banner15

Vatikan'da ne oluyor ?

Papa, ya selefi XVI. Benedictus gibi yayılan dedikoduları fırsat bilip, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek geri çekilecek ya da kendi ifadesiyle “din tâcirlerini” ve “Firavunları” tapınaktan çıkarana dek başlattığı savaşı sürdürecek

Vatikan'da ne oluyor ?

Sinan Özdemir | Brüksel

Vatikan, Vatileaks skandalından sonra (2012)  yeni bir köstebek kriziyle gündemde. Papa Francis tarfından oluşturulan özel ekonomi kurulunda görevli iki kişi ses kaydı ve gizli belge sızdırma iddiasıyla geçen hafta göz altına alındı. Lucio Angel Vallejo Balda , İspanyol din adamı ve  Francesca İmmacolata Chaouqui İtalyan hukukçu. Chaouqui serbest bırakılırken Balda konuşmayı bekliyor. Ancak her ikisi arasındaki bağ ekonomi kurulu üyesi olmalarıyla sınırlı değil aynı zamanda Opus Dei'ye bağlı olmaları hadiseye ayrı bir renk katıyor. Selefi XVI. Benedictus gibi Francis'te güvendiği ve özenle seçtiği kişiler tarafından tuzağa düşürüldü. Selefi gibi Vatikan'ın finans kaynaklarına ilişkin çok özel bilgiler, geçen hafta İtalya'da yayımlanan iki kitaba  malzeme oldu. Ancak  belgeler ortalığa yayılmadan verdiği tutuklama kararıyla bütün taraflara göz dağı vererek selefinden farklı davranacağının ilk işaretini verdi.

Konu Vatikan'ın ekonomi politiğiyle ilgili olduğu kadar Papa II. Ionanes Paulus’ten bu yana Curia Romana’da (yürütme erki) süren güç mücadelesiyle de ilintili. Kardinallerin işgüzarlıkları, lükse olan düşkünlükleri zaten bilinen gerçekler. Papa'nın savaşı da bunlarla zaten. Göreve geldiği (ilham edildiği) günden bu yana birinci önceliği Kilise'yi yeni bir ufka ulaştırmak olan Francis bunun için kangrene dönüşen konulara  dokunmaktan çekinmiyor (Vatikan’da fırtına öncesi sessizlik ?, 12 şubat 2015, Dünya Bülteni). Yüz kızartıcı suçlardan yolsuzluğa ; şatafattan israfa mücadelesi geniş bir yelpazeyi kapsıyor. Yayımlanan son belgelerde Kilise'ye yapılan doğrudan bağışların asıl kullanılması gereken yerlere kullanılmadığı  yanlış mali politikalar  sebebiyle bütçede oluşan açıkları kapamak üzere kullanıldığını; ayrıca Vatikan eczanesi ve kütüphansi için  haddinden fazla alımların yapılması, depoların talan edilip Roma'da karaborsaya düşmesi, emeklilik sisteminin işlemez hale gelmesi, peronel alımlarında görülen gereksiz  yüzde otuzluk artış kaydediliyor.

Benzer bir tartışma geçen senelerde Amerika Birleşik Devletleri'nde  kilisenin Pazar günleri topladığı bağışlar konusunda da yaşanmıştı. Yaklaşık 70 milyon Katoliğin yaşadığı Amerika'da yıllık Pazar ayinlerinden 13 milyar dolar bağış elde ediliyor. Lakin, paraların nasıl toplandığı, kontrol altına alındığı ve de ulaştırıldığı belirsizliğini koruyor. Son yıllarda patlak veren skandallar bakılırsa kontrolü güç bir servetten bahsediyoruz. Bu çerçevede Vatikan'ın ekonomi politiğine ilişkin yayımlanan yeni belgeler bilinen bir gerçeği kuvvetlendirmenin ötesinde -yeni birşey söylemiyorsa- neyi amaçlıyor ?
İlk açıklama geçen hafta göz altına alınan  ikinci şüpheliden geldi. Francesca İmmacolata Chaouqui, Vatileaks skandalında belgeleri sızdıran özel yardımcısı gibi,  papanın içinde bulunduğu zor durumu anlatmak için sızdırdıklarını söylüyor. La Stampa gazetesine verdiği mülakatta bütün sorumluluğu Vallajo Balda'ya yüklüyor. Hukukçuluğunun yanı sıra iyi bir iletişim uzmanı olması temkinli yaklaşmayı gerektiriyor. Zaten hukuçu sıfatından çok halkla ilişkiler  uzamanı sıfatıyla , Balda'nın tavsiyesi üzerine,  kurula dahil edildi. Geçen yıllarda sosyal medya hesabı üzerinden papanın lösemiye yakalandığına dair yayımlanan mesajların kendisine ait olmadığı ve başkalarının hesabına sızmasıyla yayımladığını ifade etmesi, son yaşananların ışığında değerlendirildiğinde, ayrı bir önem kazanıyor. Ne var ki,  papanın  sağlık durumuna ilişkin yayımlanan ilk ve son haber değil. Gerçek o ki, muhalifler bu tür dedikodularla  papaya çıkış yolu gösterdikleri de  söylenebilir.

