banner15

Sınır ve ötesi

AB, göç, sınır ve terör meselelerinde ciddi bir uyumuszluk içinde. Dayanışma ve işbirliği son aylarda sıklıkla tekrar edilse de mülteciler ve sınır güvenliği (dış) konularında aranan cevapların bulunamaması fay hattını derinleştiriyor

Sınır ve ötesi

Sinan Özdemir | Brüksel

"Sınır ve terör" sözcüklerinin bir arada anılması düne kadar Avrupa Birliği'nde Hristiyanların şampiyonluğuna oynayan Macaristan Başbakanı Victor Orban'ın ve aşırı sağın tekelindeydi. Orban göçmenlerin veya mültecilerin teröre taşeronluk yaptığına ve durdurulamadıkları takdirde bütün Avrupa'yı kana bulayacaklarını savunuyor. Paris saldırıları sonrasında yaptığı açıklamada Eylül ayında kabul edilen kotaların, iç ve dış sınır güvenliği meselesinin tekrar ele alınması çağrısında bulunuyor. Fransa ve Belçika'nın saldırılar sonrasında aldıkları yeni güvenlik önlemleri tehdidin artık Avrupa Birliği'nin  yalnızca dış sınırlarından değil içinden gelebileceğine olan inancı kuvvetlendirdi. Alman basınının  daha bir ay önce göçmen ve mültecilere  yönelik sosyal medyada yer alan asparagas haberleri deşifre ederek yenmeye çalıştığı şiddet söylemi son hadiselerden sonra  uzun zamandır yürütülen "sınır ve terör" propagandasının başaramadığı şüphenin duyulmasına imkan sağladı. Terör eylemleri sonrasında,  göç hareketlilikleriyle korunamayan dış sınırlar gibi,  iç sınırların nasıl korunacağı sorusunu gündeme getirdi.

Avrupa Birliği  avro krizinde olduğu gibi göç, sınır ve terör meselelerinde ciddi bir uyumuszluk içinde olduğunu gösterdi. Dayanışma ve işbirliği son aylarda sıklıkla tekrar edilse de mülteciler ve sınır güvenliği (dış) konularında aranan cevapların bulunamaması fay hattını derinleştiriyor. Ekonomi sahasında bütün ağırlığıyla kendini dinletmeyi başaran Almanya  iç bölünmüşlüğüyle baş edemiyor. İktidar partisi içinde yükselen itirazlar ve yaşanan bölünme  avro meselesinde  olduğu gibi krizi tek başına yönetme şansı vermiyor. Bu durum hiç kuşkusuz karşıt seslerin daha gür çıkmasına ve avro'dan sonra Avrupalıların zihninde  ikinci önemli sembol olan Schengen'e dokunabilmelerini sağlıyor. Birlik karşıtları için bulunmaz bir fırsat sunuyor. Avro krizinde, karşı çıkanların izole edilmeleri çok daha kolay idi.  Ancak  şimdi, fikrî anarşi günlerinde, göçü ve serbest dolaşımı savunanların izole edildikleri bir gerçek.

Avrupa Birliği, Paris saldırıları sonrasında, Dış Politika Temsilcisi Federica Mogherini'nin ağzından işbirliğine hazır olduğunu duyursa  da sınır ve güvenlik konularında hangi  ortak  paydada buluşacakları belirsizliğini koruyor. Schengen'in yeni şartlara uyumlu hale getirilmesi  pazarlığa olanak sağlıyor. Geçici derogasyonları veya oluşan fiili durumu kalıcı hale getirmek isteyen devletler yok değil. Devletler Schengen'le  otuz yıl önce  insanların serbest dolaşımı kadar malların dolaşımıyla sınır güvenliğinin bütçeye olan yükünü azaltmayı hedefliyorlardı. Bugün Birlik üyelerinin  Avro krizi sonrasında savunma bütçelerinde yaptıkları kesintilerden  vazgeçmeleri gibi daha fazla güvenlik gerekçesiyle Schengen'in "ekonomik avantajlarından"  vazgeçebilecekleri anlaşılıyor.

