banner27

İbn Hurdazbih ve Kitabı; el-Mesalik ve'l- Memalik

Müslüman coğrafyacılardan akla gelen ilk isimlerden biride hiç şüphesiz İbn Hurdazbih’tir. İbn Hurdazbih’in diğer coğrafyacılar gibi farklı ülke ve bölgelere seyahat etme imkanı çok fazla olmamasına rağmen “tarihi coğrafya “ adı verilen erken dönem başyapıtlarından ilkini sunmuştur.

İbn Hurdazbih ve Kitabı; el-Mesalik ve'l- Memalik

Esra Çifci / Tarih Dosyası / Dünya Bülteni

Seyahatnameler, çeşitli sebeplerden dolayı farklı bölgeleri gezip gören, orada yaşayan insanların hayatlarını, kültürlerini, iklimlerini, dinlerini ve coğrafyalarını bize aktaran gezginlerin notlarından meydana gelmektedir. Bazıları edebi birer şaheser özelliği taşırken, bazıları tarihi ve sosyolojik bir kaynak olması bakımından büyük değerlere sahiptir.

Yaygın kanaatte olduğu gibi seyahatnameler; sadece gezip görme amaçlı yapılan gezilerin neticesinde oluşmuş eserler değildir ya da sadece tüccarlar tarafından da yazılmamıştır. İslam dünyasında seyahatnamelerin birbirinden farklı arka planları bulunmaktadır. Bazen Kur’an’da geçen bir kelimenin anlamını ve kullanımını öğrenebilmek için bir dilbilimcinin yollara düşmesiyle, bazen bir muhaddisin(hadis aliminin)  ravi zincirini tamamlayabilmek için uzun yollar aşmasıyla, bazen bir elçinin fermanı ulaştırmasıyla başlamıştır.

Bir seyahatname, hiçbir zaman sadece bir seyahatname değildir. Her seyahatnamenin farklı bilim dallarına açtığı kapılar vardır. Seyahatnameler insanoğlunun en eski kültürel verileri arasında yer alır ve farklı kültürlerin, değişik sosyal hayatları tanımasında önemli rollere sahiptir. Bunun yanı sıra sosyal, kültürel, tarihi ve coğrafi kaynak niteliklerini de taşımaktadır beraberinde.

22 yaşında ülkesinden ayrılarak yollara düşen İbn Batuta, yaklaşık olarak 27 yılını farklı coğrafyalarda ve ülkelerde geçirmiştir. Onun seyahatnamesi olmadan 14.yüzyıl Anadolu siyasi tarihinin öğrenilmesi çok zordur. İmparatorluk coğrafyasını tanıyabilmek için İstanbul civarından başlayıp daha sonra imparatorluğun uzak diyarlarına kadar gitmiştir Evliya Çelebi ve onun seyahatnamesi, 17.yüzyıl Osmanlı coğrafyasının sosyokültürel yapısını anlamak için başyapıtlar arasında yerini almış zengin bir kaynaktır. Sefaretnameler olmaksızın Osmanlı devlet adamlarının Avrupa’ya bakış açısını anlayabilmek, batının Osmanlı’ya olan merakını öğrenebilmek çok zordur.

