Rusya'dan ASEAN açılımı

Rusya’nın ASEAN’la bu denli yakın olabileceğine şaşırılabilir. Bu girişim, Aözellikle Kırım’ın ilhakının ardından ABD ve AB’nin Rusya’ya yaptırımları karşısında alternatif arayışları arasında ASEAN’ın bir yerinin olduğu şeklinde yorumlamak gerekir

Rusya'dan ASEAN açılımı

Cihan Kurtaran | Kuala Lumpur

Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ASEAN devlet ve hükümet başkanlarını 19-20 Mayıs günlerinde Karadeniz sahilindeki Soçi şehrinde ağırladı. Bu toplantı, Rusya ile ASEAN arasında diyalog partnerliği ilişkisinin 20. yılına denk gelmesiyle de dikkat çekiyor. Toplantı sonrasındaki Soçi Bildirgesi’yle iki taraf arasındaki diyalog partnerliğinden stratejik partnerliğe doğru bir yönelimin olduğu görülüyor.

ASEAN açısından bu toplantının önemi, Birliğin sınırları dışında katıldığı ikinci toplantı olma özelliği taşıması. Rusya-ASEAN ilişkileri Soğuk Savaş’ın bitmesiyle 1991 yılında başladı. O yıl, Kuala Lumpur’daki Bakanlar düzeyindeki toplantıya davet edilen Rusya, 1996 yılında Cakarta’da yapılan 29. ASEAN Bakanlar toplantısında ‘Diyalog Partneri’ olarak ilişkileri geliştirdi. Bundan sonra çeşitli anlaşmalarla, özellikle ekonomi işbirlikleri şeklinde gelişme gösteren ilişkilere paralel olarak Rusya 2009’dan itibaren ASEAN’da daimi temsilci sıfatıyla yer almaya başladı. Bununla birlikte, Rusya’nın henüz ‘stratejik partnerlik’ düzeyinde ilişkisi bulunmuyor.

İlk etapta bakıldığında Rusya’nın ASEAN’la bu denli yakın olabileceğine şaşırılabilir. Rusya’nın bu girişimini, ABD’ye karşı bir hamle olarak değerlendirilebileceği gibi, özellikle Kırım’ın ilhakının ardından ABD ve AB’nin Rusya’ya yaptırımları karşısında Putin yönetiminin alternatif arayışları arasında ASEAN’ın bir yerinin olduğu şeklinde yorumlamak gerekir. Hatırlanacağı üzere geçen yıl Kasım ayında ABD Başkanı Barack Obama, ASEAN liderleriyle Los Angeles’ta bir araya gelerek birlik tarihinde bir ilke imza atmıştı. Ayrıca ABD’nin Asya-Pasifik bölgesinde coğrafi, ekonomi, insan kaynakları, şehirleşme, orta sınıflaşma eğilimleri gibi modernleşme süreçlerinin başat unsurlarının öne çıktığı ASEAN’la ilişkilerini istikrarlı bir şekilde geliştirdiği görülüyor. Bu noktada ABD Başkanı Barack Obama’nın ASEAN liderleriyle yedi kez bir araya gelmesi ülkelerarası ilişkilerde bireysel temasların ne denli olduğunu ortaya koyuyor.

Oysa Putin, bugüne kadar ASEAN’dan gelen davetlere kendisi gitmek yerine başka temsilcilerini göndermeyi yeğlemesi ve sadece bir kez, o da Soçi Zirvesi vesilesiyle ASEAN liderleriyle bir araya gelmiş olması Rusya’nın bölgeyle temasındaki zafiyeti ortaya koyuyor. Putin yönetimi ilişkilerinde, ASEAN bölgede komünizmle yönetilmiş veya halen yönetilmekte olan Laos, Vietnam, Kamboçya gibi ülkeleri önceliyor. Ayrıca, çeşitli nedenlerle ABD ile ilişkileri görece zayıflayan örneğin Tayland gibi ülkelerle yeniden masaya oturmaya çalışıyor. Ancak ABD’nin en son Obama’nın silah ambargosunun da kaldırıldığını açıkladığı Vietnam ziyareti ile ortaya koyduğu bir gerçek var ki, o da artık ABD yönetimlerin hangi rejimle yönetildiklerinden ziyade, hangi alanlarda işbirliğine kapı aralayabilirim yaklaşımıyla bölgede aktif bir politika izliyor.

