banner39

Yeni yeryüzünün lanetlilerine demir perde

Avrupa Birliği'nin iki yıl içinde yalnızca 54 bin 700 göçmeni kabul edebileceğini ifade etmesi kendi hinterlandındaki krizleri hesaba katmadığını gösteriyor

Analiz 04.08.2015, 10:24 14.08.2015, 11:39
Yeni yeryüzünün lanetlilerine demir perde

Sinan Özdemir | Brüksel

İngiltere'ye ulaşmak için Fransa'nın Calais kentinden bekleyen binlerce göçmen geçen hafta Manş tünelinin girişini işgal ederek içinde bulundukları duruma itiraz etmişlerdi.  İngiliz basını dehşet sahnelerini fotoğraflarla ölümsüzleştiriken televizyon kanalları  yaşanan dramı canlı yayınlarla seyircilerine dakika dakika yaşattı. Fransız medyası da İngiliz medyasından farklı davranmadı. Hadiseler İngilizlere Manş tünelini;  Fransızlara Calais'de yaşanan insani dramı hatırlattı. Her iki tarftan yükselen sesler daha fazla güvenlik çağrısında bulunuyor. Yirmi yılda güvenlik önlemleri için yapılan harcamalar 165 milyon avroya ulaştı. Bunun için maddi destek sözü veren İngiltere sorunun kendi sınırlarına taşmadan Fransa'da halledilmesini istiyor.

Fransız muhalefetinin iki ülke arasındaki sınırı belirleyen Touquet sözleşmesinin (2003) gözden geçirilmesi yönünde yaptıkları açıklamalar Ingiltere de tepkiyle karşılandı. Hükümetler düzeyinde konu gündemde olmasa da İngiltere'nin, gelecek aylarda gerçekleştireceği Avrupa Birliği referandumundan sonra, ayrılma kararının  çıkması durumunda, Fransa'nın konuyu müzakere masasına getireceğini düşünmek mümkün. Şuan için öncelikli olan sınır güvenliğinin artırılması. İngiltere Manş'ı kuşatan dört kilometrelik demir duvara yeni eklemelerin yapılmasını öneriyor.

Calais binlerce umut yolcusu için sondan birinci durak konumunda. Yılın ilk altı ayında kontrol edilen, çevrilen göçmen sayısı 37 bine ulaştı.   Günlük, tüneli geçmek için 1500 denemenin yapıldığı düşüldüğünde denetim zafiyetlerinin yaşanması anlaşılır. Güvenlik önlemlerini aşarak ulşamayı başaranlar  umutları artırıyor. Önemli bir bölümü Afganistan, Eritre, Mısır ve Sudan'dan geliyor. Tercihi belirleyen birinci motivasyonun ekonomik olduğu ifade edilse de  insani yardım kuruluşlarının yaptıkları anketler tam aksine geldikleri ülkelerdeki kaostan kurtulmak için yollara düştüklerini ortaya koyuyor. İngiltere'de sığınabilecekleri akrabaların olması motivasyonu pekiştiriyor. Birinci motivasyonlarının ekonomik olduğunu düşünen Fransa için İngiltere bir an önce  çalışma yasasını gözden geçirerek şartları ağırlaştırmalı. Bu sayede zihinlerdeki "yeşil vadi" görünümünden kurtulabileceğini iddia ediyor (her iki ülkedeki göçmen iş gücünün milli hasılaya katkısı eşit düzeyde; İngiltere için yüzde 10,1; Fransa için yüzde 10,8).

Hükümetler sınır güvenliğine çözüm araken  Calais'de bekleyen umut yolcularının birincil ihtiyaçlarını karşılayamaması, herhangi bir ciddi alt yapının olmaması, işlerin belediyeye ve insani yardım kuruluşlarına havale edilmesine (Secours İslamique français, Caritas, Medecins du monde...), Birleşmiş Milletler ve Dünya Sağlık Örgütü'nün beklentilerinin çok ötesinde, yerleşim birimlerinden uzakta kamplarda tutulmalarına sebep oluyor. İngiltere ve Fransa güvenlik önlemlerini artırmak için iki yılda 20 milyon avro harcamaya hazılanırken Calais şehri , yaşananlar sebebiyle, 50 milyon avroluk kayba uğradığı ifade ediyor ve  kaybının taraflarca karşılanmasını talep ediyor.