İslam Dünyasındaki Seyahatlerin Serüveni

Hz. Peygamberin vefatının ardından, İslam devletinin sınırları hızlı bir şekilde genişlemeye başlamıştı. Öyle ki; Atlas Okyanusundan, Amu Derya (Ceyhun ) nehrine kadar tek bir hakimiyetin altında birleşmişti topraklar. Bu geniş alanda herkese tam bir özgürlük, güven ve istikrar sağlanıyordu. Hz. Ömer döneminde, yol güvenliğini sağlamaya yönelik ilk adımlar atılmıştı. Hem yol güvenliğini artırmak hem de istihbarat akışını hızlandırmak amacıyla“berid” adı verilen bir teşkilat kurulmuştu. Hemen ardından ise “darü’-dakik” olarak isimlendirilen misafir evleri yaptırılmıştı. Fetihedilen ülkelere kültürel ve ekonomik canlılık da getiriliyordu. Garnizon olarak inşa ve imar edilen Musul, Şam, Kayravan, Basra, Kufe gibi şehirler, kısa sürede kozmopolit şehirler halini almaya başlamıştı. Şehirler dışa açılıyor, dışarıdan birçok misafiri, ilim adamını, tüccarı ağırlıyordu. İlim öğrenmek için uzun yollara düşen kişiler, inançlarını yaymak için yola çıkan sufiler, ticaret amacı ile harekete geçen kervanlar, hadisler için “ Rıhle” yapanlar ve dil çalışmaları için çöllerde dolaşan (en saf Arapça çöllerdeki bedeviler tarafından kullanılıyordu) enerji dolu Müslüman bilginler, bu güvenli ve geniş coğrafyada seyahatlere böyle başlamıştı. Nitekim Kur’an da seyahat yapılmasını tavsiye ediyordu. Tüm bu hareketlilikler geride zengin bir coğrafya ve seyahat literatürü bırakıyordu.

Seyahatnamelerden Coğrafya Kitaplarına

Abbasi Halifeliği döneminde bilimsel çalışmalar, tercüme bürolarının kurulması ile hız kazanmıştı. Gittikçe genişleyen İslam coğrafyasındaki yeni yerleri tanıma istediği de bu büyümenin beraberinde gelen doğal bir meraktı. Yeni yerlerin iklimi, ekonomisi, kültürü, dini yapısı, tarımı, coğrafyası, topografyası bilinmek isteniyordu.

Bu sebeple bazı İslam alimleri, bizzat kendileri farklı ülkelere giderek gözlem yapmayı tecih ediyorlardı. Örneğin 30 yıl boyunca dünyanın çeşitli ülkelerini gezmiş olan hatta Madagaskar’a kadar gitmiş olan Mesudi de bu yöntemi seçen alimlerdendi. Bazıları ise padişahlar tarafından Hindistan gibi ülkelere dinleri hakkında gözlem yapmak için gönderiliyor ve o sırada coğrafi bilgilerde elde ediliyordu. Dilbilimi için çöllere giden alimler, bulundukları çölün iklimini ve yüz ölçümünü tespit etmeye yönelik çalışmalarda da bulunabiliyorlardı. Tüm bu eseler, zamanla devletin arşivlerinde yerini alıyordu.

Müslüman coğrafyacılardan akla gelen ilk isimlerden biride hiç şüphesiz İbn Hurdazbih’tir. İbn Hurdazbih’in diğer coğrafyacılar gibi farklı ülke ve bölgelere seyahat etme imkanı çok fazla olmamasına rağmen “tarihi coğrafya “ adı verilen erken dönem başyapıtlarından ilkini sunmuştur.

Aslen İranlı olan İbn Hurdazbih, seçkin bir aileye mensuptu ve iyi bir eğitim almıştı. Hz. Ömer’in kurmuş olduğu berid sisteminin, Abbasiler dönemindeki sorumlusuydu(Halife Mu’temid dönemi). Berid teşkilatına mensup olanlar, halifeler adına istihbarat toplamakla görevli olurlardı ve buraya halifelerin güvenini kazanmış kişiler getirilirdi. Çünkü halifeler, berid mensuplarının gönderdiği bilgiler ışığında uzak bölgeler hakkında karar verirlerdi. Berid mensupları; yörelerin idari, iktisadi ve kültürel durumları hakkında da geniş ve güvenilir bilgilere sahip olmakla ve bu bilgileri halifelere aktarmakla sorumluydular.

