buldu. Rusya eşitler arasında bir ilişkiden çok, Sovyetler Birliği'nin dağılmasından sonra beliren "tek kutuplu" dünyanın yaşatılmak istendiğini ve uluslararası ilişkilerin içinden geçtiği sistemik krizin aşılması noktasında güçlü bir iradenin ortaya konamadığını düşünüyor. Bu çerçevede, Batılı devletlerin gerilemelerine rağmen küresel ölçekte yaşanan dönüşümleri yok saymaları veya görmezden gelmeleri ve eski alışkanlıklarını sürdürme istemleri çerçevesinde "yardımcı pilotlar" aramaları Rusya açısından kabul edilmez idi.

Son iki yılda Ortadoğu başta olmak üzere, Avrasya ve Asya-Pasifik'te yaşanan gelişmelere paralel olarak, Rusya Federasyonu Cumhurbaşkanı Vladimir Vladimiroviç Putin 12 Şubat'ta Rusya'nın yeni dış politika konseptini onayladı. Mart ayında da Dışişleri Bakanı Sergey Lavrov , uluslararası yaşam dergisi için kaleme aldığı makalesiyle yeni dış politikanın felsefe ve ruhunun çerçevesini çizmeye çalıştı. Şubat ayında kabul edilen yeni dış politika konsepti son olarak 2008'de kabul edilen konsepti güncellemenin ötesinde ortaya koyduğu dil itibariyle öncekilerden pek çok yönden farklılıklar arz ediyor.

Analizimiz çerçevesinde birini kaydetmekle yetinelim. Washington-Moskova hattında birkaç gündür yaşanan söz düellosunda Amerikalıların sık sık Soğuk Savaş dönemine göndermede bulunmalarına karşın Rusya'dan gelen açıklamalara bakıldığında Rusların bu ifadeden özenle kaçındıkları görülüyor. Yeni dış politika konsepti belgesinde de bu ifadenin yer almaması nedeniyle, Rusya'nın yeni bir sayfa açtığına ve geçmişe yapılan vurgunun yeni dünya gerçeklerine uymadığına inanılıyor. Ayrıca Rusya, Amerika'nın sık sık bu döneme göndermede bulunmasının çok da masumâne olmadığını düşünüyor.

Suriye ve İran ekseninde yaşanmakta olan gelişmeler, Rus-Amerikan ilişkilerinde önemli bir kırılma noktası olmanın ötesinde, asıl «Yeni Büyük Oyun'un» merkez üssünü oluşturmakta. Vladimir Putin'in 13 Eylül'de Bişkek'te İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani'yle bir araya gelecek olması da Washinghton cephesinde kaygıları artırıyor. Beyaz Saray'ın İran'a yönelik yeni yaptırım kararlarına Rusya'nın cevabı sert bir dille eleştirmek oldu. Rusya'nın bu tutumu İran'ın diplomatik sahada elini güçlendiriyor.

Soğuk Savaş yıllarında dahi görüşmelerin çeşitli kanallar üzerinden sürdürüldüğü düşünüldüğünde Rusya-Amerika Zirvesi'nin gerçekleşmeyecek olmasının bir son olmadığı ve geçen hafta Cuma günü Washington'da savunma ve dış politikadan sorumlu bakanların bir araya gelmesinin temasların süreceğini gösterdiği görülüyor. Amerika'nın tutumu aslında politik bir zaafiyet olarak okunabileceği gibi, dünyanın içinden geçtiği sistemik krizi kabullenmemesiyle de ilintilendirilebilir.

banner53
Yorumlar (0)
33
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?