ASEAN’a üye ülkelerin her biri için Rusya’nın ne anlam ifade ettiğiyse farklı değerlendirilmeyi hak ediyor. Soçi’deki toplantı, ASEAN liderlerinden bazılarının ilk defa Rusya’yı ziyaretleri anlamı taşıyordu. Temelde bu her iki ‘davete’ bakıldığında, ABD’nin ‘Pasifik Yüzyılı’ projesinde önemli bir yeri olan ASEAN’ın, Rusya tarafından da daveti ASEAN’ı giderek bölgesel bir yapılanmanın ötesinde, küresel siyasette kayda değer bir yer aldığı yönünde bir intibaa yol açabilir. Ancak, ASEAN’ın kuruluş ilkelerinde ekonomik işbirliği temelli bir organizasyon olduğu hatırlandığında, ABD ve Rusya’nın ASEAN üzerinden hem Pasifik hem de küresel siyaset ilişkisinde başat rol oynamaya çalışmaları bir tür ikilemi de beraberinde getiriyor.

ASEAN ülkelerinin kendi aralarında ve bölgesel sorunlara yaklaşım noktasında ‘ortak bir siyaset’ üretemediklerine zaman zaman değiniyoruz. Bu bağlamda, en çarpıcı durum ise, Güney Çin Denizi konusunda Çin’le nasıl bir ilişki kurulacağının dahi belirlenememiş olmasıdır. Güney Çin Denizi sorununda ASEAN, sadece Çin’le karşı karşıya gelmiyor. Aksine egemenlik konusunda -şu ana kadar pek gündeme getirilmemiş olsa da- üye ülkeler aralarında da anlaşmazlık söz konusu. ASEAN’ın kendi coğrafyasında öne çıkan sorunlar karşısında ortak bir siyaset geliştirememiş olması, Rusya ve ABD ilişkisinde nasıl bir siyaset izleyeceği sorusunu akla getiriyor. Bu noktada, iki küresel güç karşısında ASEAN’da lider konumunda olan ve tüm üye ülkelerle yapıcı ve sürdürülebilir ilişki yürütebilecek bir ülkenin varlığı henüz ortada gözükmüyor.

Soçi Zirvesi çerçevesinde, ASEAN liderlerinin Rusya devlet başkanıyla görüşmelerinin yanı sıra, ikili ilişkiler de yapıldı. Bu anlamda, Singapur, Malezya, Tayland Başbakanları ile Endonezya devlet başkanının Vladimir Putin’le ikili görüşmelerinde ticaret, yatırım ve silah satışı gibi konular gündeme geldi. Bu görüşmelerin belki de en dikkat çekeni Putin-Jokowi buluşmaydı. Görüşmede iki ülke işbirliği noktasında neredeyse değinilmeyen alan kalmadı dense yeridir. Öne çıkan alanlar ise enerji ve petrol, alt yapı yatırımlarıydı. Bu bağlamda, uzun bir aradan sonra Endonezya’da petrol rafineri tesisinin kurulması kararıydı. Görüşmeden sonra yapılan açıklamada, bu yatırımın başkent Cakarta’nın 120 km doğusunda inşa edilmesi plânlanan rafinerinin 13 milyar dolarlık yatırım beledi olduğu belirtildi. Bir diğer dikkat çeken yatırım ise, zengin doğal kaynaklara sahip Kalimantan Adası’nda demiryolu inşaatı.

Putin-Prayut görüşmesinde ise, 2014 Mayıs’ında dönemin başbakanı Yingluck Shinawatra hükümetine yönelik askeri darbenin ardından ABD’nin Tayland cunta rejimiyle ilişkilerinde bir tür gerginlik yaşanıyor. Bu süreçte, ABD demokratik seçimlerin en kısa sürede yapılması konusundaki baskılarına rağmen, rejimin bu konuda elini ağırdan alması üzerine bir tür silah ambargosu gündeme geldi. Bu noktada, Tayland, ABD-Rusya arasındaki çekişmeden de istifade ederek, silah alımlarını aralarında Rusya’nın da olduğu diğer ülkelerle gerçekleştirmeye kararı aldı. Putin-Prayut görüşmesinin zeminini hazırlayan ise, Başbakan yardımcısı ve Savunma Bakanı Prawit Wongsuwon’nun Rusya’ya daha önce yaptığı iki ziyaretti.

