Türkiye ekonomisinin kırılma noktası: 24 Ocak İstikrar Kararları

Cumhuriyet tarihin en radikal ekonomik hamlesi 24 Ocak kararlarıdır.

Türkiye ekonomisinin kırılma noktası: 24 Ocak İstikrar Kararları

Fevzi Öztürk

Bundan tam otuz üç yıl önce, 1980 12 Eylül askeri darbesi öncesinde Türkiye’nin ekonomik hayatı için milat sayılan 24 Ocak “İstikrar Kararları” hayata geçirilmiştir.

24 Ocak kararları Türkiye ekonomisinin kabuk değiştirmesi anlamında çok önemli bir dönüm noktasıdır. Cumhuriyet tarihin en radikal ekonomik hamlesi 24 Ocak kararlarıdır.

Türkiye ekonomisine getirdiği yenilikler ve açılımlarla 24 Ocak kararları Türkiye’nin kapitalistleşme ve liberal ekonomiye geçiş sürecinde bir kırılma noktası olarak çok önemli bir yer tutmaktadır.

1980 yılı başında bir azınlık hükümeti kuran Süleyman Demirel, Turgut Özal’ı tam yetki ile donatarak ekonomi yönetiminin başına getirmiş, Özal’da kurduğu ekiple 24 Ocak Kararları diye bilinen istikrar paketini hazırlamıştır.

Ekonomi paradigmasının değişmesi
24 Ocak kararlarıyla Türkiye ekonomisinin temel paradigması değişmiştir. Bu kararlardan sonra Türkiye’nin ekonomi anlayışı, yeni bir anlayışla, “piyasa ekonomisi”yle hayat bulmuştur.

24 Ocak kararlarıyla birlikte ekonomi serbest piyasa anlayışıyla kapitalist dünyaya entegre edilmeye çalışılırken, kar maksimizasyonu ve rekabetçi fiyat politikaları üzerine yeni bir ekonomi anlayışı dizayn edilmiştir.

Türkiye o güne kadar uyguladığı dışa kapalı devletçi politikalardan vazgeçmiştir. Planlı kalkınma modeliyle ülkenin ihtiyaç duyduğu her türlü malın ülke içinde üretilmesi anlayışıyla, “ithali ikame” etmeye çalışan Türkiye yerine, dış âleme açık bir Türkiye tercih edilmiştir.

Ülkenin makro ekonomik hesapları, 24 Ocaktan sonra dış âlemi de hesaba katarak yapılmıştır. Özel sektörün ve girişimciliğin önü açılmaya çalışılmıştır. Bu kararlarla devletin ekonomideki payının küçültülmesi amaçlanarak, süregelen “Devletçilik Politikası” sınırlandırılmıştır. Yabancı sermaye girişinin kolaylaştırılması ve yabancı sermaye yönelik teşvik edici uygulamalar hayata geçirilmiştir.

24 Ocak kararlarına kadar gelinen süreçte ithal ikameci ve devletçilik politikalarının yanlış anlaşılması ve uygulanması neticesinde; ülke karaborsa cennetine dönüşmüş, ekonomik olarak iflas etmiş ve ülke toplumsal bir kaosa sürüklenmiştir. Yaşanan bu sıkıntılar ve döviz darboğazı nedeniyle adeta 24 Ocak kararlarının uygulanması zorunluluk haline ge/tiri/lmiştir.