Berid teşkilatında görev alan İbn Hurdazbih’in de sahip olduğu görev vesilesi ile birçok ülkeye gitmemiş olmasına rağmen sorumlu olduğu bölgeler hakkında sürekli istihbaratlar alıyordu. Ayrıca seyahat yollarının önemli noktalarında yer alan berid merkezlerine bir çok gezgin tüccarlar, seyyahlar ve alimler konaklamak amacıyla uğruyorlardı. İbn Hurdazbih, bu yolculardan da önemli veriler elde ediyordu. İbn Hurdazbih sarayda sahip olduğu yetki neticesinde, saray arşivlerini de kullanabiliyor ve bir çok seyahatnameden faydalanma imkanına da sahip oluyordu.

Berid teşkilatında başarlı bir şekilde görev yapan İbn Hurdazbih, daha sonra Halife tarafından Bağdat’a çağırıldı. Halife’nin oluşturduğu alimler topluluğu arasında yer aldı. Bu yeni görevi sırasında Batlamyus’tan gelen bilgileri de göz önüne alarak  “el-Mesalik ve’l-Memalik(Yollar ve Ülkeler ) ” isimli eserini yazmış, orijinal tarzda ilk coğrafi eseri telif eden kişi olmuştu.

Eserinde genel olarak yollar ve güzergâhlardan, Türk, Rus ve Yahudi tüccarların izledikleri yollardan, Astronomik içerikli bilgilerden, Ülkelerin kıblelerinden, nehirler ve çıkış yerlerinden, dünya harikalarından, dünya ülkelerindeki garipliklerden ve kültürel nitelikli bilgilerden bahsetmiştir. İbn Hurdazbih’in eserinin önemli bir diğer yönü ise Türklerle ilgili bilgiler vermesidir. Özellikle Orta Asya Türkleri hakkında önemli bilgiler sunulan eserde, Türklerin dinleri, hükümdarları, şehirleri ve sınır komşuları gibi çeşitli bilgiler yer almaktadır. 9.y.y’ın coğrafi, ekonomik ve kültürel yapısı hakkınsa zengin bir bilgi birikimi ortaya koymuştur. Bugün bu eserin belli bölümleri haricinde Türkçesi bulunmamakla birlikte; Avrupa ülkelerinde ve Arap dünyasında bu eserin nüshaları ve farklı dillere tercümeleri mevcuttur.

Seyahatnameler yazıldığı dönemin farklı coğrafyalarını, kültürlerini ve sosyal hayatlarını tanıtmakta çok önemli roller oynamaktaydı. Onlar birer kültür köprüsü görevi yapıyor bunun yanı sıra farklı bilim dallarına da kaynaklık ediyordu. Ancak zamanla seyahatnameler maddi, manevi sömürülecek yerlerle ilgili bilerin toplandığı, insanların zayıf ve eksik yönlerinin ortaya konulduğu, devlete ajanlık yapan bir sistem haline getirilmiştir. Bu durum, İslam dünyasının seyahat anlayışı ile son yüzyıllardaki batılı seyahat anlayışının arasındaki uçurumları sergiler niteliktedir.

Murat Ağrı, İbn Hurdazbih’in el-MEsalik ve’l-Memalik’i ve İçerdiği Coğrafi ve Kültürel Motifler, Dini Araştırmalar Dergisi, cilt:7, sayı: 21, Ocak-Nisan 2005.

Ramazan Şeşen, Müslümanlarda Tarih ve Coğrafya Yazıcılığı, İsar Vakfı Yayınları, İstanbul, 1998.

Kültür Dergisi, Yard. Doç. Dr. Baki Asiltürk, Doç.Dr. Mustafa Demirci, Fatih Güldal’ın makaleleri, sayı:13, Aralık-Şubat, 2008/2009.

Sayyid Maqbul Ahmad, İbn Hurdazbih maddesi , D.İ.A., cilt:20.

Fuat Sezgin, Çev. Abdurrahman Aliy, İslam Bilim ve Teknoloji Tarihi, cilt: 3,Türkiye Bilimler Akademisi Yayınları, Ankara, 2007.

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2011, 09:18
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner26

banner25