Rusya nükleer anlaşmaya nasıl bakıyor?

Yıllar yılı batılı devletlerden İran’a dönük akınları başarıyla savuşturan Rusya için nükleeranlaşma kağıt üzerine büyük riskler taşıyor

Rusya nükleer anlaşmaya nasıl bakıyor?

Barış Mutlu | Moskova

İran nükleer müzakereleri anlaşmayla sonuçlandırarak yeni bir sürecin kapısını açtı. Hem bölgesel, hem de küresel etkileri olacak bu taze döneme her kutbun tavrı farklı. ABD’nin bir kısmı, Avrupalılar ve İran’ın önemli bir bölümü sevinirken; Suudi Arabistan tamamen zıt bir noktada durdu. İsrail anlaşmanın kendisi için önem taşımadığını ima etti, mücadeleye (!) devam dedi. Peki, Rusya ne yaptı?

Yıllar yılı batılı devletlerden İran’a dönük akınları (onca işi gücü derdi arasında) başarıyla savuşturan, alınan yaptırım kararlarına karşı çıkan, büyük ölçüde uymayan, Almanya’nın yarım bıraktığı nükleer tesisleri temelden alıp açılışa götüren P5+1 görüşmelerinde Tahran yönetimine tam destek sunan Kremlin için bu anlaşma kağıt üzerine büyük riskler taşıyor.

Öyle ki, uluslararası siyasetten, (zaten) zor durumda olan ekonomisine kadar birçok alan bu anlaşmayla ciddi bir hava değişimine girebilir. En somut, en erken darbe petrol fiyatlarından gelebilir. Zira zaten uzun süredir yaşadığı düşüşle Rus ekonomisini bunalıma iten varil fiyatları İran’ın da aynı pazara dahil olmasıyla daha da gevşeyebilir. Belli ki artık İran’ın körfezi kapatması, askeri müdahale ihtimalleri, Tahran yönetimine ambargo başlıkları gündeme gelmeyecek. Bu da zaten üretimi fazla gözüken petrolün daha kolay ve daha fazla bulunmasına yol açacak. Söz konusu denklem petrolü 50 dolar sınırının altına iterse bir dolar tekrar 70 ruble seviyesini görebilir: "Krizin zirve seviyesi geride kaldı" diyenleri demode bırakacak bir gelişme olur, bürokrat, bakan götürür; başbakana yeni yıla doğru koltuk kaygısı hediye edebilir.

Daha makro düzeyde ve daha ilk akla gelen haliyle: birlikteliklerinin temelini ABD karşıtlığı oluşturan bu iki ortak (İran ile Rusya) yeni süreçte gerekçesiz kalmayacak mı? Birbirinden uzaklaşmayacak mı?

Rus idarecilerin ve akademisyenlerin büyük bir bölümü batıda bol alıcı bulan bu soruları ürkütücü görmüyor. Bunu da şu şekilde özetleyenler çoğunlukta;

"...Evet, ilişki ABD karşıtlığı temelinde başlamış ve böyle sürmüş olabilir. Ama zaman içinde bu ilişki çok boyutlu bir hal aldı. Hazar Denizi’ndeki uyuşmazlıktan, Suriye meselesine kadar birçok başlıkta sıcak tecrübeler yaşandı. Bu tecrübelerin tahkim ettiği blok öyle bir anlaşmayla yıkılmaz. Ayrıca anlaşma imzalanır imzalanmaz batıyla İran arasındaki ilişkilerin 15-20 dakika içinde düzelmesi mümkün değil. Bölgede faaliyet gösteren Rus firmaları için rekabet dolu bir dönem başlıyor, evet, fakat Rusya da zor günde gösterdiği dostluğun karşılığını İran'dan almaya devam ederken belli ayrıcalıkları ticari ilişkilerde kullanacak."  

Oysa uzun yıllar yaptırımlarla daralan İran pazarında neredeyse tek başına görünen Rusya'nın bu şansını iyi kullanamadığını söyleyenler çoğunlukta. Yine ülkenin muteber ekonomi gazetelerine göre yeni dönemde özellikle enerji alanında Rus firmalarının şansı çok düşük. Zira teknoloji bakımından batılı rakipleriyle yarışamayacak durumda olan Rus şirketleri mevcut kriz ortamından dolayı kendilerini ileri taşıyacak modernizasyon hamlelerini de orta vadede dahi gerçekleştiremeyecek gözüküyor.

