banner39

Diyabet, böbrekleri vuruyor

Günümüzde özellikle beslenme şekilleri sebebiyle diyabet, çok sık rastladığımız kronik rahatsızlıklar arasında yer alıyor.

Haber 04.12.2015, 21:25 04.12.2015, 21:25
Diyabet, böbrekleri vuruyor

Kanda şeker miktarının yüksek olması uzun vadede diyabet hastalığına yol açıyor. Diyabet hastalığı, dikkat edilmediği takdirde, damarlara zarar vererek göz, sinir ve böbrekte tahribata yol açıyor, kalp krizi ve felce de neden oluyor.

Diyabet hastalarında kan şekeri ve kan basıncı sebebiyle böbrek hasarı oluşabileceğine dikkat çeken Dr. Emre Çiçekli, hasarın en az seviyeye indirilmesi için kan basıncı (tansiyon) ve kan şekerinin normal seviyede tutulmasını tavsiye etti. Ayrıca sigara içen, normal kilosunun üstünde olan, diyabete ırsî yatkınlığı olan kişilerin de risk altında olduğunu belirtti.

Tip 2 diyabet teşhisi koyulan hastalar, zaman kaybetmeden böbrek sağlığını tahlil yaptırması gerekiyor. İnsüline bağımlı diyabet hastası olan kişiler ise 5'inci yıldan sonra böbrek fonksiyonlarıyla ilgili testlerini ihmal etmemeliler. Mikroalbuminüri ve diğer testlerin düzenli olarak yaptırılması gerektiğini vurgulayan uzman doktor, böbrek damarlarının yüksek kan basıncı ve kan şekeri sebebiyle vücudu atık yüksek kan şekeri ve kan basıncı sebebiyle böbrek damarlarında meydana gelen hasarın geri dönüşü olmadığını ve vücuttaki atıkları dışarı atma fonksiyonunu kaybederek diyabetik nefropati gelişebileceğini ifade etti.

Dr. Emre Çiçekli "diyabet hastalarında yüksek kan basıncı ve yüksek kan şekeri, kanı temizleyen filtreler olan böbreklere zarar verir. Sağlıklı böbreğe sahip kişilerde atardamar, kan dolaşımındaki kanı ve atıkları böbreklere taşır. Filtreler ise kanı temizleyerek fazla sıvıyı idrar yoluyla dışarı atar. Ayrıca vücudun sağlıklı kalması için gerekli olan proteinin vücutta kalmasını sağlar. Zarar gören böbreklerde protein böbrekten idrara kaçar ve vücuttan atılması gereken zararlı maddeleri atamayarak kana karışmasına sebep olur. Böbrek fonksiyonları tam olarak bitene kadar uzun bir süre belirti vermediği için diyabet hastaları düzenli olarak idrarda albümin testi yaptırmalıdır. Böbrekteki hasar arttıkça kandaki atıklar sürekli artar, böbrek fonksiyonlarını kaybeder. Yüksek kan şekeri ve kan basıncından kaynaklanan böbrek sorunlarına diyabetik nefropati denilir ve maalesef her iki böbreği de aynı zamanda hasara uğratır. Diyabetik nefropatiye has belirtiler olmamasıyla birlikte, vücutta sıradışı şişmeler, kan basıncının sürekli yüksek olması, idrar yoluyla atılan maddelerin vücutta kalmasına bağlı olarak halsizlik, iştahsızlık, bulantı, uyku düzeninde bozukluklar, kilo kaybı, kaşıntı gibi değişimler dikkate alınmalıdır. Yüksek kan şekeri ve kan basıncından dolayı büyük ve küçük böbrek damarlarının zarar görmesiyle oluşan diyabetik nefropati telafisi olmayan bir rahatsız olmakla birlikte düzenli takip, kan şekerinin kontrol altında tutulmasıyla denetim altına alınabilir" dedi.

Tip 1 veya Tip 2 diyabet teşhisi koyulan kişilerin kan şekerinin kontrol dışında ve yüksek olmasının damarlara ve böbreklere vereceği hasarı artıracağına dikkat çeken İç Hastalıkları uzmanı Dr. Çiçekli, HbA1c değerinin % 7 seviyesinin altında tutulmasını tavsiye etti. Ayrıca tansiyonun da tuz tüketimine dikkat edilerek ideal değerinin korunmasının önemine değindi.

"Şeker hastalığının böbreğe zarar verme ihtimalinin görüldüğü durumlarda hekim kontrolünde tansiyon ilacı kullanılması gerektiğini, ACE-İ ve ARB ilaçlarının, böbrekten protein kaybını az da olsa önleyebileceği için böbrek hasarını yavaşlatmaya yararlı olduğunu" açıklayan doktor, diyetisyen kontrolünde beslenmenin mühim olduğunu ve protein miktarının azaltılmasının gerekliliği üzerinde durdu. Böbrek fonksiyonlarının düzenli olarak kan ve idrar tahlilleri ile kontrol edilmesi, hekime danışmadan ilaç kullanılmaması gerekiyor. Kolesterol oranının yükselmesi, böbreklerin kanlanmasına ve süzme işlevini yerine getirememesine sebep olacağı için kan yağlarının normal seviyede tutulması tavsiye ediliyor.

banner53
Yorumlar (0)
21
parçalı bulutlu
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?