banner39

Türkiye-Mısır krizinin sosyal hayata etkisi

Türkiye yönetiminin Mursi’nin devrilmesinin ardından Mısır’daki yeni oluşuma karşı tutumu, aradan geçen iki yılı aşkın sürece rağmen değişmedi. Mısır yönetimi zaman zaman yeşil ışık yaksa bile, Türkiye şu aşamada normalleşmeye ılımlı bakmıyor

Analiz 18.08.2015, 11:42 18.08.2015, 12:24
Türkiye-Mısır krizinin sosyal hayata etkisi

İslam Osmanoğlu / Kahire

Türkiye – Mısır ilişkilerinde normalleşme bir türlü yaşanamıyor. Türkiye yönetiminin Mursi’nin devrilmesinin ardından Mısır’daki yeni oluşuma karşı tutumu, aradan geçen iki yılı aşkın sürece rağmen değişmedi. Mısır yönetimi zaman zaman yeşil ışık yaksa bile, Türkiye şu aşamada normalleşmeye ılımlı bakmıyor.

Ekonomik ilişkilerde ciddi bir problem gözlenmiyor. Ekonomik verilere göre ticaret hacminde artış dahi yaşanmaktadır. Ancak iki ülke insanı arasında bir müddet sonra sorunlar ortaya çıkabilir ve dahi çıkmaya başladı.

Mısır yönetiminin 18-40 yaş arasındaki erkeklerin Türkiye’ye gitmelerini güvenlik iznine tabi tutması, haliyle kadınların da Türkiye’ye gitmesini önemli ölçüde engelliyor.

Mısır yönetimi IŞİD’ı gerekçe göstererek, halkın da Türkiye ile irtibatını azaltmasını hedeflemiş olabilir. Bu bağlamda Türkiye’deki esnaf bile son bir yıldır Mısırlıların Türkiye’ye gelmediğini söylüyor.

Siyasi krizler bir müddet sonra iki ülke arasındaki insani ilişkileri de etkiliyor. Buna benzer bir durum Mısır-İran ilişkilerinde yaşandı. İran Devrimi’nden bu yana Mısır ile İran arasındaki ilişkiler maslahatgüzar seviyesinde devam ediyor. Mısırlıların kahır ekseriyeti tarafından sıradan bir İran vatandaşı bile ciddi manada tehdit unsuru olarak görülüyor.

İran yönetiminin gerekçesi ABD’nin dahi kabul etmediği Şah'ı Mısır yönetiminin kabul etmesiydi. Halbuki Enver Sedat, Sina topraklarını İsrail’den geri aldığı 1973 Harbindeki yardımından dolayı Şah Pehlevi’ye kadirşinaslık göstermiştir. Çünkü Şah bu savaş esnasında Mısır’a petrol yardımında bulunmuştu. 

Mısır’da toplumun önemli bir bölümünün okur – yazarlığının bulunmadığı dikkat alındığında, medyanın etki alanı daha iyi anlaşılmaktadır. Demokrasi ve özgürlük yaşamamış olan ülkelerin vatandaşlarının kültürlü kesimlerinin de siyasi krizlerden olumsuz etkilendiği bilinmektedir.

Türkiye-Mısır krizi uzadıkça Türkiye alehindeki karalama kampanyaları devam edecek ve Mısır halkı nezdinde her geçen gün Türkiye ötekileşecektir. Bu bağlamda Türkiye ve Katar’ın Acil İşler Mahkemesi tarafından teröre destek veren ülkeler suçlamasıyla yargılanması ve medyanın bunu sıklıkla gündeme getirmesi önemsenmelidir.

Halkın bir bölümü bunun böyle olduğuna inanmakta, diğer bir bölümü acaba?, diye düşünmekte, bir grup ise bu suçlamayı gülünç bulmakta ve reddetmektedir. Türkiye prensip olarak doğru yerde duruyor olabilir, uzun vadede belki kazanan da olabilir. Ancak sosyal kırılmaları da göz önünde bulundurmanın zamanı gelmiştir.

Eskiden taksicilerle konuşur sohbet ederdim. Artık nereli olduğumuzu sorarlar endişesinden dolayı konuşmamayı tercih ediyorum. Türkiyeli olduğumu öğrenince sevinenler olduğu gibi tepki gösterenler daha fazla olmakta.

Yaşadığım bir olayı paylaşmak isterim. Yaklaşık bir ay önce bir taksiye bindim. Adam Türk olduğumu öğrenince “ey millet burada bir terörist var” dedi. Bunu şaka olarak söyledi. Ancak, “her şakada biraz gerçek vardır” yani şakanın çoğu asıl söylenmek isteneni içinde gizler.

Başbakan Davutoğlu bir konuşmasında Kılıçdaroğlu’na hitaben “Mısır’da Türk olduğunuz öğrensin taksici size bedava götürür” demişti. Öyle anlaşılıyor ki, son iki yılda yaşananlar Mısır’da ciddi radikal kırılmalara neden olmuş.

Bu tür süreçlerin uzamasının halkların çıkarına olmayacağı ortada. Türkiye-Mısır ilişkilerinde mutlak manada bir normalleşme beklenmese bile en azından yeni maslahatgüzarın Mısır Dışişlerine sıkça çağrılıp uyarılması temenni edilmiyor.

Öyle anlaşılıyor ki, Türkiye’nin Mısır ile ipleri daha fazla gerilmesinin pek fazla anlamı kalmamıştır.

Yorumlar (0)
24
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?