banner39

Dr. Cantemir: Haritacıların duygularını kâğıda dökme imkânı kalmadı

Günümüzün önemli harita koleksiyoncuları arasında yer alan Dr. Cantemir’le konuştuk

Hayata Dair 25.12.2013, 16:54 25.12.2013, 16:54
Dr. Cantemir: Haritacıların duygularını kâğıda dökme imkânı kalmadı

İbrahim Ethem Gören/ Dünya Bülteni - Kültür Servisi

Üniversitelerimizin harita bölümlerinde tarihi haritalar üzerine, harita ve kartoğrafya tekniği açısından doyurucu bir çalışma yapılmamaktadır.

Dr. Bekir Cantemir hemen her türlü eski-yeni haritaya gönlünü kaptırmış olan bir harita mühendisi… Günümüzün önemli harita koleksiyoncuları arasında yer alan Dr. Cantemir’le hasbıhal ederek harita merakıyla haritaları ve haritacıları tanıma gayretinde bulundum.

İbrahim Ethem Gören: Bekir Bey haritacılığa ilginiz nasıl başladı? Şu anda nasıl devam ediyor?

Dr. Bekir Cantemir: Yıldız Teknik Üniversitesi’nde Harita Mühendisliği eğitimi alırken kartografya dersleri ilgimi çekmekteydi ancak bu bölümlerde tarihi haritalar konusu ele alınmadığından iş hayatına atıldığım Beyoğlu Araştırmalar Merkezi’nde eski İstanbul haritalarıyla tanıştım. Beyoğlu Araştırmaları Merkezi’nde eski haritalar üzerinden Beyoğlu’nda yaklaşık 4.000 binanın tarihini yazma işini Ferruh Arslan’la birlikte yürüttük. Ferruh Ağabeyin aşıladığı eski harita aşkı bende bir hobiye dönüştü.

Eski haritalarda ne arıyorsunuz?

Eski haritalarda insanın topografyada bıraktığı izlerin değişimini takip etmeye çalışıyorum. Mekânlara isim verilmesini, eski binaların sokak yapılarının değişimini ve bu haritaların üretim mantığını çözümleyerek günümüze taşımaya çalışıyorum.

Efemeralar arasından çıkan haritaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Efemeralar insanların kullandıkları ürünlerin bir şekilde el değiştirmesiyle ortaya çıkar. Bir askerin arşivinden askeri haritalar, bir mühendisin veya mimarın terekesinden şehir haritaları veya sıradan bir insanın arşivinden ailesine ait arazilerin kadastral haritaları çıkabilmektedir. Bu çeşitlilik içerisinden kolleksiyonerler ilgisi oranına malzemeye bekçilik yapmaktadır.

Ne kadar haritanız var, hangi tür haritalar ilginizi çekiyor?

Yaklaşık 500 paftadan oluşan bir koleksiyona sahibim. Osmanlı coğrafyasına ait küçük ölçekli haritalar, İstanbul’a ait her tür harita ilgi alanıma girmekte. Türkiye Karayolları ve turizm haritaları da toplamaktayım. Ülkenin karayolu gelişim sürecini veya ülkemizde turizmin sunuluş biçimlerinin tarihsel süreçlerini okumaya çalışıyorum.

Bu noktada hedefleriniz nelerdir?

Hedefim Osmanlı coğrafyası özellikle İstanbul haritaları konusunda sağlıklı bir kartografya tarihi yazabilmek. Bu haritaların dönemin tekniklerine göre yapılış ve kullanışlarını anlamak ve zamanla bu birikimi yazıya dönüştürme hedefim var.

Dünün haritaları bugün ve yarın için lisan-ı haliyle ne anlatır?

Haritalar yeryüzünü sembolleştirerek kâğıt düzlemine aktarma sanatıdır. Bu sembolleştirme ve aktarma işi her zihinde farklı şekillerde ortaya çıkar. Örneğin İstanbul’da yapılan Alman Mavileri adı verilen haritada başlangıç noktası olarak Galata Kulesini almıştı. Mehmet Şevki Paşa ise Meşrutiyet sonrası hazırladığı İstanbul haritasının başlangıç noktası olarak Abide-i Hürriyet tepesini almıştı. Yani her semboloji kendi başlangıç ve bitişlerini de haritalar üzerinden göstermektedir. Ya da eski dünya haritalarında projeksiyon farklarını kullanarak Avrupa Afrika’dan daha büyük gösterilmiştir. Ya da resimli ortaçağ haritalarında dinsel imgelerin kullanımında da dün ve dünün dünya algısına ilişkin çok fazla veri bulabilirisiniz. Kullandığınız semboloji ve projeksiyonlar düşünsel haritalarınızın kodlarını da içermektedir.

Haritalar şehirler hakkında neler söyler? Mesela tarihi İstanbul haritalarını incelediğinizde bu haritalar yarının İstanbul’unun mimarisi, kentsel dönüşümü ve müreffeh bir ictimai yaşantısı için hangi ipuçlarını üzerlerinde taşır?

İstanbul’un ilk ölçekli haritasını 1776 yılında Fransız Büyükelçisinin yanında gelen Kauffer hazırlamıştır. Bu haritayı incelediğinizde, Eski İstanbul yerleşimlerini görürsünüz. O haritada günümüz Vatan Caddesi’nin alt tarafında yerleşim bulunmamaktadır. Birçok yer bostandır. Kadıköy’de ve Boğaz’da köyler yaşamın belirleyici yerleridir. Ancak 1909 yılında yapılan İstanbul Sigorta Haritası’nda boğazda artık yerleşim oluşmuştur. İstanbul’a tren gelmiştir. İstanbul’un elit mekânı Süleymaniye’den Nişantaşı’na kaymıştır. Ya da Cumhuriyetin ilanı sonrası yapılan Anadolu Ciheti haritalarında Kadıköy Bostancı arası bölgenin sayfiye yerinden günümüz sıkışık yapılaşmasına nasıl gelindiğini böylece cadde ve sokak oluşumlarını izleyebilmekteyiz.