Zirve sonrasında yayınlanan bildiri, 2016-2010 yılları arasında iki taraf arasında Kapsamlı Eylem Planı ve İşbirliğinin Geliştirilmesi anlaşması adıyla da anılıyor. Bu bildirideki bazı hususlara dikkat çekmekte fayda var. Rusya ve ASEAN ilişkileri son dönemde gelişmekte olan ‘çok kutupluluk’ çerçevesinde değerlendiriliyor. Bölge ülkelerinde bazı siyasetçiler ve akademisyenlerin ABD hegemonyasında bir küresel siyaset istemedikleri biliniyor. Bu çerçevede, ABD ile ilişkileri ‘tekel’ gibi görmek yerine, diğer ülkelerle de ilişkilerin geliştirilmesinden yana bir söyleme sahipler.

Ancak örneğin Rusya ve Çin gibi ‘çok kutupluluk’ta yer alabilecek ülkelerin ASEAN ile ilişkilerinde sadece ekonomi, ticaret, askeri bağlamla yetinmeleri ve ‘değerler’ düzeyinde hareket kabiliyetlerinin sınırlı olması da dikkat çeken bir diğer husus. Halklar nezdinde konuya bakıldığında da ABD’nin şu veya bu şekilde bir cazibe merkezi olduğu ve sosyo-ekonomik ve kültürel dinamikleriyle bölgede var olduğuna tanık olunuyor. Bu noktada Rusya ve Çin’in daha alması gereken epeyce yol bulunuyor. Deklarasyonda ‘insan haklarına’ yapılan vurgu -ki burada somut adımlar vasıtasıyla denilerek dikkat çekiliyor- önemli olmakla birlikte, bunun pratikte nasıl bir karşılığı olduğu ve olması için hangi mekanizmaların harekete geçirilebileceği konusu netlik kazanmış değil.

Bir başka madde ise, küresel sorun haline gelmiş olan Güney Çin Denizi’ne dolaylı bir atıfla deniz güvenliği meselesinde sorunların BM tarafından 1982 yılında kabul edilen Deniz Yasası Sözleşmesi’ne bağlılığa yapılan vurgu. Bununla ilgili belki de doğrudan bir diğer vurgu ise teritoryal hak iddialarında ‘Tarafların Yaklaşım Kodları’ şeklinde çevrilebilecek olan daha önceki bir anlaşmaya atıftır. Şayet Rusya bu maddeler özelinde attığı imza, Çin’e karşı ASEAN ve ABD’nin yanında mı yer aldığı sorusunu da beraberinde getiriyor. Çünkü Çin’in bölgedeki egemenlik iddialarına karşı yükseltilen öncelikli itiraz Çin’in uluslararası anlaşmaları tanımadığı yönünde. Rus tarafının önerdiği kapsamlı serbest ticaret önerisi ise, ASEAN liderlerince değerlendirileceği belirtiliyor. İşin akademik boyutunda ise, Moskova Üniversitesi’ne bağlı Uluslararası İlişkiler Enstitüsü’nde ASEAN Çalışmaları Merkezi’nin kurulması öne çıkıyor.

Soçi Zirvesi’nin ortaya koyduğu üzere ASEAN giderek küresel görünürlük kazanıyor. ABD’den sonra Rusya’nın davetine icabet eden ASEAN liderlerinin bir süre sonra yolunun Avrupa Birliği’ne düşeceğini tahmin etmek güç değil. Ancak bu gelişmelerde ASEAN ülkelerinin siyasi birlikten yoksun görünümü, kurulan ve kurulacak ilişkilerde nasıl bir yapılaşmanın ortaya konulduğunu sorununun daha konuşulacağını düşünebiliriz.

Güncelleme Tarihi: 02 Haziran 2016, 22:31
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35