Siyonist işgalin yoğurduğu acı: Nekbe

Nekbe, İsrail devletinin 1948’de kurulmasıyla Filistin’de vuku bulan etnik temizliğe atıf yapan bir gün. İsrail’in kurulduğu toprakların sahibi Filistinlilerin yüzde 85’inden fazlası köylerinden ve kasabalarından ayrılmaya zorlandı

Siyonist işgalin yoğurduğu acı: Nekbe

Levent Baştürk

Filistinliler ve Filistin Davası için dayanışma içinde olan insanlar bir Nekbe Günü’nde daha meydanlarda toplandı ve yürüyüşler düzenledi. Her 15 Mayıs Filistinliler için bir anma ve yas günü.

14 Mayıs ise İsrail’in bağımsızlığını ilan ettiği gün. İsrail’deki Bağımsızlık Günü kutlamalarının günü Yahudi takvimine göre her yıl değişebiliyor. Lakin 14 Mayıs’ın İsrail ve dünya Yahudilerinin çok büyük bir kesimi için “Dönüş”ün tescillendiği gün olduğunu belirtmek gerekiyor. Bir sevinç ve mutluluk günü onlar için.

Birinin neşe, sevinç ve mutluluğu diğerinin acısı, kederi ve yası üzerine inşa edilmiş. Nekbe Günü, acıları ve kederleri paylaşma günü. Bir topluluğun bağımsızlığının bir diğeri için doğurduğu felaketi unutmama günü. Türkçe ifade edecek olursak, Felaket Günü.

Bitirmek üzere olduğumuz hafta içinde İsrail Yahudileri, ülkenin kuruluşunun 68. Yıldönümü’nü coşku içinde kutladılar. İsrail, Batı Şeria, Gazze ve dünyanın dört bir yanına dağılmış yurtsuz bırakılmış Filistinliler ise Nekbe veya Felaket Günü’nde hem 68 yıl önce vuku bulan yurtsuzlaştırılmayı andılar hem de “süregiden Nekbe”yi protesto ettiler.

Nekbe Günü, İsrail devletinin 1948’de kurulmasına binaen Filistin’de vuku bulan etnik temizliğe atıf yapan bir gün. İsrail’in kuruluşunun ilan edildiği toprakların yerlisi olan Filistinlilerin yüzde 85’inden fazlası köylerinden ve kasabalarından ayrılmaya zorlandı etnokratik Siyonist entitenin devletleşmesi için. Boşaltılan yerleşim birimleri yerle bir edildi. Ayrılanların yerine başka ülkelerden gelen Yahudiler yerleştirildiler. Akre ve Hayfa gibi geçmişin köklü Filistin şehirleri boşaltıldı ve geçmişin izlerinden geriye pek bir şey bırakılmadı. Yaklaşık 700 binden fazla insan evlerinden, köylerinden ve kasabalarından şiddet tehditi ve kullanılması sonucunda kovuldular.

İsrail devleti olarak resmiyet kazanan Siyonist entitenin bekası uğruna bölgenin Filistinlilerden arındırılması hadisesi bağımsız ilanından önce başlamıştı. 30 Mart ve 30 Mayıs günleri arasında 200 civarinda Filistinli köyü işgal edilmiş ve meskunları güç kullanılarak kovulmuştu. Daha İsrail’in bağımsızlığı ilan edilmeden önce, Siyonistlerin yerleştikleri topraklardaki yerli nüfusun yarısına yakını etnik temizliğe maruz kalmışlardı. 1949 sınırlarını oluşturan topraklarda, savaştan önce 700 civarında Filistinli kasabası varken, savaş bittiğinde bu rakam 170’e inmişti.

İsrail hakimiyeti altındaki toprakların Filistinlilerden arındırılması siyaseti bağımsızlığın ilanından sonra da devam etti. İsrail sınırları içinde kalan topraklardan Filistinlilerin uzaklaştırılması 1950 sonlarına kadar sürdü.

