Türkiye-Fransa ilişkilerinde yeni dönem?

Fransa-Türkiye hattında 2001'da başlayan gerilim Nicolas Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı döneminde zirve yaptı

Türkiye-Fransa ilişkilerinde yeni dönem?

Sinan Özdemir/ Brüksel

Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande'nin Türkiye ziyareti bir başka François'nın (Mitterrand) ziyartinden yirmi iki yıl sonra gerçekleşiyor. O günden bu güne Türkiye'de çok şey değişti. Rakamların ötesinde Türkiye yalnızca bölgesinde değil küresel ölçekte de üslendiği misyonlarla 22 yıl önceki Türkiye değil. NATO üyesi olmanın ötesinde Avrupa Birliği'ne bir kaç adım uzaklıkta müzakere eden bir ülke. On yıl gibi kısa bir sürede ekonomik büyümesini ikiye katlayan Türkiye G20 üyesi de aynı zamanda. Fransa'nın bu dönüşümü görmediğini düşünmek naif bir yaklaşım olur. Ancak her iki ülke ilişkileri 2001'den bu yana pek çok defa kopma noktasına geldi. Hollande'nin ziyaretiyle hem Paris hem de Ankara yeni bir sayfa çevirme niyetinde.

Fransa-Türkiye hattında 2001'da başlayan gerilim Nicolas Sarkozy'nin cumhurbaşkanlığı döneminde zirve yaptı. Tribünlere oynamaktan çekinmeyen Sarkozy'nin Türkiye yaklaşımı dışpolitik beklentilerden çok içpolitika da yaşanan kırılmalara göre şekillendi. Bu günde Suriye krizinin dışında ciddi anlamda işbirliği yaptığımız bir dosyanın olmaması bunun göstergesi. Avrupa Birliği Anayasası'nın (2005) muhalefet ve Chirac'ın partisi içindeki rakipleri tarafından Türkiye üzerinden tartışılması ve kamuoyunda oluşturulan yanlış kanaatler sonucunda -Chirac da dahil olmak üzere- kamuoyunun nasıl yönlendirildiği hepimizin hafızalarında. Ermeni tasarısı da aynı çerçevede 2001'den bu yana sık sık gündeme getirilen konularının başında yer alıyor. Bu sürecin iki zirve anı 2006 ve 2012'de yaşandı. Hollande hernekadar tasarıyı destekleyenler arasında bulunduysa da bugün daha pragmatik bir yaklaşımla hareket etmeye çalışıyor. Ne var ki, rafa kaldırılmasından rahatsızlık duyanlar konuyu her an tekrar gündeme getirebilirler.

François Hollande'nin cumhurbaşkanı seçilmesinden sonra hem Fransa hem de Türkiye karşılıklı yeni bir sayfa açma temennisinde bulunmuşlardı. Hollande iyi niyetini göstermek için en yakınında ki bazı isimleri Ankara'da görevlendirerek iyi niyetini göstermeye çalıştı. Bunun dışında bakanların karşılıklı ziyareti de yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuzu düşündürüyor. Yeni dönemde karşılıklı ilişkilerin "samimi, açık ve doğrudan" olması isteniyor. Hollande'nin Türkiye ziyaretine yedi bakan ve onlarca iş adamının katılıyor olması pragmatik yaklaşımının göstergesi. Lakin Fransız muhalefeti aynı kanıda değil. Muhalefet için Hollande akıntıya karşı yüzmeyi tercih ederek yeni bir dışpolitika hatası yapıyor. Paris-Ankara hattında ki gerilimi düşürmeyi istemesini gerçekçi bulmayanların bu tepkisi ; ancak iç politik kaygılarla izah edilebilir. Ziyaretin zamanlaması da eleştiri konusu. Yerel seçimler öncesinde gerçekleşiyor olmasını Türkiye'de ki Fransa dostlarını yalnızlaştırdığını iddia ediyorlar. Hollande'yi realist olmamakla itham edenlerin önerdikleri herhangi bir alternatif ilişki modeli olmadığına göre Hollande'nin rakamlara ve realizme sığınmaktan başka çaresi bulunmamakta.