Manş'tan yükselen demir perde gibi Macaristan'da Sırbistan sınrına 14 Temmuz'dan beri 175 kilometrelik "demir duvar" örmeye başladı. Ağustos ayının sonunda bitmesi planan demir duvarla  Balkanlar'dan gelen göç dalgasını kırmayı ve  Schengen sınırlarını kontrol altında tutmayı amaçlıyor. Makedonya, Bosna-Hersek ve Sırbistan bu dalganın etkisi altında çaresizce sorumluluklarını yerine getirmeye çalışıyor. Burada da insani yardım kuruluşlarının oynadıkları rol yadsınamaz.  Balkanlar'da birinci sırada Suriye'den, Somali'den, Kongo'dan ve Afganistan'dan gelen umut yolcuları bulunuyor. Türkiye ve Yunanistan üzerinden Balkanlara giriş yapan göçmenler  için son durak Almanya veya İskandinav ülkeleri (Afrika'dan gelenlerin birinci tercihi). Ancak bunun için önce Macaristan'a giriş yapmaları gerekiyor. Her gün Makedonya'dan Sırbistan'a bin ile bin beşyüz göçmen kaçak yollardan giriş yapıyor. Sırbistan itica başvurusunda bulunanlara 72 saatlik bir vize veriyor. Bu sayede "sorunsuzca" bekleme noktasına ulaşmaları isteniyor. Tabii bekleme noktasından çok Macaristan sınırına gittikleri biliniyor. Avrupa'nın diğer noktalarındaki kamplarda olduğu gibi burada da  psikolojik ve fiziksel şiddet eksik olmuyor.

Akdeniz üzerinden gelen  umut yolcuları için Avrupa Birliği'ne ulaşmanın birkaç yolu bulunuyor. Malta veya İtalya üzerinden Akdeniz'i aşarak veya Fas'ta bulunan ve fakat egemnelik hakları İspanya'ya ait olan Ceuta ve Melilla üzerinden Avrupa Birliği'ne ulaşılabilir. Her iki giriş kapısı demir tellerle örülü duvarlarla korunuyor. Yaşan insani dramların ardından gelen tepkiler karşısında  Avrupa Birliği 2007'de Ceuta ve Melilla'daki demir tellerin kaldırılmasını istemişti. Ancak geçen yıl, artan göçü frenlemek için sessiz sedasız demir tellerin tekrar çekilmesine göz yumuldu. Aynı sessizlik Yunanistan'ın Meriç nehrine demir duvar çektiğinde de  yaşandı. İtalya'da demir teller yükselmese de son aylarda ırkçı saldırılarda bir artış yaşanıyor. Kuzey Liga başta olmak üzere neofaşist hareketler ülkenin her bir noktasına kurulan göçmen kamplarına (bazı bölgelerde artık kamptan çok getodan bahsedilebilir) , İtalya'nın Afrikalılaştırılmasına karşı çıktıklarını söyleyerek, saldırılar düzenliyorlar. Esen popülist rüzgar halkta İtalya'nın istilaya uğradığı izlenimini pekiştiriyor. Kuzey Liga'nın başlattığı "sahte göçmen" avı sokak ortasında tartaklanmalara ve linç kampanyalarına zemin hazırlıyor.

Düne kadar çekim merkezi omakla övünen Avrupa Birliği'nin iki yıl içinde yalnızca 54 bin 700 göçmeni kabul edebileceğini ifade etmesi kendi hinterlandındaki krizleri hesaba katmadığını gösteriyor. Kendi prensipleriyle çelişerek karada ve denizde uyguladığı ablukanın insani dramı derinleştirdiği gibi Ceuta ve Melilla örneklerine bakarak yeni demir perdenin dramı azaltmayacağı bilakis artıracağı ;  yeni "yeryüzünün lanetlilerine" karşı yürüttüğü savaşla da 21. yüzyılın gerisine düştüğünü söyleyebiliriz.     

banner53
Yorumlar (0)
26
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?