Türkiye’de haritacılık çalışmaları hakkında bilgiler verir misiniz?

Türkiye’de haritacılık eğitiminde modern teknolojilerle ölçme ve mühendislik hizmetlerine odaklanılmıştır. Ne yazık ki üniversitelerimizin harita bölümlerinde tarihi haritalar üzerine, harita ve kartoğrafya tekniği açısından doyurucu bir çalışma yapılmamaktadır.

HARİTACILARIN DUYGULARINI KÂĞIT DÜZLEMİNE AKTARMA İMKÂNI KALMAMIŞTIR

“Haritacı” deyince hafızalarda nasıl bir profilin canlanması gerekir?

Ülkemizde haritacılık kadastro ve mühendislik hizmetleri olarak hizmet vermektedir. Ancak kadastro çalışmalarımız da, Osmanlı dönemi tahrir kültürünün temel altlık mantığı modern ihtiyaçlar için dönüştürülememiştir. Osmanlı döneminde; İslâm Hukuku temelli arazi hukuku ve tarım temelli gelirlerin vergilendirilmesi esaslı bir tahrir sistemimiz vardı. Cumhuriyetin ilanı sonrası Roma hukuku temelli bir arazi hukukunun yanına şehir parçalarına dönüşen tarım arazilerinin hâlâ tarım temelli bir vergilendirme ve kadastrolaması yapılmıştır. Bu nedenle biz toprak hukuku açısından Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişi tamamlayamadık. Haritacılık eğitimimiz de özellikle kadastro alanında, hukuk alanında olduğu gibi bu geçiş sürecini kuşatacak bütüncüllükten uzak bir eğitim ve uygulama modelimiz var. Her meslekte yaşandığı gibi, günümüz haritacısı büyük projelere teknik veri üreten araçsallaştırılmış mekanik bir işlev görmektedir. Eski dünyada olduğu gibi haritacılar duygularını kâğıt düzlemine aktarabileceği bir zemin kalmamıştır.

Konuyu Osmanlı’ya kadar götürdünüz ve yabancı haritacılardan söz ettiniz… Osmanlı topraklarında haritacı namıyla bir takım ecnebiler ne arıyordu?

Tarih boyunca gezginler ve haritacılar gezdikleri diyarlara ait bilgilerin taşıcısı olmuşladır. Osmanlı coğrafyası hakkındaki harita çalışmalarının çoğunda bu bölgeleri gezemeyen Avrupalılar için tanıtım amaçlı tasvirlere rastlarız. Biraz komplocu düşünürsek o dönemin haritacılarının çoğunun istihbaratçı olduklarını da ifade edebiliriz.

HARİTACILIK YENİ GELİŞEN BİR KOLEKSİYON ALANI

Harita koleksiyonculuğuna da değinelim isterseniz… Harita koleksiyonculuğu nedir?

Harita koleksiyonculuğu tüm kolleksiyonerlik tutkusu gibi bir toplama hastalığının estetize edilmiş bir hali. Ben kolleksiyonerliğin, tedavi edilmediği zaman putperestliğe varacak kadar bağımlılık üretici bir alışkanlık olduğunu düşünüyorum. Ülkemizde çok fazla sayıda harita kolleksiyoneri bulunmamakta. Bu alan daha yeni gelişen koleksiyon alanlarından biri.

Bu alanda uzmanlaşan kurumlar var mı?

Atatürk Kitaplığı, Fransız Anadolu Araştırmalar Merkezi Kartoğrafya Bölümü ve İTÜ’de Celal Şengör’ün arşivini bağışlamasıyla oluşturduğu kolleksiyon  gibi bu alanda güzel iş yapan kurumlar mevcut.
Türkiye’de en çok hangi türden haritalar müşteri buluyor?

Ülkemizde haritaların daha çok görsel ağırlıklı olanları, görsel bir obje olarak müşteri bulmakta. Ancak İstanbul’a ait her şeyde olduğu gibi eski haritalarda da önemli bir müşteri kesimi mevcut olduğunu müzayedelerden anlıyoruz. Ancak gün geçtikçe eski malzeme sayısı azalmakta ve nadir obje sayısı artmakta, bu da koleksiyonun tabiatında olan bir şey.

ESKİ HARİTALARINIZA SAHİP ÇIKIN

Son olarak bu hususta harita meraklılarına yönelik neler söylemek istersiniz?

Harita google map, yandex map ve ibb trafik üzerinden artık hayatımızın bir parçası haline geldi. Ancak eski haritalarınız varsa onlara sahip çıkın veya sahip çıkacak kurumlara bunları bağışlayın. Böylece bu kültürü yaşatalım. Böylece geçmişle olan bağımızın kuvvetli unsurlarından biri olan haritaları bu alanda çalışma yapan kişilerin hizmetine sunmuş oluruz. Ayrıca herkesin evinin duvarında Osmanlıca bir İstanbul haritasının veya bir dünya haritasının olması, mekânı isimlendirme biçimi ve yaşadığımız değişimi anlamak açısından bize ve çocuklarımıza farklı bir ruh katacağını düşünmekteyim.

İlginiz için teşekkür ederim.

banner53
Yorumlar (0)
22
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?