banner39

Taciz ve himaye arasında kadın

Taciz iddia ve şayialarının görünmez kıldığı sorunlardan biri ise, medyaya hakim “erkek dili”nin yükselme hırsı içindeki kimi kadınlar tarafından “aynen öyle” şeklindeki kalıplarla muhafazası...

Analiz 11.03.2011, 10:03 12.03.2011, 12:10
Taciz ve himaye arasında kadın

Cihan Aktaş-Dünya Bülteni

Terkiplerin, imgelerin, kavramların bazen son derece şekilci bir alımlanmayla yayılarak modalaştığı oluyor. Bir ara herkes durumunu veya uğraşını "keyifli" diye nitelemekten çok hoşlanıyordu. Kullanan hemen herkes, benzeri şekilde yansıtıyordu kelimeyle ilişkisini."Keyif, bütün o aptallığıyla ancak belli bir bilgisizlik, cehalet temelinde mümkündür," der ya Zizek. Bana  bu anlamda kullanılan "keyif", mümine yakıştırdığım "teyakkuz" haliyle zıtlaşıyorumuş gibi geliyor.

Konfor sürsün istiyoruz ya... Şimdilerde de "aynen öyle" zamanını adımlıyoruz; bu cümleyi de en çok medyaya çıkan kadınlar dile getiriyor. Niye ama, diye düşünmeye başladım, birkaç ilginç tanıklıktan sonra. Hangi sebeple arka arkaya "aynen öyle" diye söze başlar insan... 

Son Ergenekon dalgasında göz altına alınıp ardından serbest bırakılan kadın gazeteciyi dinliyor, izliyorum ekranda. Bir noktadan sonra program yöneticisinin sorularının neredeyse tamamına "aynen öyle" diyerek cevap vermeye başlıyor. Sanırsınız bir uzlaşma söz konusu soru soranla sorulan arasında. Konuşma merkezinden sapıyor, soru karşılıksız kalıyor, cevap dallanıp budaklanarak çıkmaz sokaklara itiliyor...

Konuşmak istemediği için mi sözün özünü karşı tarafa gönderiyor gazeteci bu terkiple, karşısındakini ikide birde onaylarken kendi müşkül durumunu rahatlatmaya mı çalışıyor, yoksa anlatacağı pek bir şey yok da durumdan vazife çıkarmaya mı bakıyor...

Medyada güçlü ve yerleşik erkek aktörlerin icazeti ve himayesi olmadan kadın gazetecilerin mesleklerinde o kadar da kolay ilerleyemeyeceğine ilişkin bir kanaat dillendirilir zaman zaman.  Kadın gazetecilerin bağımlı varoluşu bir erkeğin himayesinde zirvelere tırmanan kadın örneğinden, bir erkeğin taciziyle mesleğinde ilerleyemeyen kadın örneğine varıncaya kadar, birçok değişken örnek  sunuyor.  

Tacizin görünmez kıldığı sorunlardan biri ise, medyaya hakim "erkek dili"nin yükselme hırsı içindeki kimi kadınlar tarafından "aynen öyle" şeklindeki kalıplarla muhafazası... 

Başarıya emek verme yoluyla değil, sürecin gerektirdiği yorgunlukla da değil, güçlü aktörlerin himayesini kollayarak ya da  günün geçerli söylemsel kılıflarını kullanarak ulaşma yönteminde  “aynen öyle”  türünde terkipler, içine sayısız malzemeyi tıkıştırmanın mümkün olduğu geniş mi geniş bir çuval.

Aklıma, "Kadınların Yaratısı" (Women's Creation) isimli eserinde Elizabeth Fisher'in kullandığı çuval kuramı geliyor: Kültürün doğuşunu ve gelişimini parçalamaya, öldürmeye yarayan aletlerin kullanımından önce, toplayıcılığa, topraktan ve araziden derilip de çuvala atılan ürüne bağlamayı yeğler bu kuram. Özlü olarak anlatacak olursak, ne atarsan aşına o çıkar kaşığına, demek yeterli... 

Başarıya giden yolda aşın kaynayacağı kazana atılan sanki terkipi belirsiz  hazır çorba paketleridir günümüz medyasında. Modern başarı mitinin getirdiği, neye mal olursa olsun başarı kazanmaya, başarmak için her yolu mübah saymaya dönük hırsın öteki yüzünde kolay başarı taktikleri kol geziyor.  Ekranlarda ihtişamlı bir şekilde dolaşan söylemleri, terkipleri kap, taktikleri benimse ve aynı semada  yıldızlara özgü ışıltıyla görünmenin yollarına açıldığını farzet!

Farkında, içeride, faal ve dikkate değer olmanın uçan halısı, moda deyişler.  "Aynen öyle" diyerek karşınızdaki "önemli"  kişinin sözlerini onayladığınızda,  onun söz ve anlam dağarcığı vasıtasıyla güvenli bir yola mı açılırsınız hedefinize giden yolda... Ergenekon soruşturması kapsamında gözaltına alınıp serbest bırakılan Odatv muhabiri yaşadıklarını nihayet medyada çok yaygın olan cinsel taciz olaylarına bağlıyor. 

Pek netameli bir alan, taciz. Sınırları muğlak, üstelik ifşası da neredeyse koşullara bağlı. Ayrıca, Amerikalıların hep yakındığı bir dert bu, sınırları muğlak olduğu için kadın-erkek ilişkisinde bir bakışın dahi taciz olarak öne sürülmesi pekâlâ mümkün.

Tacizin, menfaat ilişkisi bağlamında bir silaha dönüşmesinin önü nasıl alınabilir...

İslami mahremiyet anlayışı kadın erkek ilişkilerinde kadın varlığını yok etme, kişiliğini bastırma, görünmez kılma amacıyla ortaya bir takım ölçüler koymuyor, kimi Müslümanlar da benzeri amaçlara inanıyor gibi hareket etseler de... Mahremiyetle ilgili ölçüler bir netameli, istismara açık alana güvenilirlik, kapalı alan görüşmelerine de şeffaflık kazandırmaya çalışıyor, her iki cinsin saygınlığının, emniyetinin korunulurluğu için de... 

Sahici bir emekle varoluşlar bir yana, kimi kadınlar yükselen kadın söylemlerinin, feminist sorgulamaların, sivil toplum örgütü faaliyetlerinin,  vicdanı körelmemiş kürsü sahiplerinin ezilen, mağdur edilen, emekleri sömürülen kadınlar için açılmasını sağladığı krediyi çala çırpa tüketmekte sınır tanımıyor. Oysa çuvalınıza ne attıysanız, yolun bir noktasında görünecek.  Kendine ait bir oda, bir titr, moda söylemlerin şemsiyesi, bunların yanında da hayat ufkunuzu kapatan  hırs, kendinize ait düşüncelere sahip değilseniz  ve işinizin çilesini çekmeye de niyetiniz yoksa,  nereye kadar taşıyabilir ki varlığınızı...

Yorumlar (0)
23
parçalı az bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?