Sızdırılan belgelerde çalışma arkadaşlarının yolsuzlukla itham edilmeleri, Chaouqui'nin iddia ettiği gibi, papanın elini güçlendirmiyor tam aksine  zayıflatıyor. Her devlette olduğu gibi Vatikan'da da bürokrasi kontrolü güç bir yapı. Kardinallerin etkisi altında, istendiğinde,  etkisizleştirebilir. İki bin yıllık geleneği sil baştan dizayn etme fikri direnci artırıyor. Daha bir süre önce tamamlanan aile sinodunda yaşanan tartışmalara bakıldığında elde ettiği sonucun beklentilerinin altında gerçekleştiğini söylemek mümkün. Sinod öncesi kardinallerin papaya gönderdikleri mektubun basına  sızdırılması içeride esen havayı göstermesi bakımında önemli idi. Kardinaller hoşnutsuzluklarını sert sözlerle ifade ederek boşanma hukukunun sulandırılmamasını talep ediyorlardı.

Curia Romana'nın reformu konusunda, ilk başlarda kardinallerin  verdikleri destekten güç alarak ama daha çok kendini korumak için oluşturduğu paralel kurullar son yaşananlardan sonra Curia Romana'nın kolay kolay bypass edilemeyeceğini gösterdi. Seçtiği kişilerin oyununua gelmesi safları flulaştırıyor. Gizliliğin esas olduğu bir dünyada her bir tarafın sınırın nerede başladığı ve bittiğini bilmesi gerekiyor. Aksi takdirde krize davetiye çıkarabilir. Gianluigi Nuzzi'nin geçen hafata yayımlanan son kitabında aktardığı , 30 Mart 2014 tarihinde Vatikan'ın ekonomik kurulu arşivinde gerçekleşen hırsızlık vakkası durumu resmediyor. Bir grup adam gece yarısı bütün güvenlik önlemlerini aşarak çok gizli belegelerin bulunduğu bölümde çok önceden tespit edildiği anlaşılan dolaplardaki belgeleri toplayarak ayrılmışlar. Hiç bir kapının zorlanmadığı, kapıcının izne gönderildiği, yakınlarda kalanların dahi bir şey duymadığı ve görmediği bu hadise tahmin edilebileceği gibi aydınlığa kavuşturulamadı. Bu hadisenin son köstebek skandalıyla bağlantısını kurmakta zor olmadı ; çünkü arşiv bölümünde koordinasyondan sorumlu Vallejo Balda'nın ofisi bulunuyor. İçeriden destek almadan gerçekleşemeyecek bir operasyon olması Balda hakkında şüpheleri artırıyor.

Son hadiseyle papanın Curia Romana reformu  büyük darbe aldı. Yüksek beklentilerle başlayan reform sürecinin tıkanması eski ile yeni kurullar arasında sınırların tam manasıyla belirlenmemesinden kaynaklanıyor. Bu durum güç çatışmasına sebep oluyor. Ekonomi sahasında yaşanan çekişme de aynı sebebe dayandırılabilir.  Buna gelecek  endişesi de eklenince süreç frenleniyor. Örneğin Haziran ayında alınan bir kararla dört yıl içinde Vatikan’a ait bütün medya organlarını tek çatı altına  toplama projesi aynı endişelerle  yürürlüğe konamıyor.

Papa Francis'in daha fazla  şeffaflık istemi bu noktada güçleşiyor. Yürütmenin bürokrasi üzerindeki etkisini kırmadan  reformunu gerçekleştirmesi güç. Bürokrasinin kardinallerin etkisi altında olduğu düşünüldüğünde süreci tamamlaması mümkün görünmüyor. Papanın  diplomaside oynadığı başarılı rolü (Küba-Amerika Birleşik Devletleri ; Kolombiya-FARC yakınlaşması...) Vatikan'da oynayamaması istenen dönüşümün zihinsel olmasıyla alakalı.  Kilisenin kökleşmiş alışkanlıklarına ters gelmesi uyumu zorlaştırıyor.  Çalınan belgelerin iki kitaba malzeme olması bir yana iç mekanizmalar hakkında verdiği bilgiler Papa Francis'in Umberto Ecco veya Dan Brown romanlarından uzak olmayan bir gerilimin içinde olduğuna inandırıyor.

Son kertede, önünde iki tercih bulunuyor ya selefi XVI. Benedictus gibi yayılan dedikoduları fırsat bilip, sağlık sorunlarını gerekçe göstererek geri çekilecek ya da kendi ifadesiyle “din tâcirlerini” ve “Firavunları” tapınaktan çıkarana dek başlattığı savaşı sürdürecek. Farklı zamanlarda sağlığına ilişkin yaptığı açıklamalar birinci tercihe  kayabileceği izlenimini oluştursa da, dedikoduların çıkışı gösterdiği kadar süreci uzatması, kaderinin kendisine  biçtiği rolü sonuna kadar oynacağını düşündürüyor.

 

Güncelleme Tarihi: 09 Kasım 2015, 10:29
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35