banner39

Fincanın hikâyesi

Yaşlı kadın önündeki asırlık kahve fincanına bakarken, nerelere gitmişti!.. Rengârenk kahve fincanı sanki onunla konuşuyormuş gibiydi.

Hayata Dair 03.01.2014, 20:56 03.01.2014, 20:56
Fincanın hikâyesi

İhtiyar hanımefendi, bir antika dükkânından aldığı yüzyıllık fincanı itinayla salon vitrinine yerleştirdi. Fincanın biçimi, üzerindeki işlemeler, renkler onun bir sanat eseri olduğunu söylüyordu. Ödediği fiyatı hatırladı; hayır, hiç de pahalıya almamıştı. Hayranlıkla fincanı seyretmeye devam ederken daldı gitti ötelere. Neler aklına gelmiyordu ki? Lisan-ı hâl ile o fincan sanki dile gelmiş, ona şöyle hitap ediyordu:

"Bana hayranlıkla baktığının farkındayım. Ama bilmelisin ki, ben hep böyle değildim. Yaşadığım sıkıntılar beni bu hale getirdi.”

Hanımefendi iyice hislenmişti. Önündeki asırlık kahve fincanı onu nerelere götürmemişti ki! Sanki onunla konuşuyormuş gibiydi. Elinde olmadan ve kekeleyerek "Nasıl, anlayamadım?" diyebildi içinden.

"Demek istiyorum ki, ben bir zamanlar senin de bildiğin bir çamurdum. Bir sanatkâr geldi. Beni eline aldı, ezdi, dövdü, yoğurdu. Çektiğim sıkıntılara dayanamayıp "Yeter! Lütfen dur artık" diye bağırmak mecburiyetinde kaldım. Fakat usta sadece gülümsedi ve "Daha değil" diye cevapladı beni."

"Sonra beni alıp bir tahtanın üzerine koydu. Burada döndüm, döndüm, döndüm. Döndükçe başım da döndü. Sonunda yine haykırdım:

'Lütfen beni bu şeyin üzerinden kurtar. Artık dönmek istemiyorum!'

Ama usta bana bakıp gülümsüyordu: "Henüz değil!"

"Derken beni aldı ve fırına koydu. Kapıyı kapayıp sıcaklığı arttırdı. Onu şimdi fırının penceresinden görebiliyordum. Fırın gitgide ısınıyordu. Aklımdan şöyle geçiyordu: 'Beni yakarak öldürecek!'

Fırının duvarlarına vurmaya başladım. Bir taraftan da bağırıyordum:

"Usta, usta! Lütfen çıkar beni buradan!"

"Pencereden onun yüzünü görebiliyordum. Hâlâ gülümsüyor ve 'Daha değil!' diyordu.

"Bir saat kadar sonra, fırını açtı ve beni çıkardı. Şimdi rahat nefes alabiliyordum, fırının yakıcı sıcaklığından kurtulmuştum. Beni masanın üstüne koydu ve biraz boyayla bir fırça getirdi.

"Boyalı fırçayla bana hafif hafif dokunmaya başladı. Fırça her tarafımda geziniyor ve bu arada ben gıdıklanıyordum.

'Lütfen usta! Yapma, gıdıklanıyorum!' dedim. Onun cevabı ise aynıydı: 'Henüz değil!'

"Sonra beni nazikçe tutup yine fırına doğru yürümeye başladı. Korkudan ölecektim. 'Hayır! Beni yine fırına sokma, lütfeeen!' diye bağırdım.

Fırını açıp beni içeri iteleyip kapağı kapattı. Isıyı bir öncekinin iki katına çıkardı. 'Bu sefer beni gerçekten yakıp kavuracak!' diye düşündüm. Pencereden bakıp ona yine yalvardım fakat o yine 'Daha değil!' diyordu. Ancak bu defa ustanın yanaklarından bir damla gözyaşının yuvarlandığını gördüm.

"Tam son nefesimi vermek üzere olduğumu düşünüyordum ki, kapak açıldı ve ustanın nazik eli beni çekip dışarı çıkardı. Derin bir nefes aldım, hasret kaldığım serinliğe kavuşmuştum. Beni yüksekçe bir rafa koydu ve usta şöyle dedi:

"Şimdi tam istediğim gibi oldun. Kendine bir bakmak ister misin?"

Ona "Evet" dedim.

Bir ayna getirip önüme koydu. Gördüğüme inanamıyordum. Aynaya tekrar tekrar baktım ve "Bu ben değilim. Ben sadece bir çamur parçasıydım."

"Evet bu sensin!" dedi usta. Senin acı ve sıkıntı diye gördüğün şeyler sayesinde böyle mükemmel hale geldin.

Eğer seni bir çamur parçası iken üzerinde çalışmasaydım, kuruyacaktın.
Döner tezgâhın üstüne koymasaydım, ufalanıp toz olacaktın.
Sıcak fırına sokmasaydım, çatlayacaktın.
Boyamasaydım, hayatında renk olmayacaktı.
Ama sana asıl kuvveti veren ikinci fırın oldu.
Şimdi arzu ettiğim her şey var üzerinde."

Ve ben, kahve fincanı, şu sözlerin ağzımdan çıktığını hayretle fark ettim:

"Ustam! Sana itimat etmediğim için beni affet! Bana zarar vereceğini düşündüm. Beni benden fazla sevip iyilik yapacağını fark edemedim. Bakışım kısaydı, ama şimdi beni harika bir sanat eseri yaptığını görüyorum. Benim sıkıntı ve acı diye gördüğüm şeyleri bana verdiğin için teşekkür ederim. Teşekkür ederim."

"Kahrın da hoş, lûtfun da hoş..." demesini bir öğrenebilsek.

banner53
Yorumlar (0)
12
açık
Günün Anketi Tümü
Türkiye Esed rejimiyle diyalog kurmalı mı?