Ayrılanların geri dönmesine İsrail hiç bir şekilde izin vermedi. Dönüş hukuki açıdan imkansız hale getirildi. Her şeye ragmen dönmeye teşebbüs edenlere karşı Siyonist entite şiddet kullanmaktan çekinmedi. 1956’ya kadar, evine dönmek isteyen 5 bin Filistinli işgal güçleri tarafından katledildi. Çıkarılan yeni kanunlarla ayrılan Filistinliler’e vatandaşlık hakkı tanınmadı; mülk ve topraklarına da el konuldu.

Filistinliler her yıl hem İsrail’in resmi bağımsızlık gününde hem de 15 Mayıs’ta Nekbe Günü vesilesiyle bir araya geliyorlar. İsrail’deki gösterilere Yahudi insan hakları aktivistleri de destek veriyorlar.

Ancak “bölgedeki tek demokrasi” olarak anılan; ama gerçekte bir etnokrasi olan İsrail, Nekbe Günü’nü kanunsuz ilan eden bir yasayı 2012’de kabul etmiş durumda. Siyonist resmi söyleme göre, bu anma günü İsrail’in “Yahudi Devleti” olma durumunu inkar anlamına geliyor. Ayrıca aynı söylem neşe ve mutluluk günü olması gereken bir günün yas günü haline getirilmesini bir meydan okuma olarak değerdirmekte.

Açıkça düşünce özgürlüğünü ihlal eden bu yasaya karşı yapılan iptal başvurusu “tek demokrasi”nin Anayasa Mahkemesi tarafından reddedildi. Dolayısıyla İsrail hükümeti, bu gösterilerin yapılmasını engellemek için elinden geleni yapmakta her yıl. Engelleme nedeniyle her yıl çeşitli olayların vuku bulduğunu, tutuklamaların olduğunu ve hatta yaralanma ve ölüm vakalarına neden olunduğuna şahit oluyoruz.

Nekbe, belirttiğimiz gibi, süregiden bir durum. Çünkü mülteci durumuna düşen Filistinlilerin geri dönme talepleri bir insanlık hakkının sonucu. Bugün Birleşmiş Milletlere kayıtlı 5 milyonun üzerinde Filistinli mülteci var. 1948-1949 savaşının sonucunda topraklarından uzaklaştırılan Filistinlilerin yurtsuzluk halinin devam etmesi “süregiden Nekbe”nin sadece bir yönü.

1967 savaşının ardından da 300 bin üzerinde Filistinli topraklarından ayrılmaya zorlanmıştı. Ayrıca İsrail’in Batı Şeria ve Doğu Kudüs’te zorla topraklara el koyma ve ev yıkma politikaları devam ediyor. Filistinlilerden arındırılan topraklar üzerinde yeni yerleşim birimleri sürekli genişliyor. 1967’den bu zamana İsrail’in 1949 sınırlarının dışında inşa edilen yeni yerleşim birimlerinde yaşayan İsrail vatandaşı Yahudilerin nüfusu 600 bine ulaşmış durumda. Ve bu tamamen Filistinlilerin evlerine ve topraklarına el konulması sonucunda ortaya çıkan bir durum. Batı Şeria ve Gazze’deki Filistin toplumu hala kuşatma ve askeri yönetim altında yaşamaya devam ediyor. Eylül 2015’ten beri devam eden olaylarda 200’den fazla Filistinli hayatını kaybetmiş durumda.

Ortadoğu bölgesinin geneli gibi, Filistin acıya doydu. Filistin barış yüzü görmeden bölgenin barış yüzü görmesi zor görünüyor. Barış ise “süregiden Nekbe” ile temin edilecek bir durum değil. Nekbe’nin son bulması, sadece Filistinlilerin üzerine düşen bir sorumluluk değil. Bir apartheid rejimi olan Siyonist entiteye karşı, aynen bir zamanlar Güney Afrika beyaz azınlık rejimine karşı olduğu gibi uluslararası toplumun hem sivil toplum bazında hem de devletler düzeyinde ortak bir girişim içinde harekete geçmesi gerekiyor.

Güncelleme Tarihi: 15 Mayıs 2016, 11:14
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35