banner15

Zimbabwe Mugabe sonrasına hazırlanıyor

Bu hafta ülkenin her tarafında gerçekleştirilecek gösteriler Zimbabwe’nin geleceğini belirleyecek

Zimbabwe Mugabe sonrasına hazırlanıyor

İbrahim Tığlı

Bir kaç haftadır Zimbabwe’nin başkenti Harare ve diğer büyük şehirlerde ülkenin 92 yaşındaki lideri Robert Mugabe’ye karşı gösteriler gerçekleştiriliyor. Bu gösterilerin devam etmesi durumunda 36 yıllık iktidarın sallanacağı görünmekle birlikte Mugabe sonrası siyasetin nasıl olacağı merak konusu. Bu hafta ülkenin her tarafında gerçekleştirilecek gösteriler Zimbabwe’nin geleceğini belirleyecek. Ya Zimbabwe hasta ve yaşlı adamla son nefesini verinceye kadar devam edecek ya da yeni bir başlangıç yapacak ve ülkeyi yıllardır yöneten ZANU iktidarı sona erecek. 

Aslında Zimbabwe’nin siyasetini bilenler Mugabe haytanı kaybetse bile ZANU iktidarının kolay kolay düşmeyeceğini de bilirler. Fakat son yıllarda başta ABD ve İngiltere olmak üzere Batı ambargosu, elmas madenlerinin ve toprağın millileştirilmesi sonucu bir çok sermayeder ve toprak sahibinin ülkeyi terk etmesi artan işsizlik, enflasyon iktidarında bu çökünteye fazla dayanamayacağını gösteriyor.
Burada sorun Mugabe’nin gitmesi veya kalması değil. Asıl problem Mugabe sonrasında siyasetin nasıl şekilleneceğine Batılı güçlerin karar vermek istemeleri. Eğer Mugabe Batılıların güdümünde bir lider olsaydı, Zimbabwe diye küresel güçlerin görünürde bir sorunu olmayacaktı. Özellikle 2000’li yıllarda Zimbabwe’nin uyguladığı milli politikanın kısmen başarılı olması ve batı’dan gelen her türlü taarruza karşı halkının desteğini hissetmesi Mugabe’yi Zimbabwe’de daimi iktidar yaptı. Seçimlere hile yapıldığı iddia edilse de 1987’den beri yapılan bütün devlet başkanlığı seçimleri batının muhalefete her türlü desteğine ragmen kazanabildi.

 

BATI  MUGABE'DEN NE İSTİYOR?

Batı’nın Robert Mugabe’den istedği Zimbabwe’nin 1990 öncesi politikalarına dönmesi, Batı ile işbirliğini sürdürerek beyazlara tekrar kapılarını açması. Sadece 1980-2000 arasında Zimbabwe’den 2 milyon beyaz Avrupa, Amerika ve komşu ülklere kaçtı. Bu kaçanların tekrar Zimbabwe’ye dönmesine ve toprakların iade edilmesi istenmekte. Elmas şirketlerinin daha önceden olduğu gibi beyaz madenciler tarafından işletilmesi gerektiği belirtilmekte. 

Fakat Zimbabwe gerçeğinde bir ironi var. o da Batılı menfaatlerin İsrail ile devam ettirilmeye çalışılması. İsrail ve Güney Afrika, Zimbabwe’nin batıya açılış kapısı. Bir çok batılı ürünler bu ülkeler kanalıyla Zimbabwe’ye gelmeye devam etmekte.

Artık Batı Mugabe ile devam edilmesinin çok anlamsız olduğunu da görüyor. Çünkü ZANU yönetimi ile Mugabe’yi birbirinden ayırmak imkansız. Peki bu gerçek nasıl değiştirilecek. Işte batının cevap bulamadığı mesele de bu. 

Zimbabwe artık eski Zimbabwe değil. Batıya çok fazla bağımlılığı yok. Geçenlerde sadece Japonya Zimbabwe’ye 10 bin traktör hibe etti. Zimbabwe’nin tarımsal kalkınması için 2 milyar dolar ayrıldı. 
Çin en büyük yatırımcı. Sadece başkent Harare’ye değil ülkenin en ücra kesimlerinde bile Çin’in etkisini görmek mümkün. Fakat ülkede katı bir devletçi ekonomi izlendiği için bu tür gelişmelere ragmen ekonomi bir çöküşte. Bu durumun nedeni sadece batı değil. Aksine Pan-Afrika ekonomik anlayışının artık Afrika’da bir geçerliliğinin olması. 
İnkar edilmemesi gereken konu Mugabe’nin eğitim de çok başarılı olduğu. Bugün güney Afrika ülke leri içerisinde eğitim kalitesi en yüksek ülke Zimbabwe. Ülkede neredeyse okuryazarlık oranı yüzde 97’lere ulaşmış durumda. Fakat bu kaliteli eğitime ragmen istihdamın sınırlı oluşu eğitimli sınıfın komşu ülkelere kaçmasına yol açıyor.

Güney Afrika’da binlerce taksicilik, bahçivanlık yapan Zimbabweli doktor, mühendis, avukatı bulabilirsiniz. Ülkelerinde ya iş bulamadıkları ya da çok düşük maaş aldıkları için komşu ülkelerde hizmet sektöründe çalışmayı tercih ediyorlar. 

Yalnız Mugabe’nin de bu çok yönlü kendisine karşı muhalefete ekonomi kötü gittiği sürece direnme gücü yok. Zaten son günlerde yaşlılık ve hastalık sorunları iyice göze çarpmaya başladı. Swaziland’a güney Afrika Savunma paktı zirvesine gittiği sırada hastalandı. Önce uçakla tedavi için Zambiya’nın başkenti Lusaka, sonra Dubai sonra da Singapur’a gelmek zorunda kaldı.
Mugabe de dahil Afrika liderlerinin en ilginç yönlerinden biri kendi ülkelerinde sağlık sektörüne gereken önemi vermemeleri. Bu yüzden bir çok Afrika lideri tedavi için başka ülkelere gidiyor. Bu belki de diktatörlüğün en somut örneği, iktidarın olanaklarını halkı için değil kendisi ve çevresi için kullanmak istemeleri. Belki de ortalama ömrün 48 yaş olduğu ülke de Mugabe’nin 92 yıl yaşamasının sırrı da bu.

Sonuçta Zimbabwe’nin geleceğine halk kendisi karar verecek. Fakat bu kararı Batılı sponsorların insafına bırakırlarsa çok şey değişmeyecek. Ülkesini 36 yıl yönetmiş bir lider gidecek yerine Batılı çıkarlara hizmet eden bir lider gelecek. Halkın aldığı eğitimle bu dengeyi iyi kurması lazım. Eğer Mugabe gidecekse Batı istediği için değil, Zimbabwelilerin istediği için gitmeli. Zimbabwelilerin kendi gelecekleri noktasında ne diktatörlerin ne de Batılı devletlere hizmet eden liderlerin insiyatifi değil, kendi halklarının ortak bir gücü olmalı. 

Güncelleme Tarihi: 20 Eylül 2016, 16:16
YORUM EKLE

banner39

banner36

banner37

banner35