Hollande'nin ziyareti Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın geçen hafta Brüksel'e beş yıl aradan sonra gerçekleştirdiği ziyaretin ardından gerçekleşmesi , ayrıca ay başında başbakanın Almanya ziyareti ve Cumhurbaşkanı Gül'ün İtalya ziyareti aynı hedef çerçevesinde gerçekleşmektedir. Türkiye'nin Avrupa Birliği sürecini hızlandırmak ve Birlik üyelerini harekete geçirmek. Türkiye karşıtlarının son yıllarda sesi gür çıkıyor olsa da gerçekte Türkiye'nin Avrupa'da dostları ve taraftarları yok değil. İlişkilerin yeni bir soluk kazanması için bütün tarafların iyi niyetle yaklaşması gerekmekte. Türkiye'nin hakkında ileri sürülen eleştirilerin sona ermesi için müzakere masasını adres göstermesi Brüksel'le olan ilişkilerinde "samimi, açık ve doğrudan" bir tutum içinde olmasını istediğini gösteriyor.

Fransa'nın açılmayan başlıkların açılması için gerekli çabayı göstereceğini ifade etmesi önemli. Ancak Fransa gibi Almanya'nın desteği de büyük önem taşıyor. Almanya'da Eylül ayında gerçekleşen seçimlerden sonra oluşan koalisyon hükümetinde sosyal demokratların bulunması sürece pozitif katkı yapabilir. Almanya Dışişleri Bakanı Frank-Walter Steinmeier'ün birinci Merkel hükümetinde (2005-2009) yine dışişleri bakanı olarak görev yaptığı dönemde takındığı tavır hatırlandığında muhafazakarların son beş yıldır geliştirdikleri dışlayıcı retorikten bir şekilde uzaklaşmak durumunda kalacaklarını düşünmek mümkün.

François Hollande'nin ziyareti 2013'te yeni bir ivme kazanan ticari ilişkilere yeni perspektifler kazandırmayı hedefliyor. Bu sebepten Fransız iş dünyası Türkiye ile ilişkilerin geliştirilmesini , son yıllarda cazibe merkezine dönüşen ve dünyanın dört bir noktasından yatırımcılar çeken Brezilya veya Hindistan'dan çok daha fazla önemsiyorlar. Fransa ile olan ticari ilişkimizin hem Fransa hem de Türkiye'de doğrudan istihdamı artırıcı etkiye sahip olduğu göz ardı edilemez. Hollande'nin yeni Türkiye vizyonunun iş dünyası tarafından desteklenmesi içpolitikada Hollande'nin elini güçlendirecektir. Ne var ki, her iki ülke arasında uzun asırlara dayanan siyasi, ekonomik ve kültürel ilişkiler Fransız kamuoyu tarafından bilinmemekte. Fransızca konuşan dünyanın geniş bir coğrafya yayıldığı ve hala metropolün ürettiği bilgiden ve enformasyondan beslendiği düşünüldüğünde algı sorununun aşılması noktasında görsel ve yazılı medyaya büyük rol düşmekte.

Nicolas Sarkozy'nin 2011'de Ankara'ya -Fransa'nın G20 dönem başkanı sıfatıyla- gerçekleştirdiği beş saatlik çalışma ziyaretinin sebep olduğu tartışmalar hatırlandığında, her şeye rağmen son aylarda Paris-Ankara hattında esen pozitif havanın hem karşılıklı ilişkilerimizin geliştirilmesinde hem de Avrupa Birliği-Türkiye ekseninde yeni bir dönemin eşiğinde olduğumuzu düşündürüyor. Fransa ve Türkiye'nin yeni dönemde rekabetten çok işbirliğini öncelemesi tarafların atacakları güven artırıcı adımlarla anlam kazanacaktır. Fransa'dan yirmi iki yıl sonra en üst düzeyde gerçekleşen ziyaret bu yönde atılmış önemli bir adım olarak değerlendirilmelidir.

Güncelleme Tarihi: 27 Ocak 2014, 11:48
banner53
YORUM EKLE

banner39