Birlik üyelerinin  teröre kaşı takındıkları tavır sınır ve göç konularında takındıkları tavırdan çok farklı değil. Ortak istihbartın olmaması  konunun egemenliğin parçası olarak değerlendirilmesinden kaynaklanıyor. Sorunlu hukukî alt yapısı  sebebiyle Europol bile  rolünü oynamakta zorlanıyor.  Avrupa'da  insan kaçakçılığı ve siber şiddete karşı oynadığı rol göz önünde bulundurulduğunda teröre karşı  ortak mücadelede yeterli derecede faydanılmadığını söylemek  mümkün. Düne kadar Birlik üyeleri  havalimanlarından giriş-çıkış yapanların bilgilerini (Passenger Name Record / PNR), özel yaşamı ilgilendirdiği gerekçesiyle,  paylaşmaya yanaşmıyorlardı. Lâkin,  Komisyon olumlu yönde  bir iradenin belirdiğini söylüyor. Gerçekleşmesi durumunda Avrupa Birliği-Amerika Birleşik Devletleri vatandaşlarının giriş-çıkışları kadar varacakları noktalarda otel ve araba rezervasyonları gibi uçakta talep ettikleri yemeğe kadar bir dizi bilgiye ulaşılacak. Bu aynı zamanda Avrupalıların daha fazla kontrol edilecekleri anlamına geliyor.

Kabul edilmesi durumunda  Amerika Birleşik Devletleri, Kanada, Büyük Britanya ve Avustralya arasında uygulanan e-borders programının bir benzeri olacak. Düne kadar  Avrupa Birliği'nin Amerika ile bilgi paylaşımına yanaşmaması hukukî alt yapı eksikliğinden kaynaklanıyordu. Oluşturulacak yeni bilgi  bankasında yolcuların sabıka durumlarının yer alıp almayacağı  tartışma konusu. 11 Eylül saldırıları sonrasında Amerika'nın hukuk dışı uygulamaları hatırlandığında, hukukî alt yapısı sağlansa da, Birlik dışındaki devletlerde sağlanmaması başka ajansların çok özel bilgilere  ulaşmasını engelleyemecektir. Avrupa Parlamentosu İçişleri Komisyonu'nda 15 Temmuz 2015 tarihinde   gerçekleşen oylamada, salt çoğunlukla (32 kabul - 26 red), prensipte uzlaşılması,  insan haklarının korunamayacağı (ihlal edileceği)  hususunda endişelerin sürdüğünü gösteriyor.

Europol gibi dış sınırıların günvenliğinden sorumlu Frontex'in alt yapı sorunlarının giderilmesi  gündemde. Frontex'in mülteci meselesinin dışında sınırlarda daha aktif görev alaması isteniyor.  Şu an Balkanlar'da bekleyen binlerce mülteciden yalnızca Suriye, Irak ve Afganistan'dan gelenlerin işlemleri yapılırken İtalya ve Yunanistan'da  kayıt altına alma işlemleri sürüyor. Örneğin Bengladeş veya İran'dan gelenler  ekonomik göçmen olarak değerlendiriliyor ve giriş yaptıkları kapıya geri gönderiliyorlar. Paris saldırıları mülteci krizini gündemin ikinci sırasına atsa da  Avrupa Birliği'ni hem yakın çevresiyle hem Suriye'ye komşu olan devlelerle bir uzlaşmaya  varmasını gerektiriyor. Mülteci meslesinde bütün yolların Berlin'e çıkmadığı bir gerçek. Bu çerçevede kabul edilebilir güzergahların oluşturulması kontrolü kolaylaştıracaktır. Bunun için hukukî, insanî ve maddî imkanların sağlanması gerekecek.

Otuz yıl önce kabul edilen sözleşmelerin tekrar tartışmaya açılması hiç kulkusuz  Pandora'nın kutusunu açacaktır. Sınırsız bir dünya özleminden sınırların dönüşüne, eski Amerika Birleşik Devletleri Başkanı G.W. Bush'un 11Eylül saldırılarından sonra ortaya attığı,  akıllı sınır (smart border, sınır güvenliğinin sağlanmasında  yüksek teknolojilerin kullanılmasını öngörüyor) uygulamasına geçileceğini düşündürüyor. Son bir haftada, Fransa ve Belçika'da kabul edilen 'Patriot Act'lar gibi akıllı sınırı ve ortak istihabarat paylaşımı da yeni Avrupa'nın güvenlik politikalarında  Amerika Birleşik Devletleri'ni taklide zorlandığını gösteriyor. Schengen'in sınırları ortadan kaldırdığı iddia edilse de son kertede  zihni sınırları ortadan kaldıramadığı anlaşılıyor.

 

Güncelleme Tarihi: 27 Kasım 2015, 10:04
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35