banner39

Evlilik sofrasında mutluluk yemeği

Siz pembe hayallerle öyle oyalanırken ve beklerken mutluluk yanınıza uğramadan çekip, gider.

Haber 05.11.2014, 19:57 05.11.2014, 19:57
Evlilik sofrasında mutluluk yemeği

Diyelim ki, senelerce kara sevda çekerek evlendiniz.

Evlilik sofrasında mutluluk yemeğini yemek istiyorsunuz. Çünkü bu, her evlenen gencin tabii hakkı, elbette bunu istersiniz. Peki bunun için ne yapıyorsunuz? “Mutlu olmak istiyorum ama bunun için ne yaptım?” sualini kendinize sorabiliyor musunuz? Parmağınızı bile oynatmadan refikanızın, diğer bir ifadeyle hayat arkadaşınızın; siz hiç bir şey yapmadan, bir gayret göstermeden, ne edip, eyleyip sizi tılsımlı bir değnekle mutlu etmesini mi bekliyorsunuz?

Eğer öyleyse kusura bakmayın boşuna beklersiniz. Siz pembe hayallerle öyle oyalanırken ve beklerken mutluluk yanınıza uğramadan çekip, gider. Çünkü yemeği yemek için önce malzeme lazım ve onları belli ölçülerde doğrayıp, ayarlayıp ocağa koymak da lazımdır. Sofraya oturmak için ise sofrayı hazırlamak...

Şayet yemeği ocağa koymak ve sofrayı hazırlamak zorunuza giderse, o zaman da masada çok beklerseniz. Kusura bakmayın, yemekler kendiliğinden gelip önünüze dizilmez.

Peki, ne yapmanız lazım?
 
Önce evlilik sofrasını şöyle güzelçe açın. Mutluluk yemeğini itinayla pişirin. Pişen yemeği huzur tabaklarına koyun. Tabakların üzerine biraz tebessüm tozu dökün. Bardaklarınıza neş'e meşrubatı doldurun. Vazonuzda birkaç tane saadet gülü, birkaç mutluluk çiçeği bulundurmayı da ihmal etmeyin.

Oda sıcaklığına gelince: Ne negatif enerjinizle donsun, ne de sinir katsayınızla sıcaklığı 30'lara vursun. Lisân-ı hâliniz bahar meltemleri estirsin. Dudaklarınızdan dökülen kelimeler, Temmuzda toprağı ferahlatan yağmur damlasına dönsün. Belki de söylenenler zannedildiği kadar kolay değil. Belki de "söz uçup gidiyor", yazılanları tatbik etmek ise hayli zor oluyor.

Çünkü kimi sofralar zor kuruluyor. Kimi mutluluk aşları, maalesef zor pişiyor. Ocağı yakmak için bir hayli uğraşmanız, bayağı bir nefes tüketmeniz icabediyor. Kimileri yemeklerinin üzerine dökülen tebessüm tozundan hoşlanmıyor. Yemeğinin huzur tabağına konmasını istemiyor. Neşe meşrubatından nefret edenler bile var.

Ya hayat arkadaşlarıyla birlikte yemek yemeyenler, yemekten zevk almayanlar?
Hangi çeşit mutluluk yemeği yaparsanız yapın, sizinkini beğenmeyip başkalarıyla aynı yemeği yemeğe bayılanlara ne demeli? Bu durum karşısında nasıl davranılmalı? "Haydi bana eyvallah, ben de kendime başka bir sofra bulurum" mu demeli? Böyle demek çözüm mü? Bir celsede bu kelimeyi söyleyenler, aradıkları arkadaşı bulabiliyorlar mı?

Allah rızası için birazcık durun ve düşünün
Yeni hayat arkadaşınızın eski arkadaşınızla aynı karakterde olmadığını nereden bilebilirsiniz? "Ben onu tanıyamamışım. Bunu tanırım" derseniz yine yanılabilirsiniz. İsterseniz evlilik sofrasındaki mutluluk yemeğinin tarifini değiştirelim ve bir daha deneyelim.
 
Yine evlilik sofrasını açın
Mutluluk aşının yanına biraz da sabır çorbası yapın. Zor da olsa üç beş tane kabuklu imtihan cevizi ekleyin. Çorbanızın üzerine siz sevmeseniz de refikanızın sevdiği acı baharatlardan oluşan bir karışımı kızgın yağda kavurarak dökmeyi ihmal etmeyin. Belki biraz ağzınız yanabilir. Mideniz kavrulabilir. Fakat sabır çorbasının bütün hastalıklara iyi geldiğini unutmayın.

Karanlık gecelerin gündüze hamile oluğunu duymuşsunuzdur elbette. "Ben sabahı bekleyemem" derseniz, hiç bir sabahı göremezsiniz, hiç bir güneşin muhteşem doğuşuna şahid olamazsınız.

Sabaha kadar goncanın başında açılışını beklediği halde, sabrını tüketip sabaha yakın uykuya dalarak tomurcuğun o eşsiz güzellikteki açılışını göremeyen bülbül gibi olmayın. Her şeyin sancılı bir dönemi vardır. Anne o sancıları çekmese, yavrusunu bu kadar büyük muhabbetle bağrına basamaz. İnsan dünyada sıkıntılara sabretmezse cennet denilen ebedî saadet mekânına kavuşamaz. Bir kalemde her şeyi silmek kolay. Aman dikkat! Bir meczup, bir kibritle bir evi yakıp kül edebilir.

banner53
Yorumlar (0)
16
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?