banner39

Sam amca 1 cente muhtaç!

2001 ikiz kuleler hadisesinden bu yana terörle mücadele adına yaklaşık 1 trilyon dolar harcayan ABD bugünlerde “ek harcama” yapabilmek için 1 cente muhtaç durumda!

Analiz 19.05.2011, 23:59 19.05.2011, 23:59
Sam amca 1 cente muhtaç!

Fevzi Öztürk

ABD’nin kendi belirlediği yasal borçlanma sınırı olan 14,2 trilyon dolara ulaşıldı. Bu rakam aynı zamanda ABD ekonomisinin gayri safi yurtiçi hâsılasının yüzde yüzüne denk geliyor. 16 Mayıs tarihi itibariyle ABD hazine bakanlığı yetkileri (beklenildiği üzere) borçlanmada yasal tavana resmi olarak ulaştıklarını açıkladılar. Bundan sonra ABD’nin 1 cent bile borçlanması kendi yaptığı kanunlara aykırı bir durum…

Amerikan maliye bakanlığı bu durumu aşmak için devlet memurlarının emekli maaşlarına göz dikti. Acil tedbirler kapsamında devlet memurlarının emekli sandığına yapılan yatırımların durdurulması ile devlet kasasına “palyatif bir tedbirle” 12 milyar dolarlık bir fon sağlanması amaçlanmakta. ABD maliyesi yasal borçlanma sınırını geçici tedbirlerle delmeye çalışadursun, maliye bakanı Geither, bu geçici muhasebe manevralarıyla ancak 2 Ağustosa kadar mevcut faturaları ödeyebileceklerini açıkladı.

Görüş ayrılıkları süreci zora sokuyor
Aslında, ABD açısından yasal borçlanma tavanını artırmak çok kolay. Demokratların ve Cumhuriyetçilerin “rutin bir şekilde” oylayıp, kongrede yasal borçlanma tavanını artırma süreci oldukça basit. Ancak Demokrat Obama yönetimi ile Cumhuriyetçiler arasında bir süredir devam eden görüş ayrılıkları bu süreci zora sokuyor.

Cumhuriyetçiler, vergi artışı olmaksızın bütçenin denetim altına alınmasını ve “harcamaların kısılmasını”  şart koşarak yasal borçlanma tavanının artırılması yönünde görüş bildiriyorlar. İktidardaki Demokratlar ise harcamaların kısılmasının bir intihar olacağını ve bu intiharın sonuçlarından da Cumhuriyetçilerin sorumlu olacağını her fırsatta dile getiriyorlar.

Bu tartışmaların arka planında ise, ABD’nin 2008 yılında yakalandığı ekonomik krizden Demokrat Obama yönetiminin oldukça yüksek miktarda harcama ve bol para yöntemiyle çıkması yatmakta. Ancak ABD hazinesini zora sokan ise, Demokratların yaptıkları bu harcamaların, sade vergi mükellefi ABD vatandaşlarından ziyade kapitalist sistemin “şişman kedilerine” gitmesi. İşte tartışmaların siyasal düzlemdeki ana sebebi bu…

Bu uygulama nedeniyle Obama yönetiminin yakın zamana kadar (Ladin operasyonuna kadar) arkasına aldığı halk desteği zayıflamıştı. Seçim kampanyası sırasında rakibi Cumhuriyetçileri orta direkten alıp milyonerlere dağıtmakla suçlayan Obama, söylemlerinin tam tersi yönde hareket ettiği için desteğini kaybetti. Beyaz Saray’ın ekonomik kriz nedeniyle aldığı canlandırma tedbirlerinin seçmen tarafından hissedilememesi sonrasında, Temsilciler Meclisi'nin tamamı ile Senato'nun üçte birinin yenilendiği 2 Kasım 2010’da yapılan ara seçimlerde Obama büyük yenilgi almıştı. (Bakınız: “Krizin fendi, Obama’yı yendi!” başlıklı haber analiz yazımız)

Borç tavanı artırılmazsa
En başta belirtelim; ABD’nin yasal borçlanma sınırı Demokratlar ve Cumhuriyetçilerin “bir şekilde” anlaşmasıyla artırılacaktır. Şu an için pek mümkün olmamakla birlikte bir artırım olmazsa ne olurun cevabına gelince: ABD ilk kez borcunu ödeyememe riskiyle karşı karşıya kalacak. Bu durumda ABD ekonomisinin ve dünyanın 2008 yılında girmiş olduğu krizden daha büyük bir krize girmesine neden olacak. Uluslararası yatırımcıların ABD’nin kredibilitesinden şüphe duyması küresel büyük bir krizin patlamasına neden olabilecek. Ve tüm finansal sistem çözülecek…

Zaten bizim yukarıda çizdiğimiz senaryoyu gerek Beyaz Saray yetkilileri, gerekse Obama sık sık dile getirmekte.

Obama, ABD’nin borçlarını zamanında ödeyememesi halinde; “küresel bir krizin patlayacağını, ABD’nin derin bir durgunluğa gireceğini, ABD’ye güvenin zayıflaması ile küresel kapitalizmin çıkmaza sürükleneceğini” belirterek borç tavanı artırımı konusunda hem Cumhuriyetçilere hem de Demokratlara tehditkâr mesajlar veriyor.

Meselenin özü
Yukarıda değinmeye çalıştığımız gibi, ABD ekonomisi bir şekilde yasal borçlanma tavanını artırarak bu süreci atlatacaktır.

ABD açısından sıkıntılı olan ise; yapısal hegemonik durumunun, “yapısal bozuklukların” etkisiyle net bir şekilde sona yaklaştığının ortaya çıkmasıdır.

Kredi derecelendirme kurumları ABD’nin borç sorunsalıyla ve bütçe dengesiyle ilgili peş peşe olumsuz açıklamalar yapıyorlar. Aynı kurumların diğer ülke ekonomileri hakkında yaptıkları açıklamalar doğru kabul edilirken, şimdilik ABD hakkında yapılan olumsuz açıklamalar finansal sistemin devamı adına hasıraltı ediliyor…

Son on yılda dünya ekonomisindeki etkinliği azalış eğiliminde olan ABD hakkında, önce IMF’nin, daha sonrada Dünya Bankası’nın açıkladığı öngörüler ABD açısından hiçte iç açıcı değil.

Geçtiğimiz haftalarda dünya tarihinde “ilk kez” uluslararası bir kurum (IMF) ABD çağının beklenenden de önce (2016) sona ereceğini açıkladı.

Bu hafta ise Dünya Bankası ABD parası doların hegemonyasının 2025’te sona ereceğini “resmen” açıkladı. Zaten mevcut durumda da dolar yerine kendi para birimleri ile ticaret yapan ülkelerin sayısında her geçen gün artış görülüyor. Çin, Hindistan, Brezilya, İran, Rusya, Güney Afrika, Kazakistan ve Türkiye uluslararası ticarette dolar yerine kendi yerel para birimlerini kullanan ülkeler arasında.

Meselenin özü; ABD açısından sorun yasal borçlanma tavanının artırılması olmayıp; alarm veren, sürdürülemez, yapısal, ekonomik ve sosyal bozukluğun her geçen gün artmasıdır…


Konuyla ilgili diğer haber analiz yazıları
Krizin fendi, Obama'yı yendi!
Goodbye Sam Amca!
Bir tezin ve bir hegemonyanın çöküşü

 

 

banner53
Yorumlar (1)
muhabbet kara 10 yıl önce
allahın azabı şeytanların ve şeytan taraflarının üzerine daim ve kadim olsun her iki dünyada
20
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?