banner15

Deli bir fırtına: Halil Cibran

Lübnan denince akla ilk gelen isimlerden biri şair, filozof, ressam Halil Cibran'nın kabri, doğduğu yer olan Beşerri köyünde...

Deli bir fırtına: Halil Cibran

Dünya Bülteni Haber Merkezi

Şafak vakti kanatlanmış bir gönülle uyanmak

ve bir sevgi gününe daha, teşekkürle uzanmak

sessizce çekilmek öğle vakti, sevginin vecdini duymak

akşamın çöküşüyle de, eve huzurla dönmek

ve uyumak, kalbinde sevgiliye bir dua

ve dudaklarında bir şükür şarkısıyla

Genç yaşında gurbette hayata veda eden mısraların sahibi Halil Cibran'ın mezarı, doğduğu topraklarda müzeye çevrilen eski bir manastırda... Kitaplar onu Lübnanlı meşhur şair, filozof ve ressam olarak tarif ediyor. O ise kendini sadece gerçeğin arayıcısı olarak görüyordu. Cibran, 1883 yılında Lübnan'ın Beşerri köyünde dünyaya geldi. 12 yaşındayken ABD'ye gitti, sonrasında ise üniversite eğitimi için ülkesine döndü. İlk İngilizce kitabı 'Deli' yayımlandığında 35 yaşındaydı. Kitabında kendini "Ne Batıya ne de Doğuya koşan deli bir fırtına" olarak tanımlıyor, Neden bu gezegende olduğunu sorguluyordu.


Bu sorgulama, 5 sene sonra "Ermiş" kitabıyla sayfalara döküldü. Dünyaca tanımasını sağlayan Ermiş'te Cibran, artık bazı cevapları bulmuştu ve Mustafa adlı kâhinin dilinden anlatıyordu. Aşk, neşe-keder, suç-ceza, hürriyet ve ölüm için söyleyecekleri vardı.

Ermiş'i, İnsanoğlu İsa ve Yeryüzü Tanrıları izledi. Kitapları egemenler tarafından tehlikeli ve devrimci bulunundu. İkiyüzlü toplumsal değerleri sorgulayan Asi Ruhlar kitabı Beyrut'ta bir pazar yerinde yakıldı.

Kâfir Halil öyküsüyle de kiliseyi yerden yere vurdu. Afaroz edilse de "şarkı söyleyeceğim, öykümü anlatacağım, ama insanlar kulaklarını kapatıp duymayacaklar, çünkü kendi ruhlarının isyan etmesinden ve toplumlarının sallanıp başlarına yıkılmasından korkuyorlar" diyerek meydan okudu.


Ülkesini de terk eden ve edebiyat sürgünü olarak bir müddet Fransa'da yaşayan Cibran, renkler ve fırçaları arkadaş edindi. Satırlara dökemediklerini tuvale yansıttı. Sanatçının ailesi, sessizlik, şafak, onlardan birkaçı... Fransa'dan sonra yeniden ABD'ye gitti. Ancak ne kitapları ne de resimlerinden yeteri kadar gelir elde edebildi. Çok istemesine rağmen parasızlık nedeniyle yeniden Beyrut'a dönemedi: Yoksul ve yalnızdı.


Ermiş isimli kitabında da söylediği gibi "üzülse de gidecekti". 1931 yılında 48 yaşında, bir hastane odasında öldü. Ancak aslında ölüm onun için ayrılık değildi. Zaten mısraları "Ölmek, rüzgârda üryan durmak ve eriyip güneşe karışmaktır. Ölüm kavuşmaktır" diyordu. Öyle de oldu. Vasiyeti üzerine, doğduğu yer olan Beşerri köyüne gömüldü. Onun son durağı olan bu yerde, orijinal tablo, çizimler, notlar ve kişisel eşyalarından oluşan 440 parça bulunuyor. Bunlar arasında son günlerinin şahidi eşyalar ve yatağı da var. Şimdi Cibran, mezarının yanında ışık oyunlarıyla ziyaretçilerine "Senin gibi hayattayım ve yanıbaşında duruyorum. Gözlerini kapat beni göreceksin" mısralarıyla sesleniyor.

Kaynak: Kuzey Haber Ajansı

Güncelleme Tarihi: 10 Nisan 2018, 15:27
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER

banner10

banner12