Tunus'ta sil baştan?

Gençlerin sokaklara indiği bu günlerde Başbakan Essib'in Davos'ta temaslarda bulunması ve günler sonra Tunus'a dönmesi eleştirildi ancak Tunus hala beş yıl önce Davos'ta karar bağlanan 25 milyar dolarlık yardımın gelmesini bekliyor

Tunus'ta sil baştan?

Sinan Özdemir | Brüksel

Tunus "Yasemin Devrimi'nin" beşinci yılında yeni bir isyan dalgasına tanık oluyor. Ülke genelinde binlerce genç sokaklara inerek seslerini duyurmaya çalışıyor. Başbakan Habib Essid'in Davos'ta bulunduğu bir zamanda patlak veren hadiseler hükümetin ilk ciddi sınavı oldu. Sokağa çıkma yasağına rağmen halkın sokaklarda beklemesi, polisin yerine askerin sevk edilmesi, devlet ricalinin sorunun önüne geçememesi, kargaşayı fırsat bilenlerin vandalizme yeltenilmesi, basının ateşe körükle gitmesi, herhangi bir yapıcı muhalefetin olmaması... Buzdağının görünen kısmını oluşturuyor. Sokaklardan yükselen taleplere kulak verildiğinde sorunun ekonomik ve sosyal olduğu düşünülebilir. Ancak büyük fotoğrafa bakıldığında yaşananlar doğrudan devlet aygıtını ilgilendiren yapısal sorunların dışa vurumu olarakta okunabilir.

Hükümetin Kasserin'den gelen haberlere verdiğ tepkilere bakıldığında sınıfta kaldığı söylenebilir. Çelişkili açıklamaların, yalanlamaların ve düzeltmelerin haddi hesabı yok. Yaşanan bu iletişim krizi (veya kazalarının) hadiselerin ülke geneline yayılmasına sebep oldu. Özellikle gençlerin taleplerine hükümetin verdiği yanıt hala izaha muhtaç. İlk açıklama Hükümet Sözcüsü Halit Şevket'ten geldi. Yaptığı açıklamada olayların merkez üssü Kasserin'de bir yıl içinde sekiz bin iş alımının yapılacağını duyuruyordu. Bunun beş bini yeni, bin dört yüzü sözleşmelilerin kadrolu hale getirilmesiyle, geriye kalan iki bin altı yüzü de kalkınma fonu içinde yer alan 500 proje üzerinden sağlanacaktı.

Bu açıklamanın ardından diğer vilayetlerdeki gençler de aynı "pozitif ayrımcılıktan" faydalanabilmek için sokağa inince ilk gerilim hükümet içinde yaşandı. Tartışmanın ardından Hükümet Sözcüsü Şevket tekrar açıklama yaparak söz konusu beş bin kişinin sadece Kasserin'den değil zor durumda kabul edilen 14 vilayetin içinde belirleneceğini ifade etmesi bardağı taşıran damla oldu. Ardından Anayasal kurumlarla iletişimden sorumlu bakan açıklama yaparak söz konusu beş bin yeni alımın Kasserin için olduğu diğer vilayetlerin durumu bakanlar kurulunda görüşüldükten sorna karara bağlanacağını söylemesi gerilimi düşürmeye yetmedi. Sekiz yüz bin işsizin olduğu Tunus'ta hükümetin bir yıl içinde 70-80 bin yeni iş sağlaması mümkün mü? Kaldı ki parlamentoda onaylanan 2016 bütçesinde personel alımı 26 bin ile sınırlı tutuluyorken! Bu durum hükümeti diğer kalemlerde kesintiye gitmeye zorlayacaktır.

Sayıların dünyasından bakıldığında işsizliğe dair önce çıkan yüzde 15 rakamının dışında (bu sayı üniversite mezunları söz konusu olduğunda ikiye katlanıyor), beş yılın içinde alım gücü yüzde 40 oranında düştü, kara borsa yüzde 54 oranında arttı, GSMH'ın yüzde 2'si kadar yolsuzluk gerçekleşti (tahminen), dış borcu yüzde 53 oranında arttı. İş olanaklarının giderek azaldığı bir zamanda açlık sınırının altında yaşayanların oranı yüzde dokuzlarda seyrediyor. Bölgeler arası eşitsizliklerde dahil edildiğinde uçurum büyüyor.