24 Ocak kararlarında temel olarak;
- İstikrar paketi tam anlamıyla Türkiye’nin “serbest piyasa ekonomisine” geçmesini ve uluslararası sermaye ile entegrasyon sağlanmasını amaçlıyordu.
- Dışa kapalı bir ekonominin yerine, dünya sermayesi ile bütünleşen bir ekonomi modeline geçiş hedeflenmekteydi. Yabancı sermayeye ilk kez kapılar bu kadar net olarak aralanıyordu.
- Dışarıdan almaktansa içeriden temine dayalı “ithal ikameci” politikaların yerine döviz girişi sağlayacak, ihracata dayalı bir ekonomi modelinin benimsenmesi amaçlanıyordu.
- Kamunun fiyat denetimlerinde mümkün olduğunca taraf olmaması ve fiyatlar genel seviyesinin piyasada oluşan arz-talebe göre belirlenmesi hedefleniyordu.
- Kamunun ekonomi içindeki payı azaltılacak. Özel kesim öne çıkarılacak. Sermaye piyasaları oluşturulacak, kambiyo rejimi serbestleştirilecek. Tüm bunların yapılabilmesi için ise kurumsal ve yapısal düzenlemeler hayata geçirilmiştir. Bu aynı zamanda Cumhuriyet Türkiye’sinde, Devletçilik ilkesinin yeniden anlamlandırılması da oluyordu.
- Faiz hadlerinin artık devlet tarafından değil piyasa tarafından belirlenmesi ve enflasyon üzerinde faizin hayata geçirilmesi yani reel faizin oluşmasına imkân sağlanıyordu.

24 Ocak kararlarının paradigması
24 Ocak istikrar programı aslında IMF destekli bir Ortodoks programdır. O dönem dünyada yaygın olarak kullanılan IMF politikalarından oluşan bir istikrar programıdır. Program ilke olarak faizlerin yükseltilmesi, sıkı para ve maliye politikaları, emek ücretlerinin baskı altında tutulması, kamu mallarına zam yapılması, kamumun piyasadan çekilerek özel sektörün önünün açılması gibi Ortodoks IMF programlarından biridir. O nedenle 24 Ocak istikrar kararlarının ana paradigması IMF ve Dünya Bankası güdümlüdür…

Gözden kaçan önemli bir ayrıntı: 24 Ocak kararlarına asker desteği
12 Eylül 1980 askeri darbesi Türkiye’deki birçok siyasi yapılanmanın kırılma noktası olurken, darbe yönetimi 24 Ocak kararlarına müdahale etmeyip devam ettirerek, Türkiye ekonomisinin bu yeni programının bir nevi teminatı olmuştur.

İstikrar planı 1980 askeri darbesinden önce Demirel tarafından Özal’a hazırlatılsa da, darbe sonrasında da asker tarafından desteklenmiş ve Özal kurulan darbe hükümetinde de ekonomik işlerden sorumlu başbakan yardımcısı olarak görev yapmıştır. Turgut Özal 24 Ocak kararlarının mimarıdır. İstikrar kararlarının uygulandığı 1980-1988 arası dönemde Özal hep icrada olmuştur.

Kararların uzun vadeli olumsuz sosyo-ekonomik etkileri
24 Ocak 1980 İstikrar Programı’nın uygulanmasında yurtiçinde tasarruf ve sermaye miktarını artırmak adına, sermaye belli ellerde yoğunlaştırılmıştır. Yüksek reel faizle yıllarca beslenen sermaye grupları, sermayelerini üretmeden devletin (halkın) sırtından faizle büyütmüşlerdir.

Türkiye’deki gelir dağılımın bozulmasında en fazla etkiyi, 1980 sonrası uygulanan ekonomi politikaları yapmıştır. 24 Ocak kararlarıyla başlayan ihracata dayalı kalkınma stratejisi modeli ve yüksek faiz politikalarının bir sonucu olarak; ücretler ve ücretlileri baskı altına almıştır. Baskı altındaki ücretler, gelir dağılımından ve servetten alınan payı ücretliler aleyhine bozmuştur.

Evet, Türkiye ekonomisi 24 Ocak kararlarıyla serbest piyasa ekonomisine adım atarken, devletin hazinesi de uzun yıllarca kendi doğurduğu bu piyasaya mahkûm olmuş ve gelir dağılımını bozucu şekilde faizle beslenen bir sermaye grubu oluşturmuştur. Ekonomide yaşanan rant mantığı toplumsal gelir uçurumunu büyütmüştür…


Güncelleme Tarihi: 25 Ocak 2013, 00:22
YORUM EKLE

banner33

banner37