Fakat tüm bu iç karartan ihtimallere rağmen hem Putin, hem de Dışişleri Bakanı Lavrov anlaşmayı büyük bir övgüyle karşıladı. Zaten tarafların anlaşma sürecinde Rusya'nın katkısını ABD Başkanı Obama bile sık sık zikrediyor. (aynı Obama kısa bir süre önce BM Genel Kurulu'nda Rusya'yı uluslararası tehdit listesinde ebola virüsüyle birlikte sunmuştu) Rus diplomatlar anlaşmanın neden iyi olduğunu açıklarken üç etkenin altını çiziyor:

a- Bölgeye askeri müdahale ihtimali ortadan kalktı. Bu felaket olacaktı.

b- Anlaşma olmayıp da köprüler atılırsa dev bir silahlanma yarışı bölgeyi saracaktı. Suudi Arabistan da nükleer silaha sahip olmak için harekete geçecekti. Körfezdeki bütün ülkeler bu rüzgarla birlikte ağır şekilde silahlanacaktı. Bu önlendi.

c- Küresel füze güvenlik sistemi için İran'ın nükleer faaliyetleri gerekçe gösteriliyordu. Oysa bu anlaşmayla mesele değişti. İran artık denetime açık, elindeki zenginleştirilmiş uranyumu da veriyor. O halde bu küresel füze sitemini bir daha oturup konuşalım. Komuta merkezi sadece ABD’de olmasın. Yeni bir silahlanma yarışına yol açmayacak formülü birlikte bulalım.

Anlaşmayla doğan iyimser hava bile Rusya'nın anlaşmaya bakışını gerçekçi kılabilecek güçte değil. Şöyle ki:

a- Bölgeye derken? İran'a müdahale belki olmayacak ama şu an Suriye’den Irak ve Yemen'e kadar bölge zaten ağır müdahale altında. Bu müdahalenin daha da büyümesi; yakın zamanda sona ermesinden daha güçlü bir ihtimal.

b- Buna rağmen sarmayacağı ne malum? İsrail zaten anlaşmaya baştan karşıydı. İsrail başbakanı Netanyahu anlaşmanın İran'ı en geç 15 yıl içinde nükleer silaha kavuşturacağını ifade etti, bugünü birlik ve beraberlik zamanı olarak ilan etti. Suudi Arabistan hakeza; bu anlaşma bölgeyi daha tehlikeli hale getirir dediler; Obama Suudi Arabistan Kralı Selman Bin Abdulaziz El Suud'u arayarak "Merak etmeyin, biz ortaklarımızı yalnız bırakmayız" havasında bir konuşmayla tepkiyi kontrol altına almaya çalıştı. Katar ve Kuveyt anlaşmayı olumlu karşıladı. Fakat Irak ve Suriye’de durum karışık; hem de çok. Suriye’de Şam Yönetimi’ne destek veren İran Esad’ı sevindirdi. Fakat muhalifler için aynı durum söz konusu değil. Anlaşmayla hareket imkanı genişleyen Tahran yönetimi hem bölgeye silah sevkiyatında hem uluslararası diplomaside Esad’ı kuvvetlendirebilir. Irak yönetimi, tam kadro; anlaşmadan duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Fakat ülke içi dinamikler resmi yetkililerin izdüşümü sonucundan daha farklı bir resmi yansıtıyor.

c- Olacak iş mi? Zaten Ruslar bu şıkkı dile getirirken söz konusu imkansızlığı çok iyi biliyor. Fakat "küresel güvenlik sistemi size karşı" diyemeyen ABD’nin bu "riyakar" tutumunu deşifre etmek istiyorlar. Bu güvenlik sistemi ABD ile Rusya arasındaki ilişkiler son yılların en iyi seviyesindeyken bile (Medvedev ve Obama'nın köşe hamburgercide ketçap alışverişinde bulunduğu zamanlar) tartışma konusu edilmedi. Washington en başından beri kumandanın kendisinde ve müttefiklerinde olacağını ilan etti. Hepsi bir kenara: evet İran belki tehdit olmaktan çıktı ama bu zaman zarfında yeni tehdit olarak beliren Rusya oldu? Ulusal güvenlik danışmanından, genelkurmay başkanına kadar birçok ABD’li yetkili Rusya "öncelik sahibi tehdittir" anlayışında. Seçimlere hazırlanan başkan adayları daha fazla oyu Rusya karşıtlığıyla alacağını düşünüyor. Hal böyleyken küresel füze sistemine Rusya nasıl dahil edilir. Batılı liderler "çılgın" olarak gördükleri Putin’in eline bu sistemin kumandasını verir mi? Bu da çok mümkün gözükmüyor.

Anlaşma öncesi ve görüşmeler sırasında Rusya büyük katkılar sağladı. Ama asıl işi bundan sonra başlayacak gibi gözüküyor. Zira anlaşma çerçevesinde İran'ın elindeki (o meşhur) zenginleştirilmiş uranyumu elindeki doğal uranyumla değiştirecek devlet Rusya. Yine anlaşıldığı üzere gerçekleştirilecek denetimlerde Rusya büyük bir rol oynuyor. Aslında İran'ın da bazı "zor şartları" kabulünde Kremlin’e duyulan güven etkili oldu. Bir yandan bu çetin dönemi batıyla yaşadığı uyuşmazlıkla eşzamanlı sonuca götürmeye çabalayacak. Hem de İran'la ilişkilerinin bu yeni süreçte sıradanlaşmaması için farklı hamleler yapacak.

Güncelleme Tarihi: 14 Ağustos 2015, 20:04
banner53
YORUM EKLE

banner39