Kasserin başta olmak üzere gençlerin sokaklara indiği bu günlerde Başbakan Habib Essib'in Davos'ta temaslarda bulunması ve ancak birkaç gün sonra Tunus'a dönmesi eleştirilen konular arasında. Tunus hala beş yıl önce Davos'ta karar bağlanan 25 milyar dolarlık yardımın gelmesini bekliyor! Yatırımlar konusunda verilene hiçbir sözün tutulmamış olması olumlanmasını engelliyor. Başbakan Essib Davos dönüşü Paris'te Fransa Cumhurbaşkanı Hollande ile yaptığı görüşmelerin ardından beş yıl içinde kalkınma programları çerçevesinde bir milyar avroluk yardım konusunda anlaştıklarını söylemesi Davos'ta verilen sözler gibi anlamsız bulundu. Küresel sermayenin verdiği hiçbir sözü tutmaması gibi genel ekonomi tablosunun kararmasında oynadığı rol da yadsınamaz. Kredi derecelendirme kuruluşlarının Tunus'un notunu beş defa düşürmesi dış pıyasalarda borçlanmasını zorlaştırıyor.

Bu süreçte hükümetin krzi yönetimi konusunda ciddi sorunları olduğu; buna paralel olarak devlet organizasyonunda da aşılamayan sorunların olduğu anlaşıldı. Tunus 2011'de, mafya devletine son verdiğinde, devlet aygıtı dağılmadan yoluna devam etmişti. Bazı noktalarda temizlik yapıldıysa da eski rejimin izleri, özellikle pratik hayatta, uygulamada, tamamen silinemediği anlaşılıyor. Sidi Bouzi'de hayatına son vererek 2011 dönüşümünü mümkün kılan Muhammed Bouazizi ile Kasserin hadiselerini tetikleyen Rida Yahyaui'nin ölümünün ortak noktasında adaletsizlik duygusu bulunuyor. Birincisi (2011) zabıtanın pazar kartını iptal etmesi sonucunda hayatına son verirken ikincisi (2016) sınav listesinden isminin silinip başkasının yerleştirildiğini öğrenmesi sonucunda durumu protesto ederken hayatını kaybetti. İkinci hadisenin tetiklediği olaylar hiç kuşkusuz değişmediği bilinen ve bir şekilde sürdürülen "mafya düzenini" protesto etmeyi amaçlıyor.

Daha kısa bir süre önce Nida Tunis'in kongresinde yaşananlar eskiye dönüş olarak algılanmasına sebep olmuştu. Etik ve ahlaki prensiplerin herhangi bir anlam ifade etmediği ve bir hanedandan başka bir hanedana geçişin "Yasemin Devrimi'nin" beşinci yılında hala mümkün olduğu anlaşılmıştı. İktidarın küçük ortağında (eski büyük) görülene bu tutum "eski hayaletlerin" dönüşü haber veriyordu. Kasserin'de yaşanlar da mikro ve makro ölçekte yolsuzluğun, rüşvetin ve nepotizmin sürdüğünü göstermiştir.

Devlet aygıtı muhafaza edilmesine rağmen görülen yavaşlama Tunusluların hayatını doğrudan etkiliyor. Hayreddin Paşa'nın (1823-1890) 19. yüzyılın son çeyreğinde başlattığı tanzimat hareketinden bu yana Tunus bürokratik dönüşümünü sürdürüyor. Özellikle 1956'dan sonra Habib Burgiba döneminde ikinci reform dönemini yaşayan Tunus Bin Ali döneminde sekteye uğratıldı. Yeni Tunus'u devr alan kadrolar bütün sorumluluğu eski rejime yüklese de pratik hayatta halkın devlet dairelerinde karşılaştığı sorunların değişmemiş olması zihinlerde bağları koparmayı engelliyor (onbeş gün önce sosyal medyada memurların durumunu gösteren videolar Tunus'ta en fazla konuşulan konuların başında geliyordu). Posta servisi de eleştirilerden payını alıyor. Eski düzende postaya verilen bir mektup en geç 36 saat içinde Tunus'un en ücra köşesine ulaştırılıyordu. Şimdi ulaşıp ulaşmayacağı meçhul… Pratik hayata yansımayan reformlar hiç kuşkusuz bağların (devlet-vatandaş) güçlendirilmesini engelliyor.

Son kertede buz dağının görülen kısmında sosyo-ekonomik sorunlar belirse de büyük fotoğrafa bakıldığında sorunun devlet aygıtını ilgilendiren yapısal sorunların giderilememsiyle ilintili olduğunu düşünmek mümkün. Bir ülkeyi güçlü kılan yalnızca ordusu, altın rezervleri veya teknolojisi değil bürokrasisi de aynı zamanda. Bu çerçevede eski düzeni ıslah etmeden, yeni bir tanzimat başlatmadan, yeni bir sayfanın açılması mümkün görünmüyor!

Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2016, 14:12
banner53
YORUM EKLE

banner39